Erguvan mevsimi olduğunu unutmuştum. Nisan sonu, Mayıs başı geldi mi, Beylerbeyi Korusu’ndaki eski ahşap köşke erguvan seyretmeye giderdik. Orası, babamın en çok sevdiği ama en az kullandığımız evdi. Koruluğun tepesine doğruydu. Yeri çok ücraydı, yolu çok sapaydı. Annem benim okulumun uzaklığını, evin bakımsız ve rutubetli oluşunu, oldukça serin geçen nisan günlerinde iyi ısınmamasını, çevrenin yalnızlığını bahane eder, babamın ısrarlarına dayanamayıp gittiğimizde de hemen dönmek isterdi
yazarın son derece akıcı bir dili var...kesinlikle okumanızı tavsiye ederim..benim gib eski zamanlara özlem duyanlardansanız, geçmişin perdelerini heyecanla aralamaktan hoşlananlardansanız şiddetle tavsiye ederim... çünkü okuduğunuz her cümle sizi de kendi geçmişinize götürecek tıpkı hüzünlü mavi bir akşamı kucaklayan kızıl gökyüzü gibi...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
tek kelime ile harika bir kitap diyebilirim.. insanı kendine bağlıyor, bulunduğunuz ortamdan soyutluyor resmen.. beni en çok üzen tarafı; yıllar önce bu kitabı konusunu ve içeriğini bilmeden birisine hediye etmiş olmam.. çünkü hediye ettiğim kişiye çok ters düşecek bir kitapmış, okudukça bunu daha iyi anladım.. umarım hakkımda kötü düşünceler kapılmamıltır :D
Hayal kırıklığı. Sıcak Külleri Kaldı gibi bir kitabın yazarından beklemeyeceğim bir kitap. O kitabın devamı olarak yazılmış olması bu kitabı daha ilginç bir hale getirmemiş, aksine zorlama yapmış. Olaylar örgüsü manasız-daha doğrusu bana göre bu kitapta olaylar örgüsü diye bir şey yok. Tarzı da kitaba uymamış. Her bölüm başka bir karakterin ağzından başlıyor, ama en azından ilk bir kaç satırda kimin konuştuğunu anlayamamak beni huzursuz etti. Aynı tarzda daha ustaca yazılmış kitaplarda bu rahatsızlığı yaşamamıştım ama. Bunların dışında Oya Baydar'ın görüşleriyle ilgili düşüncem bu kitapla da değişmedi. Bu konuda fazla yazmak da içimden gelmiyor. Yalnız eski solcuların yazdığı şu kadar sayıda kitabı okuduktan sonra bir tesbitim oldu: o dünyada griye yer yok. Hayatlar ve denge siyah ve beyaz üzerine kurulmuş. Bu kitapta da aynı şeyi gördüm. O dönemin insanları ümidin ve ümitsizliğin en çılgınını yaşamak üzere programlamışlar kendilerini. Yani şu anda-her anda-dünya berbat, insanlar bilinçsiz, ama bir gün tam kurtuluş gelecek. Ve bir tarafta ezilenler, öbür tarafta ezenler. Yani mutlaka karşı karşıya gelen ve savaşacak iki grup var, düşmanlık var-eleştirilse de aslında bana gizliden onaylanıyormuş gibi geliyor- Halbuki arada başkaları da var. Olayların farkında olan, ama çözüm için aşırı davranışlarda bulunmanın bir sonuç getirmeyeceğini, ve hayatın doğal adaletinin izin verdiği ölçüde başka hayatların kolaylaştırılması gerektiğini düşünen, bunun tek yolunun da okumak, düşünmek ve tartışmaktan geçtiğini bilenler. İyi yönde bir değişim olacaksa ancak bu şekilde olacak. Ama bunca yıldır ümitsizlikten ve mutsuzluktan gelen mutlulşuk anlayışını değiştirmek de pek mümkün değil herhalde. Kitapta dikkatimi çeken başka bir şey de, konduya taşınan devrimci genç Derin'in evine gelenlere sürekli karanfilli sıcak şarapla konyak-ve İsviçre çikolatası- ikram etmesi oldu. Çay isteyene de hemen bir tane 'sallandırdı'. Zaten kitapta bir içkidir gidiyor, ne zaman iki kişi bir araya gelse ya konyak içiyorlar ya şarap vs. Kafeye gidince espressoyla likör içiyorlar vs. Bu hangi dünya acaba? Eğitimli insanların dünyası değil herhalde. Bu dünyayı iyi tanırım ve bu dünyada baş köşede demleme çayla Türk kahvesi oturur. Evde yalnızken aklıma bir kadeh konyak içmek değil, çay demlemek gelir. Yani bir çelişkidir gidiyor bu dünyada, bence o devrin insanlarının kendileri de çıkamıyorlar işin içinden.
