Dava kafkanın tamamlanmamış bir romanı.Kendisi bu romanın yayınlanmasını istememiştir fakat ölümünden sonra yayımlanmıştır.Buna rağmen kitap oldukça güzeldi benim için sırf içerisindeki kanunun eşiğinde hikayesi için bile okunur.Ayrıca cem yayınevi oldukça başarılı bir iş çıkarmış.Her kitaplıkta olması gereken bir kitap.
bir hukuk nosyonu kazanmak açısından okunması gereken kitaplardan. kafkanın kişisel buhranlarının da etkisiyle insanı zaman zaman boğsa da olaya gerçeklerin içinden bakılabilmesine yardımcı oluyor
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kuş aramaya çıkmış bir kafesin hikayesi Dava. Kafka'nın beğenmediği hatta yakmayı düşündüğü, nişanlısından ayrıldıktan sonraki buhran dönemlerinin etkisiyle yazdığı bir kitap. Bay K. sadece bir simge ancak Kafka'nın kendi hayatından da kesitler sunan bir simge. Özgürlüğe de kitaptaki küçük bir hikayede değiniliyor ve bu hikaye Kafka'nın kitabındaki beğendiği tek bölüm. Kitap genel olarak akıcı sayılabilir, sonlara doğru hızlandırılmış bir senaryo iyiden iyiye kendini belli ediyor. Okurken sonuna kadar bir merak içerisinde bırakıyor ve kitabın sonundaki ekler ve yorumlarla Kafka'yı biraz daha yakından tanıma fırsatınız oluyor.
bireyin iktidar karşısında ne kadar yalnızlaştırıldığını, yok sayıldığını, bireysizleştirildiğini anlatan eşsiz eser.her zaman her durumda tavsiye edeceğim kitaplar arasında."hiçlik"i iliklerinize kadar hissediyorsunuz.özellikle Kamuran Şipal çevirisi ile okunmalı.
Sanki dava, Joseph K.nın hayatının dışında bir yerde gıyaben sürmektedir. Ama ne gariptir ki K.nın yazgısı da mahkemede verilecek karara bağlıdır. Ama Josef K. mahkemenin ve kendisini yargılayan yargıçların kim olduğunu ve suçunun ne olduğunu ve onunla beraber okuyucu, hiçbir zaman anlayamıyor. Ne ve kim olduğu belli olmayan bir otoritenin, gizli bir gücün eline düşen Josef K. tüm savunmasına ve çabasına rağmen sonunda ölüm cezasına çarptırılır ve ‘bir köpek gibi’ öldürülür.
Bir sabah durup dururken tutuklanan Josef K bütün hikaye boyunca neden tutuklandığının sorgusu içinde kendini aşılmaz üstesinden gelinmez bitmek tükenmek bilmeyen bürokratik meselelerin içinde bulur.Kafka yaşamı boyunca devletin insanı köleleştirdiğini savunmuş,bürokrasi ve otoriteye karşı çıkmıştır.Yinede kendi üzerinde bu kavramların baskı yaratmasına engel olamadığından olsa gerek nefretini kuvvetli bir şekilde yapıtlarına yansıtmıştır.Ayrıca en iyi anlaştığı kardeşi ottla idi çünkü birbirlerine otoriteye karşı olan nefretleri yüzünden benziyorlardı. bürokrasiden nefret etmesinin bir nedeni onun yazı yazmasına engel olan çalıştığı sigorta şirketidir. Eserlerinin tümünde modern burjuva toplumunu, kendi karşıtına dönüşmüş modern rasyonalizmi, gündelik hayatımızda bizi kenetlemiş olan mikro iktidar ilişkilerini, insanın benliğini yok etmeye kurgulanmış soğuk kurumları, hayatımızı kabusa dönüştüren mekanları anlatır.Bu anlamda iyi okunduğunda büyük bir özgürlükçü olduğunu ve amacının hep bir "çıkış" bulmaya çabalamak olduğu görülecektir.Sanıldığı gibi umutsuz değil ama karamsardır.Dava adlı bahsettiğimiz kitabının son bölümünde akıllara durgunluk veren bir hikayeden bahsedilmektedir.
