boşuna üstad denmiyor necip fazıl'a okuduğunuz zaman anlarsınız demek istediğimi. kendinizi resmen oyunun içinde hissediyorsunuz.zataen konuda çok ilginç.dahası eserde.
En çok zorlandığım kitap yorumu olacak. Bu kitabı kişmseye anlatama derdim var. Çünkü kitap her okuyanda ayrı duyguların şahlanmasına neden olabilecek bir baş yapıt. Üstadın tüm tiyortro eserlerini ve diğer bir çok kitabını okumuş biri olarak kesinlikle bu kitabın okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Türk tiyatrosuna ve edebiyatına böyle bir eser kazandırdığı için sonsuz teşekkürler. yazım yılı 1938, cari yıl 2007 ve hala taptaze hala heyacanlı ölmeyen eserler böyle oluyor......
Arkadaşlarım bana doğum günümde hediye etmişlerdi bu kitabı. Daha doğrusu ben ısrarla istemiştim, onlar da nezaketen almışlardı... Çok ısrarlıydım bu kitapta, ismi vardı bir kere! Ama uzun süre okumadım, okuyamadım, vakit bulamadım. Bir gün gittiğim bir yere götürdüm yanımda. İyi ki de götürmüşüm... Aklımı başıma getirdi. Açtığım gibi bitirdim bir nefeste diyebilirim.
"Yazdığını yaşamak" da neymiş demiştim önsözünü okuduğumda. Ancak daha sonra anlamam geç olmadı.
Shakespeare ile boy ölçüşebilecek kaç piyes yazarımız var? Birisi Necip Fazıl... Bu eseri okuyunca anlayacaksınız.
Bence Üstad'ın en büyük tiyatro eseri. Öyleki Muhsin Ertuğrul bile bu oyunu oynadıktan sonra - kimbilir belkide daha iyisini oynayamam kaygısıyla - tiyatroya veda etmiştir. Oyunun ne Hamlet'ten ne de Romeo ve Juliet'ten aşağı kalır yanı yok. Ölüm tüm çıplaklığı ile oyuna hakim. '' Kafan bir arı kovanı gibi ölüm ihtisasları ile dolu '' bu sözlerden de anlaşılacağı gibi. Yok olma kaygısı, kader, varoluş ve bilinmezlik işte bunların hepsi öyle ince serpiştirilmiş ki oyuna bazen yakalamakta bazende anlamakta güçlük çekebiliyorsunuz. Sırf Hüsrev karakterini okuyarak bile oyundan birçok şey çıkarabilirsiniz...
bir ustad klasiği..bir şaheser..Süper cümleler,düşünmeye iten ve sizi sarsan edebi cümleler ve en önemlisi tiyatro eserini ile bir çırpıda okutturan üstadın uslubu..Bir günde bitirdim.Tavsiye ederim.Bir kişinin kendiyle hesaplaşması ancak bu kadar güzel kaleme alınır.
"Dipsiz bir uçuruma sarkıyorum.Yakalayabildiğim bir iki ot tutuyor beni.Bu otlar sökülüyor.Yumuşak toprağın içinden kökleriyle beraber geliyor.Düşüyorum..." diyor varolma kaygısındaki Hüsrev...Gerçekten muhteşem ötesi bir edebiyat...Okurken insan yerinde duramıyor adeta...Nasıl bir hayal gücü...Nasıl bir psikoloji...ve Hüsrev'in en etkileyen sözü "Ne yapayım anne!kestiniz incir ağacını!"<br /><br />Saygılarımla...
Üstad bu tiyatro eserinde bana göre çok ağır bir oyun oynamış Yani kitabı okumak oyunu izlemek dahi Kısakürek'in tam olarak ne demek istediğini anlamak noktasında yeterli olmayabiliyor. Ya üstad fazla derinlere inmiş yada ben biraz sığ kaldım Somut olarak elimde pek bir şey kalmasa da manevi olarak iyi bir elektrik aldığımı belirtmeliyim.
bu kitabı değerlendirmek için şu alıntı yeterli olur düşüncesindeyim.