Kitap bana edebi anlamda beklediğimi vermedi. Zevk de vermedi. Bitirdim ama bakalım bu manasız olaylar dizisi nasıl bağlanacak diye merak ettiğimden bitirdim. Tavsiye edemeyeceğim.
ismi hoşuma gittiği için almıştım. Hiç pişman olmadım. Türkiyedeki toplumsal sınıflar arasındaki bağ çok güzel kurulmuş. Ama sonu keşke daha mutlu bitseydi...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yakın tarih denince bilgimiz popüler televizyon dizilerinin bize sunduğundan öteye geçemezken şunun şurasında 10 yıl önce ülkenin geçtiği dar boğazın farkında bile olmayan insanlar için araştırmaya sevk eden bir roman.karakterlerin işlenişi sayın Baydar'ın muhteşem Türkçe kullanımıyla birleşince kitap okur için bir şölene dönüşüyor.
Tek tavsiyem mutlaka okuyun fakat herşeyden önce elinizde bu kitap varsa ve 'Sıcak Külleri Kaldı'yı okumadıysanız önce onu okuyun çünkü Erguvan Kapısı olaylar ve karakterler olarak devamı niteliğinde yazılmış bir roman, iki kitabıda OKUMALISINIZ!!! Keşke Erguvan Kapısını da biraz daha cesurca bitirseymiş sevgili Oya Baydar..<br />
Erguvan ağacı en sevdiğim, hatta mevsiminde hayran hayran izlediğim bir ağaçtır. Kokusu, rengi, duruşu beni cezbeder. Bu kitaba da isminden yakalandım diyebilirim. Hiç te yanılmamışım. Çizilen portreler, siyasi tarih, ilişkiler ve kesişmeler bir yana, İstanbul'un erguvan zamanı betimlemeleri bir harika. Şiirsel bir tadı var. Tarif edilen her sokakta erguvan kokuları ile dolaştım. Gençliğimizde bir dönem hepimizin yaşadığı, kıyısından döndüğü olayların anlatımı hem hüzünlendirici, hem de yeni nesillere bir ders gibi ... Bir yabancının gözünden tarihin incelenmesi de orijinal bir fikir gibi görünüyor. Sonuç olarak duyarlı okurun takdir edeceği bir kitap.
