Füruzan okuduğum her kitabında kendisine hayran bırakıyor.Farklı bir anlatımı var.Konu çok sarsıcı.Sanki karakterler arasındaki diyologlar cok uzun tutulmuş.Buna rağmen güzel ve hüzünlü bir roman
Üslubunu çokça beğendiğim bir yazar.Eğer 47li değilseniz ve çevrenizde o dönemleri sizler ile paylaşacak bi 47li yoksa mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum .
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mutlaka okunmasi gereken bir klasik. 12 mart donemi siyasi tarihini, celiskilerle dolu orta sinif bir ailenin, ortanci kizinin hayati uzerinden anlatiyor Firuzan. Kalemi, hikayelerinde de oldugu gibi kalbine dokunuyor insanin. Ozellikle romanin basindaki anlatimlar o kadar sahici ki Kiraz, Nuveyre, Emine, Seçil, Ertegun sanki gozumuzun onunde canlaniyor, vücut buluyor. Hele Nuveyre Ogretmen o kadar tanidik ki...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türkiye'nin sancılı günlerini etkileyici ve sürükleyici bir şekilde anlatan çok güzel bir roman. Toplum-birey çatışmasını, görünenin arkasında gizli olan gerçeği irdeleyen, sorgulayan, sorgulatan ve o zamanlar yaşananları saygı ve acıyla hatırlamaya neden olan etkileyici bir roman.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
12 martı yaşayanların hikayesi gibi görünse de ailenin sistem içinde ki kilit rolünü gösteriyor. Eğitim, ordu, medya, din gibi her türlü sistem içi ideolojik aygıta bu kitapta aile de eşlik ediyor. Kitap ta işkencelerle teslim alınmaya çalışılan zihinlere ailede taarruz ediyor.
romanda tertemiz, umutlu bir çok gencin acıklı hikayeleri var ama benim içimi yakan hikaye, erzurum'un erken inen akşamlarında sevgilisi üsteğmen ertegün için çiçek kurutan seçil'in, düştüğü boşluklardan çıkamayıp otuz yaşını görmeden canına kıyması...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
68'lilere adanmış bir ağıt. Belki de 12 MARTI anlatan en güzel, en etkileyici roman... 1960 darbesi arifesinde erzurum'da başlıyor firuzan’in romanı. emine’nin işkence sırasında sayıkladıkları, aklından geçirdikleri çocukluğunun geçtiği erzurum’dan başlıyor ve 12 mart ertesine kadar geliyor. sadece ailesinin hikayesi değil, bir kaç sayfada anlatılmış göz yaşartıcı etkisi olan o kadar çok isim, hayat hikayesi var ki kitapta, okurken sürekli şimdi geldiğimiz durumu düşünmeden edemiyor insan. o günden bugüne geçen bir kaç kuşakta ne kadar geriye gitti ğimizi, ne kadar bencilleştiğimizi, ne kadar değiştiğimizi, oniki mart’dan on iki eylüle ve ertesinde de bazen açık açık bazen kapalı süregiden şiddetin bıraktığı hasarı, inançsızlığı, geridonülmezliği. yeniden kırkyedililer gibi bir kuşağin çıkmasının ne kadar zaman alacağını, ki kırkyedililerin çocuklarından çıkmadığına göre, belki onların torunlarından yani bizim çocuklarımızdan, saflığından güç alan, benzer bir dünyayı memleketini değiştirebilme inancının mümkün olup olmadığını… yazarın anlatım gücü öylesine yüksektir ki, temmuz'un ortasında erzurum'un bembeyaz ayazında kalmış gibi hissedip titreyebilir, işkence odasında iç sesinizle kendi kendinize dayanma gücü vermeye çalışırken bulabilirsiniz kendinizi. Okurken zorlanacaksınız belki ama yine de bu gerçek serüvene dalmaya değer diye düşünüyorum..
Çok zaman oldu okuyalı ama aklımda üniversite çatışmaları,kan ve ölüm arasında iki genç rasında yaşanan sıcak bir aşk ve dönemin yansıması var.Güzel bir romandı.