52Yorum
karakizz
25.02.2011
vedat türkali ismini bi arkadasım vasıtasıyla duydum hakkında hiç birşey bilmeden aldım bütün kitaplarını.. ve aldığım içinde hiç pişmanlık duymadım.. insanın kendi kendiyle nasıl konustugunu bu kadar içten ve sakınmadan anlatan bir kitap.. yani insanın dısardan gorunusuyle yada kendini tanıtmasıyla aslında içinde nasıl biri oldugunu bir kere daha gozler onune seriyor.. okumaktan keyif aldıgım ve tekrar tekrar okudugum kitapların en basında geliyor guven.. tabi vedat türkali nin sadece bu kitabı degil diger kitaplarıda cok gusel herkesin okuması gerekli
mustfyildirim
Kitapkurdu
08.08.2010
baba bir roman 860 sayfa. daha bu ilk cildi, ikinciside var oda 650 sayfa...:) ama sizleri korkutmasın romanın hacmi. kitabı okurken "hah roman böyle olur" diyeceğiniz kitap. bu kitap 1940 lı yıllarda bi kaç üniversiteli, d...evrimci gencin hayatını anlatıyor. ikinci dünya savaşının Türkiye'ye etkilerini, Türkiye'de ki sefaleti bu romanda göreceksiniz...<br />tavsiye ederim...
nysa09
06.08.2010
iki eseri bir arada görünce kalınlığından ötürü çoğu kimsenin gözü korkar ve okumaktan kaçar. ama o kadar güzel bir dili ve anlatımı varki daha ilk sayfalardan itibaren kitabın içinde yaşamaya başlıyor insan ve 2. cildi bittiğinde 3 . cildide olsaymış diyor... hakkında pek bilgi sahibi olmadığımız geçmişimizi öğrenmek adına güzel bir eser...
seeeercn
18.09.2009
vedat türkali harika bir yazar. okuduğum bütün kitaplarını beğendim. hem çok şey katıyor hem de zevle okunuyor. güven de onlardan biri..
za-us
31.03.2008
vedat türkali'nin güzel kitaplarından biri herkesin kütüphanesinde bulunması gereken kitaplardan biri
ginza
17.01.2008
Ben şu zamana kadar Vedat Türkali kadar taraflı yazan, ve bunu da bu kadar abartılı yapan bir yazar tanımadım.
Kitabın edebiyat kısmından uzunca bahsetmek isterdim ama diğer konu o kadar ağır basıyor ki, kısa geçeceğim burasını-kitap güzel okunuyor, olaylar ilgi çekici, karakterler de öyle. Yalnız ben tuğladan daha kalın olan ve yer yer takip edilmesi, anlaşılması zor, sayfalarca düz yazı olarak devam eden ve bazen sıkan bir kitabın, nasıl olup da hatırı sayılır sayıda okuyucu tarafından yorumunun yapıldığına (yani okunduğuna) şaşırdım. Başka bunca güzel ve çok daha kolay okunacak kitap varken Vedat Türkali'nin bu kadar popüler olması ilginç-okuyanı da okutanı da kutluyorum.
Bu ikinci kitabını da okuduktan sonra, Vedat Türkali'nin başka bir dünyada yaşadığına karar verdim. Onun dünyasında sadece kendisinin ideal olduğunu düşündüğü şeyler var-bunların gerçek dünyada mutlaka arkadan gelecek sonuçları yok. Bu şekilde düşünmezsem, Türkali'nin kötü niyetli olduğunu düşüneceğim- ama öyle olduğunu sanmıyorum. Kendisinin, kendi özel dünyasında yaşadığını düşünüyorum.
Yazar olarak inandırıcılığı yok. Türkiye'de yaşayanları (yaşamış olanları da) sevdikleri ve sevmedikleri olarak ikiye ayırmış - sevdikleri, eğitimli insanlar, hem batı müziği dinliyorlar hem Türk müziği, mercimekli bulgur pilavı yiyip tarhana çorbası içiyorlar, aşık oluyorlar, kendilerini ideallerine ve insanlığın kurtuluşuna adamışlar, son derece dürüstler, içtenler, bilinçleri açık ve diğerlerinin söyleyişiyle komonistler.
Diğerleri ise, (bunlar bu kitapta hükümet yanlısı olarak veriliyor-ve bu guruba devlet için çalışan herkes ile Türkali'nin sevmediği diğer insanlar giriyor) cahil, devlet için çalışan üst düzey kişiler bile olsalar, dilleri bir komünist kelimesine dönmeyen, halbuki komünistlerin peşinde olan, Almanya'ya Alamanya diyecek kadar eğitimsiz, diğer taraftan kahvaltıyı havyarla yapmayı seven, her tür düzenbazlığı ve sahtekarlığı severek yapan aşk nedir bilmeyen önlerine gelenle yatan, halkı hiç düşünmeyen, ya da sadece onu soymayı düşünen, işte böyle aptal, faydasız-hatta zararlı-ve eninde sonunda devletle bağlantısı olan tipler. Bu kadarı da komik olmuş.
Kitap zevk vermiyor demeyeceğim-çünkü Vedat Türkali usta bir yazar. Yalnız çelişkiler içinde kendisi ve bunu had safhada da hissettirmiş-yazarların daha zeki yazmalarından hoşlanırım. Vedat Türkali'nin yenemediği ve yaşına rağmen dizginlemeyi de başaramadığı bir öfkesi olduğunu düşündüğümü bu yorumumda da yineleyeceğim. Sadece yazarlardan değil, olgunluk dönemine girmiş herkesten nesnellik bekliyorum ben-olgunluk da bu demektir, yaşça büyük olanların fikirlerine bu yüzden önem verilir-diye düşünüyorum. Tabii Türkali'de öyle düşünemiyorum. Kendisi neredeyse bir asır yaşamış bir insan gibi değil, bir ergen gibi yazıyor-bu anlamda.
