Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tolstoy bu eserinde Yaradılış teorisini sorguluyor.Hristiyan ilahiyatına biraz hakim olsa da bilhassa islam ilahiyatı konusunda ki cehaleti göze çarpıyor.Bazı yerlerde cinnet geçirme noktasına geliyor.Aklı ile her sorunun cevabını bulabileceğini sanan insanoğlunun çaresizlik çıkmazına nasıl saptığını eseri okuyunca daha iyi idrak edeceksiniz.
Bir Beşer'in ''İnsan olmak'' sürecinde akamete ugrayışına bir misal teşkil etmesi bakımından ve bağlamında Tolstoy okumalarında öncelere alınması gerektiği kanaatimi kuvvetlendiren ve delillendiren kitap.Eski Tolstoy-Yeni Tolstoy ayrımının fark edilmesi için okunmasını taliplerine tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hristiyanlığın kendi içerisindeki çelişkilerini ve din adamlarının tarikatların çekişmelerini görerek sürekli gel-gitler yaşayan Tolstoy'un şu cümleleri dikkate değer: "Eğer insan, fani olanın aldatıcı doğasını görmüyor ve fark etmiyorsa, fani olana inanıyordur. Fani olanın aldatıcı doğasını kavrayabiliyorsa sonsuza inanmak zorundadır. Bir inancı olmadan yaşayamaz."
Tolstoy'un yaşamı boyunca sürürmüş olduğu hayatı anlama ve anlamlandırma çabası bu eserinde de göze çarpıyor. Sürekli bir sorguyla geçen yaşamının itirafları.
Çevirisi güzel oluyor Antik yayınlarının genelde. Bu eser de ağırdır biraz. Tolstoy'u tanıyanlar onun nasıl cins bir kafa olduğunu bilir. Tolstoy çelişkilerle dolu, karamsar, kibirli bir insan ve kadına da çok düşkün bir insan. Bu eserde hayatın anlamını sorguluyor belli ki gençken yaptıklarına çok pişman olmuş.<br />Plan yapıyor, iradesini güçlendiriyor, yılıyor bazen sonra tekrar başa dönüyor. Gerçek mutluluğun, gerçek tatminin bu dünyada olmadığını anlıyor sonunda. Üzerine konduğu çiçeklerden güzel bir bal yapıyor, hayattan süzülmüş bir bal. Tolstoy'la beraber biraz düşünün bakalım!
Hayatı düşünerek yaşamaya çalışan her insan gibi Tolstoy da hayatını akıl ve mantık şablonuna oturtarak algılamak istemiş, ancak bu durum onu çok ciddi manevi med-cezielere sürüklediğinden yaşama ve varoluş gayesine yönelik cevapsız sorular devamlı beynini kemirmiştir.
Aslen Ortodoks Hristiyanı olan Tolstoy bu aşamada çareyi önce dininde aramak ister. Ancak ona göre yozlaşmış olan Hristiyan itikadı çözüm bulmak yerine imanını daha da zedelemeye başlar. İkinci olarak Varoluş Felsefesi ve o zamanlar dinin yerini alacağı iddia edilen bilime yönelir. Ancak bunların da ortaya koyduğu kural ve cevapların toplumsal gelişime göre genel-geçer olduğunu farkedince yine tatmin olamaz; çünkü evrenin sonsuzluğunu genel geçer yasalarla izah etmek imkansızdır.
O halde cevap ne hurafi sembollere dayalı, yozlaşmış Hristiyanlıkta, ne de Varoluş Felsefesiyle bilimdedir. Bunların da ötesinde varlığını bir türlü inkar edemediği Allah ile kullar arasında aracısız kurulan sevgi bağındadır. Yani yaptığı sorgulamalardan edindiği sonuçlar inkarı mümkün olmayan sonsuz güce sahip bir yaratıcının varlığını kafasında daha da kesinleştirmiştir. Artık tüm kanıtların götürdüğü yere; Allaha ulaşmaya kesinkes karar vermiştir. Fakat bu yolculukta saçma sözlerle insanları avutan ruhbanlara, hurafelere değil, sadece daha gerçekçi düşüncelere ve samimi Allah sevgisine gerek duymuştur.
Tolstoy bu eserinde kendi hayatından kesitler vermekle beraber, o sıralarda insanların yeni yeni kabul etmeye başladığı Ateist felsefenin beyhude olduğunu vurgulamak istemiştir.
kitabın başlarında kendi inancımdan şüphe etmeye bile başlıyordum. fakat insanın neden var olduğunu neden yaşadığını kitabın sonlarına gittikçe dine nasıl sarıldığını adı üstünde itiraf ediyor. felsefeyi sevenlere tavsiyem ama biraz kompleks olduğunu düşünüyorum.
