LEYLANIN DUDAKLARINA DEĞEN ÇİLEKTEN BAŞLAYARAK BİR KİTABIN SAYFALARINA TAŞINAN AŞK HİKAYESİ. FANTASTİK BİR DİLLE ANLATILMIŞ , DEĞİŞİK DEVİRLERDE YAŞANAN AŞK HİKAYESİ. KİTABIN BİR İSMİ DE LM. YANİ ELEM. YANİ LOVE&MURDER . AŞK VE ÖLÜM. BABİL ZAMANINDAN BAŞLAYARAK OSMANLIYA KADAR UZANAN AŞK HİKAYELERİ. BİR KİTAP VE BU KİTABIN PEŞİNDEKİ ULUSLARARASI BİR ÖRGÜT.<br />GÜZEL, İLGİNÇ BİR KİTAP.
Defalarca okuduk-dinledik Leyla İle Mecnun'un ölümsüz aşklarını .Ama hiç düşündük mü onu yazan elin dertlerini , yazdırılan kalemin ızdırabını ve yazılan kitabın duygularını? Hayır.. Aklımıza bile gelmemişti.<br /> İskender pala düşünmüş akla gelmeyeni yazıya dökmüş.<br /> Eli kolu bağlanır insanın aşk karşısında da bir kitap ne yapar aşkın karşısında elsiz ve kolsuz?<br /> Babilde başlayıp Süleymaniye kütüphanesinde hala devam eden aşk arayışında bir kitabın gözüyle uzun bir tarihin siyasetini , kültürünü , yaşayışını göreceksiniz.<br /> Tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
<br />Kitap Fuzulî'nin "Leylâ ile Mecnun" mesnevisinin fantastik bir romanı. Mesnevinin yazıldığı kağıda katkısı bulunan bir çilek tanesinin gözünden anlatılan romanda bilimkurgu katışımı da mevcut. Kitap yazarın Divân Edebiyatı üzerindeki yoğun birikimini de yansıtarak farklı lezzetleri bir arada sunuyor.
Leyla&Mecnun hikayesinin Fuzuli'nin kaleminden yazıldığı el yazması kitabın "birinci kahraman" olduğu roman, bu yönüyle ilginç. Divan Edebiyatı uzmanı olan Prof. Dr. İskender Öksüz, bu kitabı ile pekçok okuru Divan Edebiyatı'nın kapısından içeri alıyor. Eserdeki en başarılı bölümler L&M divanının kitab olarak hazırlanmasını anlattığı satırlar ile Kanuni dönemi divan edebiyatı, o dönemin saray hayatı; yazarın uzmanlık nesnelerinin el yazması kitablar, divan şairleri olduğu gözönüne alınır normal bir durum bu. Divan edebiyatının hayattan kopuk olduğu şeklindeki genel-geçer ve haksız yargıyı kırma çabasında yazarın oldukça başarılı olduğu söylenebilir. Gelelim kitabın "roman" olarak anlamına:işte burada biraz duralım. İskender Pala'nın "roman yazarı" olarak başarılı olduğunu söylemek imkansız. Roman konusu güya "aşk", Tanzimat fermanından, BC koduyla sunulan masonik bir teşekküle; Babil'in asma bahçelerinden aslı yok "Uzay Araştırmaları"na ( yazar galiba UFO hikayelerine oldukça inanmış ); Hürrem Sultan'dan, Rüstem Paşa'dan 3.Selim'e ; Fuzuli'den Nedim'den Namık Kemal'e garip bir kadro, garip bir koro... Osmanlı ruh coğrafyasının en büyük mimarı olan tasavvuf ve mutasavvıflara sadece Galip Dede ve Galata Mevlevihanesi ekseninde değinilip geçilmesi herhalde yazarın aşkın aşkın yönlerine uzaklığıyla paralel bir hal olmalı. Oysa Mecnun'un aşk-ı beşeriden aşk-ı ilahiye vardırdığı yolunu anlatacak o kadar örnek var ki; Osmanlı ruh aleminde; yaz-yaz bitmez. Sonuç olarak kitab, roman kurgusu ile başarısız, ulaştığı satış rakamıyla başarılı sayılabilecek bir çalışma olarak kütüphanelerin bir köşesinde kalacak. Bu vesile