çarklar arasında, öğütülmeye karşı duruşlarla..’aynı’lıklarda yer almayanlara..alamayanlara belki de biraz. söz hakkı tanımak gerekmez mi hayattan sürgün etmek yerine..siyah takım elbiseleri içinde birbirleri ile konuşma telaşındaki kalabalıkların curcunasında ben küçük bir çocuk yaşımın sayısal olarak ifade ettiklerine aldırmadan elime tutuşturulmuş şemsiyeyi açmadan yağmura yüzümü açıp bakamaz mıyım göklere?yağmuru hissedişlerime bile müsaade tanımamak niye, onlarca bakışların rencide ediciliği ile..çarkların arasında, öğütülmeye karşı duruşlarla burdayım..yağmurun ölmüş gözlerimden akmayan yaşları yerine dökülmesini istiyorsam? kokusunu duymalıyım diyorsam? grilikleri siyahlıkla kapatmak istemiyorum diyorsam? elbiselerimden nefret ediyorsam ve yağmura teslim etmek istiyorsam? bundan sizlere ne çarklar arasında öğütülmeye razı, belki razı olmuş ruhlar? şemsiyemi sen al, ben “yok” um bu kandırmacalarda..
Hesse, sözlerini açığa vurmadan söylese de söyleyeceklerini her zamanki gibi, ‘çarklar arasında’ romanı, düşünmeyenleri düşünmeye zorlayacak şekilde kaleme alınmış diyebilirim ancak. Narziss ve Goldmund’daki hikayeler yani gerçek hayatından kesitlerle oldukça paralel. aynı şeyleri okusam belki daha az hayal kırıklığına uğrardım ama aldığı Nobel Edebiyat Ödülüne rağmen başarısız bulduğumu üzüntüyle söylemek zorunda hissediyorum kendimi..