charles bukowski, hangi kitabıyla olursa olsun okunmalı diye düşündüğüm az yazardan birisi. onun okurlara vermek istediği, hep umutsuz gölgelerden çıkartılan zevkin en ileri ucundaki viski şişeleri, kadınlar ve purolar... her hikâyesinin tadına bakmalı derim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk kez Bukowski okuyacağım için, ilgili bir gözlem yapma amacı ile kısa öykülerden oluşan bu kitabın faydalı olacağını düşünmüştüm ama kitabı iki kez okumama rağmen pek bir randuman alamadım. Bukowski sürekli kendini tekrarlıyor öykülerinde, bu açıdan bakıldığında kendisine karşı orta yoldan gitmek oldukça zorlaşıyor, yine de önde gelen romanlarını okumadan karar verilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Ekmek Arası ile Factotum karar verme konusunda belirleyici rol oynayacaklardır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bukowskinin inanılmaz komik ve eğlenceli bir kitabı,tek bir uzun hikaye içermiyor bir sürü minik hikaye barındırıyor içinde,leziz bir bukowski başyapıtı,yeraltı edebiyatının en iyilerinden..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk defa Bukowski okuyorum, pulp ve yeraltı edebiyatı severler için mükemmel diyebilirim; ben bayıldım. Şehveti edebiyat yapmadan anlatması da doğallık getirmiş, tabi bunlar benim nacizane fikirlerim. Tavsiye ederim...
Hayal ve gerçeğin birbirine karıştığı onsekiz küçük öyküsü ile Bukowski yine karşımızda. Hayatın boktan yüzünü görmek isteyenlere, kimileri için kayıp sayılacak yaşamlar sürdüren, kimisi içinse, hayatı buram buram yaşayanların kokteyli, insanı yine sarhoş ediyor. Öykülerinde anlattığı karakterler gerçekten ölü müdürler, yoksa hiç yaşamamışların; şikâyetleri, serzenişleri veya hep olmak istedikleri serseriler, pezevenkler, fahişeler, metresler, alkolikler v.d midirler? Bunun kararını sizler okudukça vereceksiniz.
Sizi bilmem, ama Bukowskiyi okurken tüm kanımın yenilendiğini ve hayata yeni bir renkle aktığını hep düşünürüm. Pis, azgın moruk, onun yüzde biri bile olamayanların yüzüne tokat gibi çarpar, iz bırakır. Toplumu inceleyecek olursak, Amerika’nın öteki yüzünü, hiç de cicili bicili olmayan lağım memleketinin anılarını görüp dururuz. Sonra da bu yöne giden toplumumuzun yapısı ile pekâla paralellik kurup, nerden nereye geldiğimiz hakkında kafa da yorabiliriz.
Bukowski bir fırlama, yazdıkları bir çığlık, kadınları yosma, sadakatsiz birer seks makinesidir. Ruhlarını şeytana satmış insanların kurduğu sirkte eğlenen insanların hezimeti, haykırışı, yaşamla savaşıdır anlatılanlar. Okurken onun fikirlerinden etkilenmemek, onun cümle yapısı ile düşünmemek mümkün değildir. Her okuyuşunuzda Bukowski’den bir nefes çekip, bir iki saat, tıpkı yazdıkları gibi afyonlanmış bir halde düşünerek hayatı yorumlarsınız; bu da onun yazımının gücünden gelmektedir. Bu serseri edebiyatını sevmeyenler çıkarsa, bilsinler ki hayat, sadece iyi yönleri görülen, görülebilecek bir yer değil; cehennemin parçalarının da serpiştirildiği; köşelerin, bucakların, illerin, ülkelerin memleketidir. Bu cümbüşe katılmanızı öneriyorum, iyi okumalar…
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
En elle tutulur kitabıydı Bukowski'nin. En azından bir nebze yaratıcılık vardı. Ama bana kalırsa düz yazı da vasatı aşamıyor. Diğer romanlarıyla ilişkili... Ancak birbirinden bağımsız olayları anlatmış. Kitaplarında şiirleriyle de övünüyor. Düz yazılarını beğenmedim eğer fırsat olursa boş bir vaktimde şiirlerini deniyeceğim Bukowski'nin. şiirlerin çevirisi şiirlerine birşeyler kaybettirecektir sanırım. ama kafiye ya da söyleniş güzelliğini şiirlerinde fazla önemsemediğinden herhalde aynı tat yakalanabilir.
Bukowski'nin içinde 18 başlık altında yazdığı, yine kendi tarzını hissedebileceğimiz adeta anıları diyebileceğimiz öyküleri. Bunlar öykü mü, anlatı mı, anı mı ya da makale mi anlayamıyor insan. Çünkü yazıları bu türlerin hepsinin de özelliklerini taşıyor. Sadece Bukowski adıyla değil, Henry Chinaski adıyla yazılmışlar. Yine yazılarının konusunu oluşturan ana öğeler; kadınlar, at yarışları, sıkıcı işler ve sevmediği, hatta aşağıladığı insanlar. Örneğin bir yazısının başlığı "Dr.Nazi", başka bir başlıkta "Kırmızı Burunlu Bir Sevkiyat Memuru".
"Ölüler Böyle Sever" kitabı, küçük hikayelerden oluşuyor. Sıradan günlük hayatta olanları olduğu gibi anlatan bir kitap. Bukowski kendi yaşamından örnekler vermiş yazılarında. Fakat bir kitapta bu kadar argo kelime pes doğrusu, ben şahsen bu küfürleri okumaktan bunaldım diyebilirim. Zaten kitabın arkasındaki özetten de bu anlaşılıyor ama bence saklanacak bir kitap özelliği yok, insanları bu kadar sıradan değerlendiren ve kadınları bir araç gibi gösteren, hayatın sadece cinsellikten ibaretmiş gibi anlatan başka tür örnekleri çok azdır heralde. Yazılar erotik dergilerin kenar yazıları olabilir bence...