ile muhafazakar okura seslenen yayınevlerinde bir "penpe dizi" haline gelmekte olan adında "aşk" geçen kitab yayınında görülen artışa "mim" koymak gerek. Bunun öncüsü olarak bu kitabı kabul etmek yanlış olmaz. İskender Pala'nın aynı üslubla -ortalama okur için sözlükler gerektirse bile-, dünden bugüne aktarılması gereken öykülerden yola çıkmış, daha ayakları yere basan eserler yazması dileklerimle. Ancak lütfen bu yeni kitabların kapağında "aşk" kelimesi geçmesin!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
iskender pala roman yazımında da başarılı olduğunu göstermiş. harika bir kitap .akıcı bir uslubu var. kendinizi kitaba teslim edip olayları ondan dinleyeceksiniz iskender hocama bir kez daha teşekkür ederim
Bu kitaba reklam balonları sayesinde sahip oldum. Aradığımı bulamadım, her bölümde değişik kahraman ve olaylar. Son bölümleri biraz sürükleyici o kadar. Yine de okumakta yarar var, atalarımızın şiire ve sanata verdiği önemi yansıtması açısından.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aşkı konu alan ama bu kadar sürükleyici ve öğretici bir kitap bulmak zordur. Kitabın en hoşuma giden yönleri; Osmanlı'nın iç yüzünü gözler önüne sermesi; şiirin Osmanlı döneminde ne kadar ileri bir seviyede oluşunu göstermesi; sanata Kanuni zamanında verilen önemi anlatması; Batı ile doğu arasındaki dengelerin altüst oluşuna kitabın şahitlik edişi ve en önemliside aşkın Dünyanın hiç bir yerinde bizim (Doğu diye nitelendirilen kesim) yaşadığımız aşk olmadığını bu sürükleyicilik içinde okuyucuya sunması. Biraz "Benim Adım Kırmızı" yı da andırıyor kitap. Herşeyiyle güzel bir çalışma. Özellikle tarihi sunuşu tek başına kitabı cazip kılıyor. Herkese okunmasını tavsiye edebileceğim bir kitap.
Leyla ve Mecnun Mesnevisinin başından geçen türlü olaylarla bir çok divan şairini ve devrin önde gelen isimlerinin bu romanla bir kez daha hatırlamış olduk.Fakat Divan edebiyatıyla ilgilenmeyen insanların bu tür romanları okuyabilmeleri hayli zor diye düşünüyorum.Romanın kahramanının bir kitap olması masalsı bir hava yaratmış diyebiliriz.Bunun yanında yazarın ilk romanı olmasına rağmen kullandığı üslup oldukça akıcı.Değişik bir kurgu ile romanını oluşturan yazarın bu ilk kitabı bende söylenenin aksine olumlu bir izlenim bırakmadı.
çok büyük ümitler besleyerek aldığım fakat beni şok bir hayal kırıklığına uğratan bir kitap.başı ile sonu arasındaki uçurum kitabın ana temasını oldukça zedelemiş.kitabın çok satmasının bence tek sebebi,bir reklam balonu gibi şişirilmesiydi.balon nihayetinde çok çabuk patladı,ve sönüp gitti.divan edebiyatına ve iskender pala beyefendiye duyduğum saygınlık azalmadı ama kitap hiçte divan edebiyatını ve o güzelim leyla ile mecnun hikayesini anlatmakta başarılı olamamış.çok fazla karakter kullanılması,karmaşık olaylar orhan pamuk'un benim adım kırmızı kitabını anımsatıyor.sıkıcı ve gerçekten gereksiz bir eser.sadece divan edebiyatından alıntıların okunması için alınabilir.