"Mahkemenin önünde bir görevli durur. Bu görevliye, ülkeden bir adam gelir ve ona mahkeme önüne çıkıp çıkamayacağını sorar. Ama görevli, o anda kendisini kabul edemeyeceğini söyler. Adam bir an düşünür ve bunun daha sonradan kabul edilebileceği anlamına mı geldiğini sorar. “Olabilir,” der görevli, “ama şu anda değil”.
Mahkemelere giden kapı , her zamanki gibi açık olduğundan ve görevli kenara çekildiğinden, adam kapıdan içeriye bakmak için eğilir.
Görevli bunu gördüğünde güler ve şöyle der: “Eğer bu kadar çok istiyorsan, benim yasaklamama rağmen girmeye çalış. Ama dikkat et: Ben güçlüyüm. Ve ben, sadece en baştaki görevliyim. Bir holden diğerlerine geçişte, başka görevliler karşına çıkacak. Hepsi de bir öncekinden daha güçlü olacak. Üçüncünün sadece görünüşü bile, benim kaldırabileceğimden fazla.” Ülkeden gelen adam bu kadar zorlukla karşılaşmayı beklemiyordur. O, mahkemelerin herkese, her an açık olduğunu zannetmiştir; ama şimdi kalın paltosu içindeki görevliye, büyük , sivri burnuna, uzun, siyah sakalına daha yakından bakınca, giriş izni alana kadar beklemenin daha iyi olduğuna karar verir. Görevli ona bir tabure uzatır, ve kapının yanında oturmasına izin verir. Adam , orada günler ve yıllar boyunca oturur. İçeriye kabul edilmek için bir çok girişimde bulunur ve görevliyi yalvarışlarıyla yorar.
Görevli, sıklıkla onu, küçük sorgulamalara tabi tutar, evi ve başka konular hakkında sorular sorar; ama bunlar hep, rütbe sahibi kişilerin sordukları gibi, kişisel olmayan sorulardır. Bu sorgulamalar, her seferinde görevlinin, içeriye henüz alınamayacağını belirtmesiyle sona erer.Yolculuğu için kendini iyi donatmış adam, sahip olduğu her şeyi, ne kadar değerli olursa olsun, görevliye rüşvet vermek için kullanır. Görevli, verilen her şeyi kabul eder ama bunu yaparken de, “Bunları sadece, denemediğin bir yol kaldığını düşünmeyesin diye kabul ediyorum” der. Uzun yıllar boyunca, adam görevliyi , neredeyse aralıksız biçimde gözlemler. Diğer görevlileri unutur ve bu ilk görevliyi, mahkemelere kabul edilmesini engelleyen tek mani olarak görmeye başlar. İlk yıllarda, talihsizliğine sertçe ve yüksek sesle lanet okur; daha sonra , yaşlandıkça sadece kendisi için şikayet etmeye başlar.
Giderek çocuksulaşır ve görevliyi uzun uzun incelediği için, kalın kürk paltosundaki pireleri bile keşfedip, bu pirelere bile, görevlinin fikrini değiştirmesine yardım etmeleri için yalvarır. En sonunda gözleri zayıflamaya başlar . Etrafın gerçekten karardığına mı yoksa, gözlerinin artık kendisini yanılttığına mı karar veremez. Ama o hala, gerçekten de mahkeme kapısından, hiç sönmeyen bir ışığın sızdığını anlayabiliyordur. Şimdi artık fazla ömrü kalmamıştır. Ölümünden önce , uzun yılların bütün deneyimleri aklında toplanır ve o zamana kadar görevliye sormadığı bir soru oluşur kafasında. Artık katılaşmış vücudunu hareket ettiremediği için, görevliyi eliyle çağırır. Görevlinin artık eğilmesi gerekir, çünkü aralarındaki boy farkı, adamın aleyhine bir hayli açılmıştır. “Hala neyi bilmek istiyorsun?” diye sorar görevli, “sen doymak bilmiyorsun.” “Tabii ki herkes mahkemeye ulaşmayı arzular” der adam, “ama nasıl oldu da, bunca yıldır, benden başka kimse içeriye girmek istemedi?”.
