Tarihi roman yazmanın diğer romanlara göre yazarına ayrı bir sorumluluk yüklediği kanaatindeyim. Çünkü bu konuda yetkin değilseniz birçok insanın işin kolayına kaçarak tarihi kurgudan öğrenmeye çalışmasının ve bazen de yanlış öğrenmesinin vebali omuzlarınıza yükleniverir. Okay Tiryakioğlu bu yükü layıkıyla taşıyor. Bir iki kitap hariç, tarihi karakterler serisinin bütün kitaplarını da okumuşumdur. Ancak Osmanlı sultanlarını anlatmadan gelen bir alışkanlık mıdır bilmem, Sultan Alparslan; Oğuz Yabgu Devleti'nden kopalı ve İslamiyeti kabul edeli 40 sene olmamış bir devletin sultanı olarak da değil de, Yüzyıllardır hilafetin sancaktarı gibi algılanabilecek bir devletin sultanı olarak, hatta tabiri kısaltalım bir Osmanlı Sultanı gibi resmedilmiş. Evet bazı bölümlerdeki hikaye ve karakterler bu vurguyu kırmaya, Sultanın kökleri ile olan bağlarını göstermeye çalışır cinsten, ancak yine de genel etkiyi kırmaya yetmiyor. Birde bazı 3. şahıslar gözünden hikayenin aktarılmaya başlanıp, daha sonra bu şahısların akıbetine dair hiçbir şey öğrenememek benim adıma hayal kırıklığı oldu. Bu anlamıyla bir eksiklik olarak değil; ama bir fazlalık olarak gördüğüm bu hususlar dışında roman gayet akıcı ve sürükleyici. Bir Okay Tiryakioğlu klasiği.