İsyan Günlerinde Aşk
İsyan Günlerinde Aşk
107Yorum
mellow84
Kitapkurdu
11.05.2004
ahmet altan artık klişeleşmiş yalnızlık ,kimsesizlik mefhumlarından kurtulup,aşkı olduğu gibi anlatmalı,her kitabını okuduktan sonra kendimde bir burukluk ,karamsarlık , her şeyini yitirmişlik hissediyorum,acaba benim yaşadığım ilişkiler mi yalan yoksa ahmet bey başka bir alemin duygularını mı aktarıyor bizlere
Oya Oğuz
19.02.2004
Bircok kişiyi etkisi altına alan ask, gurur ve milliyetçilik duygularını işleyerek tarihi ve yaşananları etkileyci bir şekilde anlatan bir kitap. Cok sürükleyeci ve gerçeklerle dolu bir kitap....
ozgun41
17.02.2004
tek kelimeyle sıkıcı bir kitap...<br />her romanında olduğu gibi cinsellik dışında başka konu yokmuş gibi yine tabularımızı harekete geçirmeye çalışmış fütursuzca.<br />dili etkileyeci ama roman neredeyse yatak odasında geçiyor.bir dönem böyle mi anlatılır yahu.
talebe61
06.02.2004
tek kelimeyle mükemmel bir kitap...cinsellik zaman zaman ön plana çıkarılmış bu eleştirilebilir, fakat tarihsel olayların farklı bir bakış açısıyla ve düzgün kurgusal anlatımıyla ele alınması kitabın okunabilirliğini ve aldığınız keyfi artırıyor...
taflan77
06.11.2003
Ahmet Altan beğenilen dilini bu kitaba pek yansıtamamış. Eserde yaşanılan aşklar; genelde cinselliğe dayanan ve biraz da sıradan aşklardı. Tam istediğimi bulamadım, daha doğru bir şekilde ifade edersek; Ahmet Altan'dan beklentimin karşılığını alamadım. Daha mükemmel olmalıydı. Ama yine de rahatlıkla tavsiye ederim...
nickimse
18.09.2003
İsyan Günlerinde Aşk, çok dingin nasıl ifade edeyim, sanki birisi kulağınıza fısıldıyor gibi sakin bir anlatıma sahip geldi bana. O ayaklanmalar, isyanlar, onca gürültülü olay sanki geçmişte yaşanmış ve bitmiş olmasının verdiği bir kayıtsızlıkla sessizce, kendi kendine konuşur gibi anlatılmış. Okurken dinlendiğimi hissettim ama bende fırtınalar koparmadı bu kitap. Bitince biraz ters oldu ama Kılıç Yarası Gibi'yi okuma ihtiyacı duydum, onda da aynı sakinliği buldum derken Reşit Paşa'nın Osman'ın yanına "öldüğü sırada üzerinde olan gecelik entarisi ile" geldiğini okuduğumda büyü bozuldu. Çünkü ikinci kitapta Reşit Paşa'nın sürgünde evinden çıkıp padişahın yanına giderken yolda bir ağaca dayanıp kalp krizi geçirerek öldüğü anlatılıyordu. Herhalde evinden geceliği ile çıkmamıştı...Bu bölümden sonrasını sadece yeni çelişkiler bulacak mıyım düşüncesi ile okudum ve buldum da. Doğrusu Ahmet Altan'ın ikinci kitabını yazarken ilkini unutmuş olmasına inanamadım. Kitapları ardarda okuyanlar da sanıyorum bu çelişkileri farketmiştir. Hatta Kılıç Yarası Gibi isimli romanda çocuk bakıcısı olan Fransız dadının birkaç sayfa önce annesinin hastalığından dolayı Fransa'ya döndüğü anlatılırken, çok değil beş-on sayfa sonra babasının hastalığı nedeniyle Fransa'ya döndüğünden bahsediliyor. Doğrusu bu durum kitapların verdiği keyfi kaçırdı desem yeridir. Ama anlatımı konusundaki fikrim değişmedi. Yumuşak, sakin, huzurlu bir anlatım tarzı var, herşeye rağmen...
