bence azda olsa altyapı oluşturmadan okunmaması gereken bir kitap. eğer kitap okuma alışkanlığınız yoksa ve bir kitap üzerinde kafa yormayı çok fazla sevmiyorsanız bu kitabı okumayı birazcık erteleyin. doyurucu bir kitap Joseph K. oluveriyorsunuz bir anda neymiş bu adamın suçu diye isyan ediyor yazarın incecik düşünceleri ile kendinizden geçiyorsunuz. çaresizliği hissediyor kara delikte olduğunuzu zannediyorsunuz ve hüzün kaplıyor her bir yanınızı... bir kapıcı (kimi çevirilerde bekçi) hikayesi vardır ki sizi sizden alıyor. eninde sonunda mutlaka okunmalı.
Bay K ile bilinçler altında 20.000 fersah. Varoluş dağının eteklerinde gezinen K. olan biteni sorgulayarak başına geleni anlamlandırmaya çalışsa da işin içinden çıkamıyor belki ama bu kitap, muhteşem önsözü de dahil olmak üzere, içinde yaşadığımız dünya için koyduğumuz kuralların insani özelliklerimizi nasıl da kolaylıkla yokettiğini gözler önüne seriyor. <br />Can yayınlarının baskısı kalitesiyle de dikkat çekiyor. Sayfaların kokusu sevilen saman kokusunun aromasını taşıyor.
okunması çok zor bir kitap olduğuna katılıyorum fakat aynı şekilde çok doyurucu bir kitap bence. okuduğunuz her bölüm her sayfa düşünmenizi kafa yormanızı sağlıyor. josef k. tutuklanır ve hakkında bir dava açıldığını öğrenir. o davanın nedenini asla öğrenemezsiniz. bu bir polisiye kitap değil öğle zannedip okumaya başlarsanız hayal kırıklığına uğrarsınız. kitap okumayı sevenler kaçırmasın bence
Franz Kafka 'Babama Mektuplar'da baba korkusunu anlatır. Aynı baba korkusunu "Yargı" öyküsünde de görürüz. "Değişim"de baba korkusuna işyeri temsilcisi korkusu eklenir."Şato" da Klamm 'dır korkutan ve "Dava" romanında sistemin bilinmeyen yanı çıkar ortaya. Hayatın sokaklarında, aprtman koridorlarında yirminci yüzyılın büyük yalnızı "insan" ı korkutan dev bir Ceza Makinesi çıkar karşımıza: Korku Devleti
Kapitalist sistemin çağımız toplumunda yalnızlaşan bireyin üzerinde yarattığı korkuyu ve otoritenin modern yaşamları çepeçevre sarmasını çok önceden görmüştür. Kafka için "Geleceğin Romancısı" derim.
Josef K, kaldığı pansiyonda bir sabah tutuklanır. Olağan tutuklanma prosedürlerinden farklıdır yaşananlar. Sorulan sorulara cevap vermeyen aşırıcı adamlarca sözde tutuklama emri bildirilmiştir. Hakkında dava açıldığını öğrenir. Tutuklanmasına rağmen adamların gidişinden sonra mahkemenin vereceği hükme kadar işine gücüne devam edebilmiştir. Yaşadığı korkularla beraber.. Yargı sistemi o kadar belirsizlik, anlaşılmazlık ve saçmalıklarla dolu gözükmektedir ki K., buna karşı sert çıkışlarda bulunur ve karşı koymak ister. Mücadele vermesinin nedeni, söylediğine göre bu bozuk düzeni ortadan kaldırmak içindir. Beklenmedik anlarda ve bir çiftin gece oturup gündüz mahkeme şeklini alan bir mekanında yani beklenmedik yerlerde duruşmalar yapılır. Tavan arasında mahkeme kalemi bulunur. Rastgele sayılabilecek şekilde girdiği katedralde rastladığı rahip her şeyi bilmektedir. v.s v.s... hayali kesitlerle dolu nedenini bir çok kişinin anlayamadığı bir roman..bu hayallerin kendi hayatından