Öncelikle kitap güzel ve okumaya değer. Resimdeki kadar ufak değil, epey büyük ebatlara sahip. Vereceğiniz paraya değer. Muhteva açısından bakılacak olursa, bu milleti ve bizim insanımızı anlatıyor. Kah gülmekten kırıp geçiriyor, kah dondurup bırakıyor, yer yer ciddi sarsıyor, bazı zaman da hayli üzüyor. Lakin kesinlikle umutsuzluğa sevk etmiyor. Olayları ele alma, esprili sunma, örnekleme, kritize etme, menfi yanlara işaret etme ve son safhada da yön gösterip hedef çizme usulü, kitabın genel işleyiş tarzı. Klasik Erdal Demirkıran tarzı yani. Diğer eserlerinden daha sağlam temellenmiş bir alt yapı ve minimize edilmiş falso sayısı beni mutlu eden yanı. Şahsım adına tek sıkıntısı ise, yer yer oluşan üslup kaymaları ve okuyanlar açısından konunun ciddiyetini gölgede bırakması muhtemel espritüel/hayli laubali bir dil kullanımı. Öyle ki bazı zaman fevkalade mühim bir konu, kullanılan abartılı avami üslup nedeniyle okuyanın gönlünde hak ettiği ölçüde makes bulmayabilir. Muhteva üsluba kurban edilebilir. Bu ise galerideki ferrariye hacı murat makyajı yapmaya eşdeğerdir. Ve bu eserde bu teşbih kendisine sıklıkla yer bulmaktadır. Lakin ufuk açıcılığı, akıcılığı, körelmeye yüz tutan nöronları patlatma ve at gözlüklerini rafa kaldırtma özelliği her zamanki gibi muhteşem. Heyecan, acı, sancı ve umudu aynı anda pik yaptıran yerse, kendi adıma "Aklımız gitti" bölümü... Kısacası alın okuyun ey kitap kurtları, okuyun zira ciddi bir emek verilmiş ve size katacakları, fiyatının çok çok üzerinde...