KY-19819
09.07.2003
İsyan Günlerinde Aşk Kılıç Yarası Gibi nin devamı ama onun kadar etkileyici bir kitap olmadığı görüşündeyim .İlk romanını okuyanlar bu romanı okuyunca biraz hayal kırıklığına uğrayabilirler.
kursat1071
Kitapkurdu
25.06.2003
Kitapyurdu sitesinde en çok eleştiri/yorum alan kitap bu olsa gerek.Kuşkusuz bu ilgiyi haketmekte.Edebi yönü nitelikli,tarihe bakış açısı ile özgün,konu itibariyle neredeyse yüzyıl sonra bile hala güncel olan bir konu olan 31 mart ayaklanmasını resmi tarihten farklı bir bakış açısı ile ele almış.Yazarın kendisini ait olduğunu hissettirdiği "sol" siyasal söylem açısından klasik bir duruş ancak yine de tarihinde organik bir yapıda olduğu ve geçmişimizle aramızda varolduğu iddia edilen kalın duvarların ne kadar temelsiz oduğunu anlamak adına mutlaka okunmalı.
ozy1995
23.04.2003
gerçekten de aşkı ve insanı ahmet altan gibi anlatan pek az kişi var.insanın içini ısıtan bir kitap.aşk,ihanet,entrika,cesaret,korku, herşey var bu kitapta.mutlaka okuyun.
Mehmet Parlak
13.01.2003
yalnız adamın sıkıntılı dünyasında sarayın bir köşesindeki kendi için yaptırdığı kahvehane çok ilgimi çekti.
KY-39124
13.01.2003
Aşk kişiye özel bir kavram olmaktan çıkıyor,bu kitabı okurken,insana özgü hiçbir şey yabancım degildir diyorsanız,keyif alarak okunacak bir kitap... Tarihle aşk hiç bu kadar birbirlerine teget geçmemiştir belki de.Ama sorun hangi çağda olursa olsun, insanların yaşadıgı en güzel duygunun, yine sevda olduğunu kanıtlamak degil mi? Böyle bir savı yok,Ahmet Altan'ın...Bir filmi seyreder gibi,ya da basit bir olaylar silselesinin içindeymişiniz gibi,sürükleyici...Bitirdiginizde bir adım daha yaklaşmışızdır içimizdeki sevgiye...Birgün bir yerlerde sevginin ülkesi kurulursa,bunlardan birinin tuglası kuşkusuz,"İsyan Günlerinde Aşk" olacak...Kendinize bir tugla buldunuz işte...
Kemal Budak
02.01.2003
31 Mart Vakası'nın kimler tarafından çıkarıldığını öğrenmek isteyenler için fazlasıyla doyurucu bir kitap. Edebiyatçı gözüyle tarihe bakmanın farklılığını hissedeceğiniz bir yapıt. Dikkatimi çeken iki noktaya değinmeden geçemeyeceğim: 1) Kendisi inançsız biri olmasına rağmen yazarın şeyh tasviri olağanüstü. Klasik tasvirlerden kesinlikle farklı... 2) Hediye'nin serüveni bir o kadar acıklı...
dolgan
25.12.2002
Bu kitabın arka kapağında 'hiç kinse aşkı bu kadar güzel anlatmadı'yazıyordu ben bu yazıya aşkın yanına 'yaşamı' kelimesini eklemek isterdim.gerçekten yaşamın derin boyutları muammasız anlatılmış.
tartarsos
05.12.2002
Kitabın reklamını gördüğümde tarihe ilgi duyan birisi olarak hemen okuma ihtiyacı hissettim. Aldım okudum ve fırlatıp attım. Bir insan garazkarlığını gizleyerek işletmeyi ancak bu kadar başarabilir. Haa bu arada, tarihine, sultanlara ve özellikle hareme karşı kasıtlı birşeyler duyunca ağzı sulanan büyük bir kitle olduğu şüphesiz. Bu yüzden kitabın bu kadar satmasına şaşmamak lazım. Kitapta çizilen saray portresi, ahlaki olarak insanın içini bulandırıyor bence. Edebi yönden ise fabrikasyon kitap tadı veriyor. Hoşlanana iyi. Sonuç olarak hiçbir tarihi değer taşımayan bu kitap, ceddinden soğumak ve redd-i miras davası gütmek isteyenler için bir başyapıt. Bana göre ise kışın soba tutuşturmaya birebir.
