Bu 12 ciltlik seri tarih ilminde tam bir kaynak sayılma yolunda çok büyük bir paya sahiptir. Tarihi olaylar oldukça tafsilatlı bir şekilde verilmiş olup okuyanlar bu konulara hakim olurlar.
İçeriği hakkında bir fikir vermesi bakımından Jön Türklerden bahseden küçük bir bölümü istifadelere sunmak istiyoruz :
"Hürriyet, uhuvvet ve adalet uğruna vatanı terk etmek mecburiyetinde kaldıklarını iddia eden bu adamların cümlesi; Mustafa Fazıl Paşa'nın çil-çil altınlarıyla beslenirler!.. Mısır valiliği peşinde koşan ve bunun için Yeni Osmanlıları kullanan Mustafa Fazıl Paşa, Jön - Türkleri aylığa bağlar!.. "Yeni Osmanlılar Tarihi"ne göre bakınız kim kaç Frank aylık alır: Ziya Paşa üç bin, Namık Kemal iki bin, Ali Suavi bin beş yüz, Agah Efendi bin beş yüz, Kaya-zade Reşad Bey bin, Menapir-zade Nuri Bey bin!..
Yabancı parasıyla yabancı himayesinde yurdu terk edip kaçan ve hem yabancılardan hem yerli masonlardan aylık alan Yeni Osmanlılar'ın yurt dışındaki hayatları karanlıktır!. Bunlar Paris'te kümelenen her milletten ihtilalci, sosyalist ve masonla düşüp kalkmışlardır!. Şair Ziya Paşa'nın, 1863 Leh ayaklanmasına öncülük eden Marjan Langiewiez ile dostluk kurması, bu adam vasıtasıyla benzerlerini tanıması, Londra'da bilardo oynayıp horoz dövüşü seyretmesi, muzikhollerde dolaşması bunların ortak hayatıdır. Namık Kemal'in Paris'teki arkadaşı Kaya zade Reşad Bey'e yazdığı mektupta Londra'dan söz ederek:
"Buraya gel de gözlerin karı görsün!." demesi, ve yine babasına yazdığı mektupta ise: "Size, bizim hakkımızda "öyle zamparalık ediyorlarmış, şöyle gelip böyle gidiyorlarmış" gibi söz söyleyen olursa, "sayenizde Avrupa'da oturuyorlar, orada Kâbe tavaf olunmaz ya, ne yapsınlar" dersiniz; elverir" diyerek çapkınlığını mazur göstermesi, ayarlarının aynasıdır. Ali Suavi'nin bir İngiliz'le evlenmesi, daha sonraları bu Yeni Osmanlılar'ın sen-ben kavgasına düşüp birbirlerini pek ağır bir dille itham etmeleri, bu adamların cümlesinin "hürriyet" uğruna değil, el parasıyla hürriyetçilik oynamak için terk-i diyar ettiklerini ve gerçek tiyniyetlerini açıkça ortaya koymaktadır!. (C. 7 Sh:96)
Doğrusu ben yorum yapan arkadaşlarara pek katılmıyorum,neden diyecek olursanız,tarih tarafsız yazılmalıdır,ben 12 ciltide okudum fakat eserin tam anlamıyla tarafsız olduğunu söyleyemem,tarih yazanlara dikkat ederseniz iki kısım göze çarpar,özellikle osmanlı tarihi yazanlar,cumhuriyetçi ve padişahçılar,bu iki kısım genelde objektif olan bazı vesikaları delil olarak kullanmayıp karşı tarafa çamur atarlar,işte "yalan söyleyen tarih utansın" adlı eserde keskin bir padişahlık tarahtarlığı görülür,bu tabii olarak tarih ilmini olumsuz yönde etkilemektedir,kitabı okuyanlar dikkat etsinlerki hiç bir padişaha en ufak toz kondurmamaktadır,dolayısle kitab bazı tarihi bilgileri tekrar bakımından okununabilir,ayrıca yakın tarihle ilgili çok güzel tespitlerin ve vesikalarında varlığını inkar edemeyiz bu bakımdanda iyi olduğunu söyleyebiliriz