"Bilim somut veriyi; kanıtı, tutarlılığı arar, gerçekle ilgilenmez. Gerçek, herkesin kendi hikayesine verdiği addır..." Aradığımızın gerçekte ne olduğunu, ancak Tanrı onu bize buldurduğu zaman anlayabiliriz. O zaman ne aradığımızı hiçbir zaman gerçekte bilemeyiz. Belkide aradığımız peşinde olduğumuzdan bambaşka birşeydir. Kitap istanbulun Bizans ve Osmanlı kültürleriyle harmanlanmış mistik ve gizemli atmosferinde yaşanan sosyal ve etnik farklılıkların patlama seviyesinde yaşandığı dönemlerden tutunda günümüzdeki soğuk ama sessiz bir o kadarda küresselleşmiş olduğu genel yapıda bile kendi farklılıklarını içeren bir gurup insanın aşk, bilimsel çalışma, sosyal ve idolojik farklılıklar ortamındaki hikayelerini konu edinmekle kalmamış bu insanların aynı olayları görüş ve algılayış tarzlarının nasıl kişiye görelilik arz ettiğini de ilginç bir kurgu ağıyla vurgulamış.Bu bağlamda kitabı okurken aynı olayların farklı kişilerin ağzından onların bakış açısı ve düşünceleri de eklenerek anlatılması yöntemi ile adeta Quentin Tarantinonun yönettiği bazı filimlerdeki anlatım tarzın birebir aynı olması olması acaba kim kimi taklit etti diye bir soru getirdi aklıma:) Birde olaylar üzerine felsefik gözle yorum yapmaktanda geri durulmamış ki zaman ve mekanında ötesinde, kahramanların ağzından yapılan yorumlar sayesinde, kitaba bir ideoloji de katılmış. Okunmaya değecek ve zaman zaman sıkılsanızda kolaylıkla sonunu getirebileceğiniz bir kitap....
kitapta;türkiyedeki toplumsal sınıflar arsındaki ironi,yakın siyasal tarihimiz,bu kargaşa arasındaki aşk hikayeleri,yaşanan aşklardaki bilinç altındaki su yüzüne çıkmamış psikolojik saptamalar ve sağ sol çatışmasındaki özleştiriler öyle güzel harmanlanmış ki,içiniz burkularak okuyorsunuz.ve bitmesin diye usulca,ağır ağır yol alıyorsunuz sayfalarda...
Tavsiye üzerine okudum ama iyi ki okumuşum..Her yeni bölümde başka bir kahramanın anlatımı ile başlayan ama olağanüstü bir şekilde birbirini tamamlayan ve insanın içinde bir merak kurdu oluşturan, uykusuz kalmaya razı olup saatlerce elinizden bırakamayacağınız bir kitap. Tamamen yansız olduğunu söyleyemeyeceğim ama herşeye rağmen okumaya değer. Oya Baydar'ın ikinci kitabını da en kısa sürede alıp okuyacağım.
Kitabı bir solukta okudum ve cok etkilendim.Ogüne kadar ben de tutukevi eylemlerine ve açlık grevlerine sadece dışardan bakan birisiyken bu olayların bazı insanların yaşamını derinden etkilediğini hissettim.Sevgili Oya Baydar'ın tarafsız ve değişik açılardan olaylara yaklaşımı çok başarılı.<br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sevgili Oya Baydar bu kitabı ve Sıcak Külleri kaldı adlı kitabı bizlere sunduğun için teşekkürlerrrrr.<br />Okumaynlar için kısa bir tavsiye:Bu kitabı OKUYUN LÜTFEN mutlaka alın ve zaman ayırıp okuyun.<br />Bir kitap okusum hayatım değişti diyenlere nazire yapın.Ama İki kitabı arka arkaya okuyun.<br />Türkiyemizin 1970-1998 arası tarihini<br />gerçeküstü bir halde okuyun.<br />Oya Hanım Erguvan Kapısı'nın sonu biraz daha cesurca bitebilirdi,tek ama tek eleştirim bu.<br /><br /><br />
işlediği konular açısından oldukça dikkat çekici.Toplumun kabullenmekte zorluk çektiği bazı gerçeklikler cesurca ele alınmakta .Bir çok olayı iç içe işliyor olmasına rağmen fazlasıyla akıcı bir dile sahip.özellikle politik bir kişiliğe sahip insanların mutlaka okuyup üzerine düşünmesi gereken bir roman bence..
Konunun sıktığı yerler olsa da sonra ne olacak diye merakla okunuyor. Yazar, arayış içerisinde olan kahramanların birbirleri arasındaki bağlantıyı zayıf kurmuş. İlk başlarda siyasi içerikler pek fazla ve bu görüşler kışkırtıcı nitelikte. Sonunu da çok kısa bağlamış. İyi diyelim gene de…