iskender pala'nın ilk romanı olma özelliği taşıyan 392 sayfalık bu kitap 30 bölümden oluşuyor.fuzuli'nin emeğinden çıkma leyla mecnun kitabının konu olarak temel oluşturduğu romanın ilgi çeken yanı bir kitabın dile gelişi ile anlatılmış olması.romanda kitapçık dile gelir, hisseder, yaşar ve görür.kısacası insana dair tüm hisleri ve ruhu taşımaktadır.kendini mecnun yerine koyan kitap leyla'yı aramış ve hemen hemen her bölüm sonunda 'leylaaaa' diyerek yüreklerimizi dağlamıştır.belki bir insan dili ile anlatılsa müdahale edilmek istenen noktalarda müdahale gerçekleşebilecek ve 'çıkışsızlık' terimi anlamsız kalacaktı.. fuzuli'nin aşkı giz ile tanımlaması bir anlamda doğru bir anlamda yanlış diye düşünmeme sebebiyet vermiştir..öyle ya aşk giz iken yaşanmaz sadece.. kitabın en ilginç cümlelerinden biri de aşk ayrılığının bir azap olduğu ve azabın 'a-z-b' kökünden türediğini bunun da 'lezzet' demek olduğu..aşık gerçekten platoniklikte lezzet mi duyar diye düşündürecek bir cümledir bu esasında.. aşk'ın acımasız tanımı da verilmiştir, insanları ne hallere düşürdüğü de.. fuzuli’nin dilinden.. "Sevda siyah etti ruzigarim Aşk aldı inan-ı ihtiyarım" Mecnun'un Leyla'sına duyduğu bu aşkı diğerlerinden ayıran bir durum yoktur ona göre..bir fark dışında..mecnun’un babası tarafından mecnunluğundan kurtulması ve rahata ermesi için kabeye götürüldüğünde aşkımı arttır Allah'ım diye dua edişidir..kim aşk için yanmayı göze almış ki mecnun olsun..yanmak isteyenlere izin verilmiş mi ki yansın kavrulsun ömürleri sevgilileri için feda olsun.... bu kitap 'aşk'ı anlattığından yazılacaklar bitmez tükenmezdir..şu beyitler yalnız yaşanan aşk'ı ne de mükemmel şekilde anlatmaktadır da içimizi kavurmaktadır..böyle aşklar ancak karşılıksız yaşanır diye düşünmüşümdür.zira karşılıklı aşkta sevgiliye kavuşma anlamında acı yoktur.. mecnun oldum ben sana sen dönüp bakmadın bana diyenlere.. "Bende Mecnundan füzun aşıklık isti'dadı var Aşık-ı sadık benim Mecnun'un ancak adı var" Fuzuli geceleri bitmez tükenmez olanlara, "Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir Mübtela-yı gama sor kim geceler kaç saat" Sabit
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ne talih ki elem koymuş adını yazarı. Leyla’dan bir L ve Kays’tan M. Kays yani aşık öznenin adı az anılır hikayede. Çünkü aşk demek biraz da yok olmak demektir. Yok olmayı göze alamayanlar kendini aşık sananlardır. Sanıyorsan, aldanıyorsun. Aşıksan yok oluveriyorsun. Aşk hakkında yazılmış en ünlü yazıtlardan biri L&M. Yazıt diyorum çünkü beyitler ve şiir üstü anlamlar içeren bu esere yalnızca şiir ya da aşk hikayesi demek anlatamayacak onu. İskender Pala gazete yazılarını uzun zamandır takip ettiğim biridir. Ona beni çeken şeyi yazılarında bugüne kadar bulduğumu söylemem. yani bulduklarım çekimin ne kadar kuvvetli olduğu düşünülürse yeterli değil gibilerdi. bir mıknatıs nasıl çekerse demiri öyle çekiyordu anlattıkları. Ama sanırım çekim kuvveti benim iradem dışında gerçekleşirken sebebin zaman üstü olabileceğinin de farkındaydım. “İşte” dedim kitabı okuyunca, “sebebim”. Her şeyin -en az- bir sebebi varsa, benim sebebim bu. Beni sana çeken şey bu ey yazar. İskender Pala bey'e teşekkürler.
farklı şeyler düşünebilen insanlara ya da aynı şeyleri farklı bir üslupla düşünebilen insanlara yoğun bir saygı hissiyle yaklaşıyorum hep. Bu imrenmenin ötesinde, yerinde olma hissinin verdiği bir galibe duyulan saygıdan ziyade, bakışımı genişletenin bana kattığına verdiğim değere bir güzelleme. Dünyaya kendime ait bir yerden bakıyorum tabi ki ben de her insan gibi. Güzel de sanıyorum bu bakışı. Lakin hani yapılan bir buluşu neden daha evvel düşünemediğini kendine sorar ya insan, bir adım ötesinin olduğunu bilir ama tahmin edemez ya.. anlatabiliyorum değil mi gösterdiğim o yeri. “bir yer var biliyorum, her şeyi söylemek mümkün/ epeyice yaklaşmışım duyuyorum/ anlatamıyorum.” .... çok söz söylemek gereksiz oluyor bazen içimde yankılanan sonsuza özenmiş cümleler varken. Susmak sonsuzluk. Sus bak. Sonsuz olacaksın. ... susuyorum.
