48Yorum
Seyfettin Özaydin
29.12.2007
Türk edebiyatının dev eserlerinden biri. Mutlaka okunması ve de ders alınması gereken eseri özellikle gençlere ve ihtiraslı insanlara okutmakta fayda var. İnsanın her devirde muhteris olduğunu çarpıcı bir şekilde anlatıyor.
sheherazade
Kitapkurdu
19.12.2007
çok beğendiğim bir kitap aslında öğretmen istediği için aldım hoşuma gideceğini tahmin etmiyordum ama çok değişik bir kitap.fransız özentisi mirasyedi Bihruz beyin aşkını anlatıyor.asil sandığı kız cahil biri çıkıyor.kitabı çok beğendim.
salim kaya
Kitapkurdu
06.12.2007
neden bu kadar çok batılılaşmayı çok seviyoruz anlamıyorum türk olmak neyimize yetmiyor
Şenay Gemeç
Kitapkurdu
28.11.2007
Bu eserden dış görünüşün insanı yanıltabileceği ve dış görünüşe fazla aldanılmaması gerektiği yargısı çıkarılmaktadır. Bunun yanında insanın olayları kendi istediği gibi agılamayıp gerçeği görmesinin gerektiği, o zamanlarda görülen ve yabancı hayranlığından kaynaklanan Fransızca ile karışık bir dil kullanma durumunun kişilerin anlaşmasında zorluklar yarattığı ve önyargılı davranışların insanı ne derece hataya sürüklediği anlatılmaktadır.
Kitap yazılan ilk realist roman olmasına rağmen okuyucuyu dili yönünden zorlamaktadır. Kitapta yabancı hayranlığı, dış görünüşe önem verme, maddiyatçılık, önyargılı davranma vb. gibi toplumda o zamanlarda sık görünen sorunlar ele alınmıştır.

Faydalı bir kitap olduğu düşüncesindeyim.
edebi_savaşçı
28.11.2007
bu kitap tanzimat döneminde,batıyı nasıl algıladığımızı çok güzel bir şekilde anlatmış.her ne kadar kitapta anklatılan olaylar bizleri müteessir etse de geçmişimizi öğrenmemiz açısından dikkatli okumamız gereken bir kitap...
takpan
02.11.2007
batılılaşmayı ve batıya özentiyi anlatan güzel bir kitap tabi toplumcu bir yazardan toplumcu bir kitap..okumanızı tavsiye ederim
hislipalyaco
26.04.2007
Türk Klasiklerinden biri...Tanzimat sonrası gelişen alaturka-alafranga arası yaşamın getirdiği gariplikler,özentiler ve meşhur araba sevdası.Ana karakter Bihruz Bey,yalan söylemeyi adet haline getiren Keşfi Bey,Periveş Hanım,Fransızca hocası paragöz Mösyö piyer...Öyle bir özentidir ki Frenkçe yaşamaya,
konuşmaya kendi annesi bile kimi zaman söylediklerini anlayamaz Bihruz Bey'in.Annesine bile kendi sözünü tercüme etmek durumunda kalır kimi zaman.Kendi dilinde bir şiiri anlayamaz;Arapça,Farsça kelimeleri çıkaramaz,Fransızca düşünür.Bütün hayatı lüks arabası ve iyi koşum atlarıyla en iyi araba takımlarıyla mesire yerlerinde boy göstermek olan mirasyedi Bihruz Bey'in yine Çamlıca bahçesinde gezerken gördüğü Periveş Hanım'a olan tutkusuyla hayatı yeni bir şekil alır.Bir kere bir-iki cümle konuşup bir mektup verir eline.mektubun cevabı için iki ay bekler.Bu arada Periveş Hanım'la aralarında birşeyler olduğunu düşündüğü arkadaşı Keşfi Bey,iki ay içinde yalanlarını sıralar Bihruz Bey'e.Böylece Bihruz Bey'in aşk ve sıkıntıyla geçecek günleri başlar.Öğrendiği-aslında Keşfi Bey'in en büyük yalanı-bir haberle sarsılır ve vicdan azabı çekmeye başlar.Ama kitabın sonundaki gülünç sona gelince Bihruz Bey'in nasıl Keşfi Bey'in yalanlarına inandığı,bütün üzüntülerinin boş olduğunu görünce güler misin ağlar mısın durumuna düşüceğinizi söyleyebilirim.
Eser çok başarılı bir eser değil ama bir ilk olduğu ve dönemi oldukça ironik bir şekilde anlattığı için okunabilir.Kitapta fazlasıyla Fransızca kelime var,en basit tepkiyi bile Fransızca vermiş: O Mon Dieu!(Tanrım) gibi...Konu ve dönem itibariyle gerekli olduğu şüphesiz ama yine de çok fazla olduğunu düşünüyorum ama yayınevi bu durumu kitabın sonunda rastgele bir sözlük vererek değil de kelimenin ya da cümlenin geçtiği yerde parantez içinde vererek yada aynı sayfada sayfanın en altında açıklayarak bu da olmadı kitabın en sonunda sırasıyla geçtiği sayfa numarasına göre verseymiş çok daha güzel olurmuş.Fransızcaya hiçbir aşinalığımız olmadığı için sözlükten de pek yararlanamıyoruz.Açıkçası ben çoğu Fransızca kelimeyi okuyup geçtim,sözlükte arayıp da bulamadım çünkü.ama kitabın kapağı,düzen ve yazı boyutu gerçekten güzel.Klasik olduğu için okunmalı diyorum.
gok36
10.12.2002
Bihruz Bey'in Periveş Hanım'a duyduğu aşk ve yaşadığı hayal dünyasının anlatıldığı roman Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Keşfi Bey'in yalanlarıyla süslenen bu hayal dünyası, Mösyö Piyer'in üçkağıtçılığı ile eğlenceli bir hal alıyor. İnsanların olayları olduğu gibi değil de görmek istedikleri gibi değerlendirmelerini anlatan bir roman.