Tolstoy "İtiraflarım" da kendini bulmaya çalışmış. İçindeki boşluğu doldurmaya gayret göstermiş. "Ben neyim ve ne olacağım" derken hakikatın peşine düşmüş aslında. "İtiraflarım" ı okurken "inanmak" ve "inanmamak" konuları üzerinde yoğunlaşmış izlenimine kapıldım. Onu okurken düşüncelerinin içinde kayboluyor, bizi bizlere aynada ışık tutuyor. Yalın, sade çokca da felsefi bir dille..<br />
En beğendiğim romancıdır.Özellikle bu eserinde çocukluğundan itibaren içine doğduğu dini,özelde ortodoks mezhebini atomlarına ayırırcasına sorgulaması etkileyici.Özellikle bir yaratıcının varlığına ancak irrasyonel varlıklar inanmaz vurgusu muhteşem.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
evet yazar kitabında aynen hiç bir şeyden mutlu olamadığını hayatı ve yaşamını dolayısıyla tanrıyı sorguladığını anlatıyor arkadaşlar bu yazar çok açık bir şekilde depresyona girmiş orası kesin fakat bilgili olan kitap okuyan düşünen araştıran felsefe yapan her insan depresyona hazır olmalıdır çünkü bilgi sorgulamayı arttırır bilgi artar soru artar ama lakin cevaplar herzaman bulunmaz etrafınıza bakın hiç mutsuz bir hayvan gördünüzmü hayır görmediniz çünkü kendisini mutsuz edecek ne bir sorusu nede bir cevabı vardır yiyecek bulamazsa mutsuz olmaz sadece ölür karnını doyurduğu bir yiyeceği 1000000 yıl yese ben neden hep aynı yiyeceği yiyorum diye yada ben neden bu kahrolası çöplükte uyuyorum diye düşünmez dolayısıyla mutsuzda olmaz diyeceğim bu dahi yazarımız tabiki mutlu olamayacaktır .
ilk yazar olduğu zaman neler hissettiğini ve sadece kendini beğendirme hevesi ve yarışında olduğu itirafını okuduğumda inanamadım o dönemin en çok okunan yazarı sheakespeare'i kıskanması ve tanrıyı sorguladığı ve doğruyu bulduğu itiraflarına da gerçekten çok şaşırdım açıkçası günümüz yazarlarından hemen hiç birisinde bu özeleştiri ve açık yürekliliği göremedim.
yazarı merak eden bir okuyucuysanız tolstoyun samimi itiraflarını okumak ilginç gelebilir. tolstoy ömür boyu din ve dinsizlik arasında kaldığı ikilemden çektiği ıstırabı, aklındaki en derin düşünceleri, kolay kolay dile gelmeyecek itirafları ve anlamlı bir rüyayı kitaba aktarmış.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ünlü yazarın, araştırıp gözlemleyerek ve kendini sorgulayıp doğru yolu bulmaya çalıştığı; Farklı görüş ve düşünceleri sentezleyip kendi yolunu çizdiği, yaşam tecrübelerini biz okuyucular ile akıcı bir dille paylaştığı güzel bir yapıt.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tolstoy kendi yaşamaya başladığı hristiyanlık dininin kendini tatmin etmediğini ve gerçek mutluluğun nerede olduğunu sorgulayan ve mukemmelleşmenin nasıl olacağını araştırıyor , yaşıyor ve yaşatıyor tolstoy severlerin bu kitabı okumalarını tavsiye ederim
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Tolstoy, Sheakespeare'den sonra dünya dillerine en çok tercümesi yapılan yazarmış dolayısyla Tolstoy okumamak olmaz. İtiraflarım, adından da anlaşılacağı üzere yazarın hayata ve inanca dair itiraflarını anlattığı felsefi bir kitap. Felsefeyle uğraşmayı seven benim içinse güzel ve dinlendirici bir kitap. Tolstoy Ortodoks Hristiyanlığına olan inancını 18 yaşındayken kaybetmiş, onun öncesinde de temelsiz bir inancı olduğunu yani yetiştiği çevreye ayak uydurduğunu söylüyor. İnancını kaybedince en önemli soruları sormaya başlıyor; "Ben kimim?", "Hayatın anlamı ne?", "Benim varlık amacım ne?", "Niçin yaşıyorum?" gibi sorulara bilim ve akıl yoluyla cevaplar arasa da aklın bu sorulara cevap vermede yetersiz kaldığının, her şeyin ötesinde bir irade bulunduğunun ve bunun da Yaratıcı olduğunun sonucuna varır. "Ölmeye ve dirilmeye dair yüzlerce olay hatırladım. Gördüm ki ben yalnızca Tanrı'ya inandığımda yaşıyordum. Tanrı'yı düşünmem yetiyordu, o zaman hemen diriliyordum. O'nu unuttuğum, O'na inanmadığım zamanlarda ise, yaşam da yok oluyordu. Yaşamın bu diriliş ve ölümleri neydi? Tanrı'nın varlığına inancı kaybettiğimde, sanki yaşamla ilgili bağlarım da kopuyordu. Tanrı'yı bulmak konusunda az da olsa umudum olmasa, yaşamıma çoktan son verirdim. Fakat yaşıyordum. O'nu hissettiğim ve O'nu aradığığm zaman yaşıyordum. Öyleyse O vardır. O, O'nsuz yaşanmayan şeydir." Bir varlık felsefesi, bir hayatı anlamlandırma uğraşı...İnancı sorgulayan, defalarca intiharın eşiğine gelen ama aradığı cevapları yine inançda bulan Tolstoy... "Akılsız, aklın içinde kalandır" demiş Necip Fazıl, Tolstoy da aklın dar çemberini yırtıp dinginliğe inançla eriyor. Tabi onun arayışı 82 yaşında bir tren istasyonunda hayata gözlerini kapayana dek sürüyor...