Abicim, Aşkı anlatmanın 1001 (binbir) türlü yolu var. Yazar, en beceriksiz olanını seçmiş. zorlama yoluyla şiire ve kitaba aşkı yüklemiş, yanlış yapmış. Aşkı yüklemesi gerektiği merkez insan olmalıydı, romanın kahramanı insan olmalıydı, kitap yada "aşk" değil. Yazarın hormonları henüz aşk ile cinselleğin dengesiz bir dağlımını üretiyor. Kitap hakkında olumlu yazanların çoğu ütopik bir alemdeler, aşkı toz pembe görmeleri, duysullıkla bir şiir yada metinde okuduklarını, aşkı kendilerinden başka bir tek yazar Pala'nın anladığını, farklı şeyler söyleyenlerin ise aşkı tanımadıkları zannına kaptırıyor kendilerini. Kitap, yöntem bakımından başarısızdır. İçerik olarak bu konu pekala, çok daha iyi işlenebilirdi. Beni hayal kırıklığına uğratmıştır. Bunu yazarın da (en azından ileride) anlayacağını sanıyorum ve böyle sonuç olarak sıkıcı bir kitabı bir daha yazmayacağını ümit ediyorum. "Farklı bir yaklaşımla ve etkili olmak kaygısıyla" yazılan kitabın özeti, evdeki hesap çarşıya uymamış, dağ fare doğurmuştur. Bu keskin eleştirilerin olumlanabilmesi için yazarın ve kitabı beğenenlerin başlarını kumdan çıkarmaları gerekir. Kitap,roman türünün en ilkel versiyonudur. Okur olarak daha kaliteli çalışmalara layık olduğumuzu düşünüyorum. Yazarın şahsını tanımama lüzum yoktur. Tv'de izleyip yazılarını kısmen okuduğumuz ve divan edebiyatına, duygusallığı ağır basarak, ilgi gösterdiğini gördüğümüz bir araştırmacıdır. Aşk konusunda, kendisinden beklendiği şekilde yazarın yeterli bir iç dünyasının olmadığı da anlaşılmaktadır... Kitabın olumlu yanları da ele alınaıbilir. ancak hüküm olarak başarısız bulduğum bir çalışmanın olumlu yanlarını konuşmak benim için zaittir. Bu yüzden, "divan edebiyatı muhibbanları" nın yaklaşımlarını (karşı olduğumdan değil) benimsemediğimden, aşktı, şiirdi, tarihti, coğrafyaydı, kültürdü vs edebiyatı yapmaya niyetim yok...
İskender Pala Bey, aşkı anlatan,beni bu dünyada aşkın hala var olduğuna inandıran kişi.kendisine çok teşekkür ediyorum.bu kitaptaki "sır" kelimesi, aşkın tam anlatımı bence.<br /><br />teşekkürler İskender Pala
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eğer sevda üzerine bir şeyler okumak istiyor ve şiir seviyorsanız mükemmel seçim. Son zamanlarda okuduğum en kaliteli edebiyat yapıtlarının başına koyacağım türden.
İskender Pala, L&M kitabının yüzyıllar içinde elden ele seyahati üzerine kurguladığı kitapta her bölümün başına bir beyit koyarak okurlarına bir divan edebiyatı ziyafeti çekmiş.
İskender Pala'nın bu kitabı herşeyden önce akıcı uslubuyla dikkat çekiyor. bununla birlikte yazar anlatmak istediklerini romanın sihirli dünyası içerisinde okuyucuya kazandırma eğiliminde. sanıyorum bunda da oldukça başarılı özellikle divan şiirine ilgi duymayan insanları bu şiir tarzına yönlendirmede çok başarılı.
İskender Pala'nın bu kitabını aşkı tanıyan, tanımayan herkese tavsiye ediyorum. Müthiş bir kurgu bence, ilham veriyor. Üslup fazla sürükleyici değil, biraz zorlanarak okudum. Eski devirleri hatırlatan bir aşk romanı olduğunu düşünüyorum. Ancak bana göre dünya çapında bir eser değil.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Babilde Ölüm İstanbul da aşk. kitabı bitirmedim henüz ama sizlerle paylaşmak istedim. Aşkın yüceliğine inanmayan, maddeyi önde tutan, aşka inanan, yaşayamayan, yaşayan herkes okusun. herkese bir şey anlatıyor L&M.