"allahım ben yok olamam! her şey olurum yok olamam. parça parça doğranabilirim. tütün gibi kurutulabilir, ince ince kıyılır, bir çubuğa doldurulur, içilir havaya savrulabilirim. fakat yok olamam. madem ki bu kadar korkuyorum, yok olamam.* eczahane camekanlarında, ispirto dolu bir kavanoz içinde, düşürülmüş bir çocuk ölüsü gibi , yumruk kadar bir et parçasına inebilir, bir şişeye hapsedilebilirim.fakat şişenin camından yine dışarıyı seyreder, önümden geçenleri görür, kendimi bilir ve duyar, kendimi ve allahımı düşünebilirim. razı değilim allahım! yok olmaya, kalmamaya, gelmemiş olmaya, mevcut olmamaya razı değilim. bu dünyada bırakamayacağım hiçbir şey yok. ne deniz, ne şehir, ne ağaç, ne ev, ne kadın, ne de ben. bu kalıbım, bu zarfım., bu kafesimle ben. onların hepsini bırakabilirim. fakat şuurumu, bilmek, duymak, var olmak şuurumu bırakamam. razıyım bir toz parçası olayım. insanlar üzerime basarak geçsin. canım acısın, duyayım. canımın acıdığıını duyayım. razıyım bir kertenkele olayım. kızgın yaz günlerinde bir bahçe duvarına tırmanayım. tırnaklarımı tuğlalara geçireyim.yeşil ve ıslak sırtımı güneşe vereyim. fakat güneşle sırtım arasındaki öpüşmeyi duyayım. tuğlaların incecik zerreleriini sayayım. kovuklardaki böceklerin, bir boru içinden bakar gibi bana baktıklarını göreyim ve düşüneyim.razıyım bir nokta olayım. fakat o noktaya bütün kainat, bütün mevcudiyle dolsun. ben yok olamam.ağlarım, tepinirim, çatlarım, çıldırırım, ölürüm fakat yok olamam. her şey benm olsun, vereyim, gökler, yıldızlar, gökteki samanyolu, ay, dünya, vereyim. fakat aklım bana kalsın. aklım bana kalsın! aklım!.."
İnsanın meydana getirdiklerinde kendi acziyetini bulması. Bir sanatkarın sanatında yakaldığı ustalığa rağmen alemlerin sahibini tanıyamamazlığın acizliğine kapılıp hazin bir öykü kahramanı olması. Üstadın tiyatro dünyasından rövanşı aldığı muhteşem eseri.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Necip Fazıl üstad bu eserini yazarken bir ara zorlandığını ifade ediyor...Beynimize mıh gibi çakıverdiği anlamıyla,varlığı ve yokluğu aforizmalarla irdelemiş şair.Tiyatro üslubunu sevmeyenlerin bile rahatlıkla okuyacakları bir eser.Üstadı daha fazla anlatmaya ne hacet.En iyisi okuyup anlamak...Saygılarımla.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap benim en sevdiğim NFK klasiklerinden biri tam bir sanat şaheseri.Kitap bir tiyatro eseri niteliğinde.Karakterleri tamda yaşadığımız yüzyılın doğu-batı çelişkisinin getirdiği buhranları yansıtıyor.Okuması kolay gerçekten iyi denilebilecek bir kitap.
"Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum,gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum." diyen üstad hakikati ararken çektiği sancıları paylaşıyor bizimle. Gökyüzüne baktırıyor!..
-Meğer kul olduğumu anlamak için Allahlık taslamalıymışım! Meğer nasıl yaratıldığımı anlamak için bir adam yaratmaya kalkmalıymışım! -Hadiselerin sırrı en az mantığındadır. Nasıl ki tablonun kıymeti en az çerçevesindedir. Çerçeveyle ne uğraşırsın? Tabloya bak! Korkarsın! -Yaratıcı neymiş, yaratmağa kalkışarak tanıdım. Yalancı ilah, doğrusunu tanıdı. Gölge artist öz sanatkarı tanıdı. Ben şimdi, şu anda tanıyorum Allahı. İlminin, sanatının karşısında aklımı veriyorum.
Üstadın bence en iyi eseri...<br />Bundan 4 yıl evvel şehir tiyatrolarında da izlediğim ''Bir Adam Yaratmak'' beni çok etkilemişti.<br />Ve bence tiyatrosuyla Sheakspeare eserlerini aratmamış ve bence ondan öteye geçebilmişti.<br />Hepimizin arka bahçesinde bir incir ağacı gizli...<br />Kiminin babası can vermiştir orada...<br />Kiminin ise kendisi...
