bu kitabı gerçekten merakla okudum ancak bahsi geçtiği kadar kayda değer bulmadım. gazetelerden okuduklarımızda hep ahmet altan'ın kadın ruhundan ne kadar anladığından, onu ne kadar tanıdığından bahsediliyordu. Ama bu kitabı okurken içimden "hayır" dediğim çok oldu. ben hiç bir kadının -roman kahramanları hariç- bu kadar sorumsuzca, sadece aldatmış olmak için aldatabileceğine inanmıyorum. evet, bir etkileşim var ama kim çaldığı kapının ardındaki adamı sadece değişik göründüğü için arzulayabilir anlayamıyorum. aslında karakterler biraz daha açılabilse belki anlaşılabilirdi. ama tüm hikaye başarı arzusu, yükselme isteği, kendi kendine hayranlık gibi kısır konuların etrafında dönüp durmuş. hatta kadını anlatan bazı kelimeler sürekli olarak tekrar edilmiş. sanki onu anlatacak başka kelimeler yok gibi. bu da beynimde çok yapay bir tasvir oluşmasına neden oldu. aldatmak belki heyecan veriyor olabilir ama bu kadar sığ bir şekilde ele alınmış olmasına çok üzüldüm. bir aşka ister istemez kapılmak ve ve aldatmak belki, ama bu kitaptaki aldatma şeklini hiç gerçekçi bulmadım. kocanın öğrenmesi ve tepkisiz kalması konusunda herkesin yaptığı yorumları yapamayacağım. tepki veren, öldüren koca da olabilir, kabul eden de olabilir. bu konuda problem yok. tek problem konu üzerinde fazla çalışılmadan, kadın ruhunu pek tanıyıp anlamadan yazılmış bir roman olması. bence bu kitabı sattıran tek şey neden olduğu sansasyon. başka bir şey de yok....üzgünüm....