konu tam ir arabesk..tam bi yeşilçam dramı.. fakat kelimeler öyle ustaca dizilmiş, öyle dikkatli seçilip yerleştirilmiş ki yerli yerine, Kuyucaklı Yusuf 'u mutlaka okumalısınız!! emin olun pişman olmayacaksınız..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk Edebiyatının belkide en romantik,en melankolik kahramanı:Kuyucaklı Yusuf.Yaralarımı tekrar açan, tekrar beni üzen, bazende gözlerimi yoran biri...Bu karekteri hiçunutamayacaksınız.Hayata tutunamayan bir adam.Sebahattin Ali tıpkı Oğuz Atay gibi saldırısını tutunanların anlayamayacağı bir dilden yapar.
çok güzel bir kitap romanı iki defa okudum herkesin okuması gerek herkesin okuya bilecegi bir kitap insanı kendi içine çekiyor yabancılık cekecegimiz bir anlatımı hikayesi yok herşeyy anadolu teşekürler sabahattin ali.<br />
Bir kasaba hikayesi...<br /><br />Küçük kasabaları seven, küçük hayatların anlatılarını seven, küçük kasaba hikayelerini seven Kuyucaklı Yusuf'u da sever. TRT'de dizisi de yapılmıştı ama pek romanın sıcaklığını yansıtan birşey değildi. Roman daha sıcak bir anlatımı var.
Kuyucaklı Yusuf,Türk köy hayatının tasvirininin gayet güzel bir şekilde yapılmış olduğu bir kitap.Yazarın yaşadığı dönemle bugünki dönem arasında pek bir fark olmadığı açıkça gözleniyor. Sabahattin Ali,yüksek tasvir yeteneğini,en ince ayrıntılarda büyük bir başarıyla uyguluyor.Kitaba tamamen bu açıdan bakmak dahi onun ne kadar değerli bir yapıt olduğunu gösterir.Bu mükemmel çevre tasvirinin yanında,yazarı asıl güçlü kılan,insanın iç dünyasının değişik ve gerçekçi tahlili.Özellikle İçimizdeki Şeytan kitabında bunu çok daha net seçmemize rağmen,Kuyucaklı Yusuf'ta da,insanın içindeki şeytan ve melek,çok güzel ve akıcı bir şekilde anlatılmış. Belki bazı okurlar bu düşünceyi abartı bulabilirler ama bence,Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilecek kadar büyük bir yazardır Sabahattin Ali.Genç yaşta hayatını kaybetmesi,belki de Türkiye'ye bu ödülü de kaybettirmiştir. Okumadan önce,sıkılır mıyım acaba diye düşünmüştüm ama yazarın anlatımındaki ustalık,beni kitabın içine güçlü bir şekilde çekti.Zira anlatılan şeyler,aslında her insanın kendi içinde verdiği savaşla ilgiliydi. Dilerdim ki Sabahattin Ali daha uzun yaşasın ve onun nice eserlerini okuyabilelim.Sadece üç roman yazıp,bu kadar derin etkiler bırakan bir insanın,daha olgun olacağı dönemlerde yazacağı romanların nasıl olacağını düşünmeden edemiyorum. Romanı henüz okumayanlara kesinlikle tavisye ediyorum.Pişman olmayacaklardır... Saygılarımla
Sabahattin Ali'nin en çok beğendiğim eseri Kuyucaklı Yusuf...<br />kitap okunurken sanki yusuf okuyucu muazzez ise sevdğimizmiş gibi içimize giren bir yapıt.Yalın ve akıcı üslubuyla tam hikayenin ortasına ata bir yazarŞu ana kadar okumuş olduğum aşk kitaplarının içerisinde en etkilisi.Çoğu yerinde insanı heyecanlandıran kimi zamanda ağlamaklı eden çabucak bitsin de sonunu öğreniyip dedittiren bir roman.insan kolaylıkla kendisini ve yaşamışsa eğer yaşadığı aşkı bu kitapda buabilir.Aşık olan herkese tavsiye ederim
Kötülerin yüceltildiği bir dünyada, fakir insanların ne söz söyleme, ne de insan gibi yaşama hakkı vardır. Şakir ve babası sadece Yusuf ile uğraşmaz; maddi durumu iyi olmayan bir kız ve annesinin dramı da yer alır hikayede. Babasının yardımlarıyla Şakir’in bu kıza tecavüz ettiği yetmezmiş gibi; onu kullanarak Yusuf’u da tuzağa düşürmek ister.
Yazara göre ölüm; kişinin ya da çevresindekilerin kötülüklerden arınmasını, kurtuluşunu sağlar. Muazzez’in iç sızlatan “Ağabey beni kaça sattınız” cümlesinden kısa bir süre sonra gelen Ali’nin ölümü; Şahinde’yi, Muazzez’i, Yusuf’u ve tabii okuru sevindirir içten içe. Salahattin Beyin ölümü; artık hayatta hiçbir gayesi kalmayan, kalp hastası bir adamın kurtuluşudur. Muazzez’in ölümü ise; Lüks düşkünü annesinin, Şakir ve ekibinin, parasızlığın da zorlamasıyla ortaya düşen bir kadının tüm kötülüklerden arınmasıdır.
çok güzel çok romantik, çok dramatik bir kitap. önce ailesini, sonra arkadaşını, kendisini büyüten babasını ve en sonunda muazzezi kaybedip yapayanlız kalan yusufun hüzünlü yaşamını anlatıyor. okumanızı tavsiye ederim
Kuyucaklı Yusuf'ta dikkat çeken en önemli hususlar ve yanlışları şöyle sıralayabiliriz: 1-Roman bir ölümle başlayıp yine bir ölümle bitiyor. 2-Romanın en başında ve katipliğe alındığında Yusuf'un sağ baş parmağının olmadığı açıkça belirtiliyor.Fakat en son bölümde Yusuf herkesi sağ elindeki tabancayla vuruyor. 3-Yusuf Muazzez'i ilk kaçırdığında Muazzez'in entarisiyle ölümünde başında duran entarisi aynı.(Hatta buna yazarda şaşırıyor) 4-Muazzez şerefli bir kimse olmasına rağmen şartlar onu ahlaksız biri haline getiriliyor.İşin ilginç yanı Muazzez'e yapılan hareketleri Yusuf harici herkes duyuyor. 5-Kaymakam İzzet'in en baştan beri Muazzez ve Şahinde'de gözü vardı.Zaten ondandır Yusuf'u süvari tahsildarlığına getiriyor. 6-Muazzez ortaokulu bitirdiğinde dikiş dikmeyi ve ut çalmayı öğreniyor.Annesinin eğlencelerde ona değilde başkasına ut çaldırması garip değil mi? Yoksa Şahinde kızını daha küçümsememek için mi böyle bir yolu seçiyor? 7-Şakir hep Muazzez'e sahip olmak istiyordu.Eğlencelerde niye Muazzez'e sarkmıyor? 8-Yazar siyasi görüşlerini kitabında açıkça belirtiyor.Kendi oluşturduğu karakterlerin hareketleri kendi düşüncesine uymuyorsa hemen onları eleştiriyor.