Görevli adamın artık son dakikalarını yaşadığını anlar ve zayıflamış kulaklarına sesini duyurmak için eğilip yüksek sesle konuşur: “Buraya senden başka hiç kimse kabul edilemezdi, çünkü bu giriş sadece senin için açılmıştı. Şimdi burayı kapatacağım”
Kafka'dan bitmek tükenmek bilmeyen bir edebiyat performansı..kitabın hiçbir bölümünde anlatı sekteye uğramıyor..bu nedenle roman insanı sarıp içine çekiyor ve her davanın sonu olduğu da düşünüldüğünde yazar kitabın sonunda kendi kararını açıklıyor..K. öldürülüyor ve dosya kapanıyor..
Josef K bir gün durup dururken tutuklanır. Herhangi bir suç işlemediğine temelde inanmaktadır fakat gitgide belirsiz bir şekilde kendisine açılan davanın içine çekilir. Suçunu bilmediği için suçsuzluğunu kanıtlayamamakta ama herkes ona herkes tarafından malum bir suç işlemiş gibi davranmaktadır. Kitapta her bölüm o bölümü en iyi niteleyen kelimelerle isimlendiriliyor. Bölüm isimleri kişiler ağırlıklı. Bölümlerde ismi taşıyan kişiler anlatılmıyor, K ile ilişkileri anlatılıyor. Kitaptaki bölümlerin hacimleri genel olarak birbirine yakın. Sona doğru yoğunlaşma var. Romanın başında hız-hareket var, ortalarında yavaşlama, sona doğru tekrar hareket (çırpınma) artıyor. K, romanın sonunda rahip ile konuştuktan sonra davranışı yavaşlıyor ve sonunda da teslim oluyor. Roman kahramanının yaşadığı karabasanı iliklerinize kadar yaşıyorsunuz.Roman bittiğinde üstünüze bir ağırlığın çöktüğünü hissediyorsunuz.Dava çok zor bir roman fakat aynı şekilde de güzel.İnsana edebiyatın herkesin işi olmadığını gösteriyor
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayat belki de biricik davamız. Gözümüzü açtığımız gün tutuklanmışızdır. Ve son güne kadar aklamaya çalışırız kendimizi. Sonra kanun önündeki gerçeği öğreniriz. Bu gerçeği ne kadar geç öğrensek o kadar iyi olurdu herhalde daha uyumlu bir hayat yaşamak için...
Suçluluk,eziklik,dışlanmışlık.Şaşkın bir adam bay K.Bay K için garip gelenler diğerleri için o kadar sıradan şeyler ki.Aslında suçlu olmadığımızı biliyoruz ama illa suçlu-imiş gibi- davranmaya mecbur bırakılıyoruz.Belki de Franz Kafka kendi kurguladığı kahramanla özdeşleşiyor.Tıpkı Geothe'nin Werther'i öldürüp kendinin ölümden kurtulması gibi.
Doğduğumuz ilk günden beri bir davanın sanığıyız. Hayatımız -eğer davanın farkında isek- bu davadan beraat etmeye çalışmakla geçiyor. Ancak dava hiç bir zaman bitmiyor. Daima bir şeylerin, birilerinin suçlamasıyla karşıya karşıyayız. Gelenekler, ailemiz, devlet, diğer insanların yargıları vs... Kafka, tam da ortasında bulunduğumuz bu davayı çarpıcı bir dille anlatıyor.. Tekrar tekrar okunabilir...
yapmadığınız bir şeyle suçlandığınız oldumu? hayatımızın büyük bölümünü önyargıların ve yapmadığımız işlerin psikolojik ve toplumsal baskısı altında geçiriyoruz. Kendi kendimize bile itiraf etmeye korktuğumuz düşüncelerimiz oluyor..Konu olarak başlarda tuhaf gelse de, aslında Dava hayatımıza tıpa tıp uyuyor. Kendi benliğinizin tarassutundan kurtulmak için okunması gereken bir eser....