Mükemmel bir tiyatro eseri; replikler, karakterler, dekor, semboller… Hepsi yerli yerinde; oynanması da büyük bir maharet isteyen Bir Adam Yaratmak Türk tiyatrosunun en güzide örneklerinden birisi olarak duruyor.
Necip Fazıl,Türk Edebiyatı'nda benim hep önceliklerimden olmuştur.Çünkü onun üslubu,tarzı ve samimiyeti Türk Edebiyatı içinde herkes tarafından hissedilmiş ve diğer yazarlardan ayrılmıştır.Bir Adam Yaratmak'ın farkı da içinde barındırdığı mutlak gerçeklik duygusu.Kitabın bağıra bağıra anlattığı gibi,bir ayağı bile yoldan ayırmak tüm gövdeyi yoldan çıkarabiliyor.Bir adam yaratmak işte böyle birşey.
Gözyaşları içinde okumak istiyorsanız bir kitabı tavsiye edebileceğiğm ilk kitap bir adam yaratmak olacaktır.üstat bu kitapta başkasını değil yalnızca kendisini anlatmıştır.necip fazılı tanıyabilirsiniz bu kitapta.kitabınb en güzel cümlesi ise şu:"NE YAPAYIM ANNE KESTİNİZ İNCİR AĞACIMI".
""üzerine baslıp geçilen bir nokta olsam ama var olsam"diyor hüsrev <br />varoluş kaygısı ve intihar sendromu sürerkli hissediliyor.gazetecilerin hüsrevin yazmış olduğu kitabta kendi hayatına dair izler bulmaya çalışmalarını<br />kitabı yazmasına çocukken babasının evin önündeki incir ağacına asması olduğunu idaaedenlerle çatışma yaşıyor.ünlü veya ünsüz her insanın özel hayatında mahrem bir çzginin muhafaza edilmesi gerektiğini vurguluyor.<br />tiyatromuzun mihenk taşlarından bir eser
bir adam yaratmak<br />bir insan nasıl bu kadar etkileyici yazabiliyor hayret <br />nasıl bir hayal gücü<br />nasıl bir empati<br />nasıl bir edebi güç<br />necip fazıl zaten hayran olunacak birisi<br />ama insanı imrendirecek kadar güçlü bir edebi bilgi<br />ben ağlamada zorlanan bir insanım<br />ama ağlatıyor.<br />yazıyla karşıdaki insanların duygularına nasıl hakim olabilyor nasıl kontrol edebiliyor<br />hayret edilecek ve hayran olunacak bir yazar<br /><br />
Üstad Necib Fazil'in bir nev'i psikolojik temayulleri ihtiva ettirdigi , tiyatrosunda da seyrederken oradaki Hüsrev'in ben olmaligini düsünmüs, tiyatro sahnesinin bir kac sayfaya, bir kac cilde, bir kac nesre sigdirilabilindigine sahid oldugum icin de ayrica tuhaf bir hisse kapilmistim. Ic hesablasmalar, muhasebe ve ic dünyanin elverissiz sartlarinin dis dünyanin acimasiz tahayyüleri... bir agacin kudreti.. Dostoyevksi yesil dali ariyordu, burada da bir incir agaci fisildiyor nâmesini kulagimiza.... Üstad'a yakisan eser!
Kitapta babası intihar etmiş olan birinin babasıyla benzer bir ruhi duruma girmiş olması,ailesi ve dostlarıyla arasında geçen ilginç olaylar ,dostlarınızın sizinle ne derece ve ne denli yakın olduğu,anne şefkati gibi konular ele alınıyor.Kitap bir tiyatro oyunu.Kitabı okuduktan sonra sahnede de seyretmek isteyeceğiniz bir yapıt.Bu yüzden tiyatroları iyi takip etmeniz gerekiyor.Muharririmizin ruhi bunalıma giren ,kime nasıl davranacağını,kime güvenip kime güvenmeyeceğini bilmeyen bir insanı bu kadar güzel anlatması kitabı daha kaliteli bir hale getiriyor.Okudukça devamını merak ettiren bir kitap.