yansımalar olduğunu düşünenler de olmuştur ve olacaktır elbette. Heinz Politzer’in bu kitap üzerine yazılmış bir eserinde yaptığı yorumlara bakılırsa hayatı ile paralellikler elbette vardır ama roman tümüyle hayatına paralel yazılmıştır da denemez. Cem yayınevinden çıkan kitabında günlüklerinden verilen kısımlarda dikkatimi çekmiştir ki o da yalnızdır. Yalnızlığını avutmaya çalışmaktadır. Hatta der ki “ yine de kendimi yüzüstü bırakamam, o kadar yalnızım ki!” Bu sözleri günlüğüne yazan adam Dava’yı yazarken bi dönem nişanlanmış ve zor günlerin ardından gerekçeden uzak bir mektup yazarak nişanlısından ayrılmıştır. Politzer eserinin bir bölümünde öyle bir iddiada bulunur ve der ki, K., nın pansiyonda kendisini etkisi altında bırakmış olan Frolayn Bürstner, ayrıldığı nişanlısı Felice Bauer’in yansımasıdır. Kimbilir, olabilir de.. Romanda diğer dikkatimi çeken şey, herşeyin bir anda oluşu ve bitişi. K.’nın ve romanda adı geçen diğer kişilerin bir kahin gibi bir çok şeyi söylenmeden anlaması. Giriş yapma ihtiyacı duyulmayan çok olay var. K.nın ölüyor olması belirsizlikleri engeller gibi düşünülse bile, bitmemiş bir roman nasıl paramparça ve anlaşılmaz olursa ve buna hayaller katılıp belirsizliklerde okuyucunun sonuçlara varması istenmesse aynı o şekilde oluşturulmuş bir roman. Bitmemiş roman..Kısacası, Hayali Roman.
Dava ve Kafka. Bütün gerçek dışı olayların gerçek gibi anlatıldığı… olayların irrasyonelken rasyonel kabul edilmesi! Bay K’nın otuzuncu doğum gününden otuz birinci doğum gününe kadarki bir yıllık zaman. Zaman ilk önce bir-iki hafta takip edilebiliyor; özellikle birkaç gün. İlk gün ve son gün çok yoğun. Zamanda bu anlamda bir belirginlik olsa da dayandığı yıl ve yüzyıl belli değil. Dar ve kapalı; sürprizlerle dolu mekanlar… Boğucu, yağmurlu, bulanık hava koşulları (Kafka’nın memleketi gibi) . gökyüzü, tabiat unsurları neredeyse ismen bile geçmiyor. Gündüz de yok gibi. Zamanda da mekanda da belirsizlikler olayla ilintili. Sürprizlerle dolu, şaşırtıcı bir olay; irreel olaylar; insan aklının alamayacağı olaylar yaşanıyor. Olay K’yı şaşırtıyor, ama çevresindeki kimseyi şaşırtmıyor. Herkes yaşanan olayları tabii karşılıyor. Herkesin normal kabul edemeyeceği bir olayın herkes tarafından normal kabul edilmesi, irrasyonelken rasyonel olması var. Yazar, bütün gerçek dışı olayları gerçek gibi anlatıyor. Josef, Yusuf ve kardeşlerini anımsatıyor; Yusuf, akıl; kardeşleri, insanın diğer duyguları. Josef insan ve doğuştan suçlu kabul ediliyor; nefsi temizleme var. Dünyada mutsuz, korku içinde bir insan. Dava, eğer dünya ise davanın dışında kalınması mümkün değil.
Şu ana kadar okuduğum anlaşılması en zor kitap.20. yüzyılı korku çağı olarak adlandırıyorlar.Önce bunu açıklamaları gerek.<br />Bir davada bahsetmiş yazar.Kitabın sonuna kadar davanın ne olduğunu anlayamıyorsunuz.<br />Bir umutla son sayfayı okuyorsunuz ama nafile.Anlaşılmaz bir kitap.Felsefenin sınırlarını bayağı zorlamış Kafka.Jozef k. nın Davasının anlatıldıpı bu eseri okuyunca<br />kafada pekçok soru işareti kalıyor.