bekare
Kitapkurdu
29.11.2002
Tarihimizde önemli bir yeri olan 31 Mart Vakası nın gerçekçi bir anlatımı...İlk okumaya başladığımda biraz sıkıcı gelmesine rağmen karakterlerin belirmesi ile kitap sürükleyici bir hale geliyor.Özellikle o dönemin saray, kışla ve halk üçlemesinin bilinmedik ilişkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Filiz Kutlu
Kitapkurdu
17.11.2002
Kitabı okumak için inanılmaz bi istek duymuştum.Bitirdiğimde ise beklediğimi bulamadım çünkü medyada bahsedildiği kadar iyi olmadığnı anladım içinde tarihle ilgili anlatıldığı kadar çok şey bulamadım ayrıca içindeki aşk da söylendiği kadar büyük değildi bence.Yani Ahmet Altanın kitaplarını sadece reklamdan ibaret olduğna inanıyorum.Bende bağımlılık yaratmadı.
smur
28.10.2002
Aşk romanları kategorisinde bir yere sahip olabilir ama tarihi bir anlamı olmayan bir kitap bence. Çünkü olayların nerede, ne zaman geçtiği konusunda hiç bir bilgi verilmemiş. Tarihi bilgiler için kullanılmış bir kaynak belirtilmemiş. Bu yüzden tarih kısmı bence biraz şaibeli kalmış. Yinede keyifle okuduğum aşk romanlarının arasında belleğimde yer edecek bir kitap.
watermelon
Kitapkurdu
08.10.2002
Ortaköy'de yerde serili kitap tezgahlarının birinde görmüüştüm geçen yıl İsyan Günlerinde Aşk'ı... İkinci 50.000 yazıyordu. Malatya'ya dönünce, arkadaşın elinde gördüm bu kez... Göz gezdirmek istedim ama "Hüseyin Hikmet" kelimesini görünce, ilk işim kitabı almak oldu. evet, Kılıç yarası gibi, devam ediyordu...
Bu romanda da Altan, kişi tahlillerindeki o muhteşem yeteneğini fazlasıyla sergilemiş. Kitabın tarihi yönü, Kılıç yarası gibi'ye oranla daha ağır basıyor.
Bu kitapta dikkatimi çeken satırlar, şöminede yanan odun tasvirleriydi. Aslında yananlar odun değildi. Bir kadının cazibesine kapılmış erkeklerdi. Bence sırf bu tasvir için bile alınır kitap. Güzel şeylerin devamı kolay kolay getirilemez ama, Ahmet Altan, bir nevi "devam" niteliğindeki bu Romanın altından başarıyla kalkmış. Herkese tavsiye ederim. Ama bize daha Kılıç Yarası Gibi'de Paşa olacağını söylediği Ragıp Bey'in, halâ paşa olmaması aceba bir üçüncü romanın işareti mi? Bilmem. Gerçi Reşit Paşa öldü ama Şeyh, H. Hikmet ve Ragıp için bile, yeni bir roman yazılır. Ben halâ umutluyum...
Hoşçakalın...
Elif Coşkuner
Kitapkurdu
02.10.2002
İnsanı, kadını, aşkı, olaylara karşı tavır alışlarımızı, tarihi öylesine güzel yansıtıyor ki..Kendi akımının en iyilerinden "Altan". Kılıç Yarası Gibi yi de okuduysanız hele daha bir keyif alıyorsunuz bu kitaptan. Kişilerin zaman ve olaylar karşısında nasıl değişimler geçirdiğini çok iyi gözleyebiliyorsunuz. Mutlaka okumalısınız.
Engin Yıldız
01.10.2002
İsyan günlerinde aşkın beni en çok etkileyen yönü tarihi yönü idi. 31 Mart Vakasını çıkaran kişi ya da grubun kimler olduğunu açık bir şekilde bizlere göstemiş kitap. Zira tarih boyunca bizlere 31 Mart Vakasının suçluları yanlış tanıtılıyordu. Böyle tarihi gerçekleri bir romanda birleştirmek çok güzel. İnsan hem roman okuyor hemde tarihini öğreniyor. Bu tür tarihi olayları romanlaştıran tüm yazarları buradan kutluyorum. Daha nice olayların tarihi romanla birleştirilmesi dileğiyle.