59Yorum
Gerçek anlamda kıskançlık ancak bu kadar net anlatıla bilinir. Okunabilecek güzel bir eser.
Yazarı 'Sultan Hamid Düşerken' adlı romanıyla tanımıştım. Bu romanda beni şaşırtan şeyse romanın baş kahramanın kötü karakterde biri olmasıydı. Yazar adeta insan ruhunun derinliklerine inerek benliğinde varolan kötülüğü yeniden gün yüzüne çıkarıp okuyucunun kendisiyle yüzleşmesini sağlamış. Okuyun, okutun.
Müthiş bir psikolojik tahlil... Okunası.
Gerçekten büyüleyici, okuyucuyu içine çeken bir roman.
Daha önce filmini izlemiş olmama ve konuyu bilmeme rağmen elimden bırakmadan heyecanla okudum. Karakterlerin iç sesleri, psikolojileri, yazarın anlatım tarzı gerçekten müthiş. Dilinin biraz ağır olacağını düşünmüştüm kitaba başlamadan önce ama kesinlikle anlaşılır bir dil. İçindeki duyguyu size öyle bir yansıtıyor ki kendinizi onların yerine koyduğunuzda karakterlerin hiçbirine kızamıyorsunuz bile. Mutlaka okumalısınız.
Kitapta konu kıskançlıktan ziyade evlatlar arasında ayrımcılık yapmanın bir insanın hayatını nasıl etkilediği bence... Kıskançlık, ihanet, merhametsizlik ise bu travmanın ürünleri.
bence edebiyatımızdaki konusu en ilginç ve en vurucu insan psikoloji tasvirlerini barındıran, yabancı dille ile başka bir ülkede neşredilmiş olsa belki de batı klasiklerinden biri olabilecek sürükleyici ve okuma zevki yüksek bir roman.
Türk edebiyatının en başarılı çizilmiş "negatif" kahramanlarından birini barındıran roman, birinin mutsuzluğunun nasıl bir yaşam gayesine dönüşebileceğini göstermesi yönüyle hoş psikolojik çözümlemeler barındırıyor. Dönemi, döneminin Zonguldak'ını da yansıtan detayları ile okunmaya değer. Meraklısı için şunu da ekleyebiliriz ki roman Zeki Demirkubuz'un yönetmenliğinde beyaz perdeye de aktarıldı.
belki de yazarın satış kaygısıyla döneminin popüler edebiyat anlayışına uygun bir konu işlenmesine rağmen, satır aralarındaki psikolojik detaylarla okunmaya değer bir eser halini alıyor. Zeki Demirkubuz'un filmine konu olmasına şaşırmamak lazım...
Lisede öğretmenimin tavsiyesiyle aldığım bir kitaptı.Kitap gençlere biraz sıkıcı gelebilir ama anlamlı bir konu işliyor.Kıskanma konusu benim çok ilgimi çektiği için ben kitabı çok beğendim.
Turk edebiyatinin negatif karakterli belkide ilk romanı. Üniversitede edebiyat dersinin zorunlu eserlerinden biriydi. Meraklısına tavsiye edilir.
Kitapta ailesi tarafından yaşamı ve varlığı hiçe sayılan statik bir karakterin zaman içerisindeki haklı intikamı kıskançlık psikoloji üzerinden işlenmiş. Zeki Demirkubuz'un da sinemaya uyarladığı romanda hor görülen çirkin başkahramanı aslında ona zehir edilmiş bir hayatı erkek kardeşine de yar etmiyor.
Yakın bir zamanda filmi de çekilen Kıskanmak, insan psikolojisinin derinliklerini "kıskanma" hissine bağlı olarak gözler önüne sermesi açısından oldukça ilginç ve başarılı bir roman. Ben beğendim, türk romanına ilgi duyanlara tavsiye ederim.
aslında kitap bir ailenin yarattığı iki facia çocuğu konu alıyor. ailede fırsat eşitliği gösterilmeyen çocukların tutum ve davranışlarının nerelere gidebileceğini gösteren örnek bir eser.keşke dememek için ve evlad yetiştirirken yapılmaması gereken şeyleri en güzel gözler önüne seren muhteşem bi yapıt. iyi okumalar.
kardeşler arasındaki ayrımın sonucunu su yüzüne çıkaran; "kıskanmak" kavramını farklı bir yönden ele alan bu kitap gerçekten okunmaya değer. kendi yaşamınızda görüpte itiraf edemediğiniz durum ve olayları size çağrıştıracak.
kıskançlık kavramı ve onun beraberinde getirdiği ruhsal sapmalar ancak bu kadar güzel işlenebilirdi.Bu kitabı okuduktan sonra kıskandığınız herşeyi bir daha gözden geçirerek kendinizi sorgulayacaksınız.Mutlaka okuyun şiddetle tavsiye edilir.
İnsanın görmek istemediği şeyler,nesneler, çirkin insanlar ve içinde barındırmak istemediği ve barındığını gördüğünde üstünü örttüğü duygular ve mantık...Bunlar gibi kıskanmak ve çirkin çocuk/kadın temeline oturtulmuş bir roman...Seniha'nın ağbisine karşı duyduğu kıskançlık çocukluk saflığını kaybederek onun hayatını mahvetmeye kadar varır.Çirkin olduğu için istenmeme ve yılların biriktirdiği bekleme duygusu bir karakter yaratır...Bir kötü başkahraman, hem de kadın...
Hikayenen Zonguldak'ta geçtiğine insan epey bir süre inanamıyor;daha çok yabancı bir ülke veya şehir gibi algılıyor.Mekan gibi zaman kavramının da çok üstüne basılmaması sanırım romanın bugün dahi çekiciliğini koruyor.
Ama benim açımdan hoşuma giden Seniha gibi ağbisi Halit ve güzeller güzeli eşi Mükerrem'in de zaaflarının göze batmayacak şekilde aktarılması oldu.Romanın sonuna doğru Seniha hakkında bir gerçekle şaşırıp kaldım bu yüzden.Aynı gerçek hayatta olduğu gibi bazı insanları zor çözersiniz, şaşırırsınız onların bazı özelliklerini keşfettiğinizde veya duyduğunuzda...Bu açıdan da çok başarılı buldum romanı.Okumanızı tavsiye ederim hatta filmi izlemeden.
Ünlü yönetmen Zeki Demirkubuz kitabı sinemaya uyarlamak için bir kaç yıldır çalışmakta. Romandaki kıskançlığın daha çok "çirkinlik" ile ilişkisini irdelemeye çalıştığını söyleyen yönetmen, romana farklı boyut katmaya çalıştığını da ekliyor. Film Ekim 2009'da vizyonda.
Nahit Sırrı Örik bu kitabında; yaşı geçkin olmasına karşın hiç evlenemiş bir görümcenin kendi ağzında abisi ve yengesiyle bir evde sürdürdüğü yaşam anlatılıyor. Anlatımı oldukça sade. Hikayede; kocasını beğenmeyen yengesinin kendinden oldukça genç birisiyle ilişkiye girmesi ve görümcenin de bunu en sonunda abisine anlatarak evliliklerinin sona ermesine neden olması anlatılıyor. Bazılarına sıkıcı gelebilir. Ama kıskançlık duygusunu ortaya koyduğu için okunmalı diye düşünüyorum.