Bu arada Türkiye'nin güneydoğusunda Kürdistan varmış-Vedat Türkali öyle diyor. Kitabın sonunda-etkisi daha fazla olsun diye özellikle bu tartışmayı sona aldığını düşünüyorum-bu konuyla ilgili ilginç bir bölüm var ve orada Türkiye ülkesinin içinde Kürdistan ülkesinin olduğunu da öğrenmiş oluyoruz. Benim anlamadığım şu-Vedat Türkali ulusalcılıktan ve ulusalcılardan nefret ettiğini her fırsatta (abartılı) bir biçimde belirtiyor. Ulusalcılıktan neden nefret edilir? Kendini o ulustan görmeyenler kötü hissedeceği için, yani ayrımcılık olabileceği için. Peki Vedat Türkali her kitabında bu ayrımcılığın kralını yapmıyor mu-sevdiğim insanlar dürüst olur bulgur yer Türk kelimesini sevmez (ama diğer tüm ırklara bayılır), sevmedilerim devlet için çalışır, çalar çırpar havyar yer diyerek?
Daha ikinci cildi var-bakalım orada neler olacak?
Bir de yayınevlerinin kitapları bu kadar kalın basmalarını doğru bulmuyorum-fiziksel olarak zor oluyor okumak da taşımak da. Diğer türlü de fiyat mı artıyor?
turan bektaş
11.01.2008
vedat türkali'nin 3-4 tane romanını okudum. büyük yazarınromanlarındaki en önemli şey-beni en çok etkileyen şey- içsel konuşmalar.Vedat amcanın hayatını bilmiyorum ama bir insanın bu konuşmaları bu gerçekçi yazması gerçekten muhteşem.VEDAT AMCANIN KİTAPLARINI BAŞKA ARKADAŞLARA DA ÖNERDİM HEPSİ DE ÇOK MEMNUN KALDI.
yarenimx
Kitapkurdu
20.02.2007
ikinci dünya savaşının tüm etkilerini gösterdiği bir dönemde türküye kominist partisinin kurulma süreci..gerçek belgelerden,arşivlerden yararlanmış vedat türkali...o zaman bile türk-kürt şovenistliğine değinilmiş..tek partili dönem,kopradorlar,varlık vergisi,zamanın ordu yapısı ve düşüncesi..2 ciltlik bu kitap bir solukta okunuyor...zaten sadece bu kitap değil vedat türkalinin tüm kitapları böyle..belleğinizde unutulmaz tatlar bırakıyo ebedi anlamda..kitap ön yargısız okunmalı,çünkü tarfasız kalmaya çalışmış yazar yazarken...bu arada yazarın kelimelere sansür uyguladığı eleştirilerine katılmıyorum..zengin-fakir,yoksul-varsıl...kitaptaki varsıl kelimesi zengini sansürleyip türkçeyi yıpratmak amacıyla kullanılmamış sadece yoksulun zıt anlamlısına zenginden daha çok oturduğu için kullanılmış...bilakis öztürkçe bir kullanım olmuş..kitap ögretiyor...
dereee
Kitapkurdu
12.02.2007
vedat türkali yazsa da ben okusam diyorum her kitabından sonra. güven,2 cilt halinde yazılmış görünce korkutuyor başta ama en kısa kitaptan daha kısa zamanda okunuyor çoook tavsiye ederim
nutsatet
Kitapkurdu
03.02.2007
Bence insan bir kere Vedat Türkali ile tanışınca alışkanlık yapıyor.Bu okuduğum dördüncü kitabıydı.Kitabı okurken kendimi bir anda 1940'ların İstabnul'un da buluverdim.sanki bend e sonu belli olmayan bir karanlığın içindeydim ve çıkmaya çalışıyordum.Bence mutlaka okunması gereken bir kitap.
dumlupınar
22.06.2006
Baştan gerken ilgini yarısını bile görmediğini söylemeliyim. Eser denilebilecek hiçbir kitabı olmayan insanlar nobele aday gösterilirken...
Ben Vedat Türkali'nin eserlerinin batı klasiklerinden eksiği olmadığını düşünüyorum
Belki biraz fazla argo sözler kullanması sakıncalı görülebilir ancak bu da anlatımın doğal olması açısından faydalı da görülebilir.
Benim hoş görmediğim şey, yazar kelimelere sansür koymuş sanki; mesela "zengin" kelimesi bütün halkımızın kullandığı bir kelime olmasına rağmen yazar bütün kitap boyunca onun yerine "varsıl kelimesini kullanmış. Buna benzer onlarca örnek söyleyebilirim. Yazarın dürüst bir sosyalist -belki kominist demek daha doğrudur- olduğunu kendi konuşmalarından biliyorum. Kitapta olayları ideoloji penceresinden bakmadan yazmaya çalışmış ama kelimelerimize yaptığı bu kıyım olmasaydı keşke. Bu tür yaklaşımlar dililmizi yıpratıyor.
adamyada
04.05.2006
iki cilt halinde yazılmış, tanıklık ettiği tarihi yazıpta bize ulaştırdığı için Türkali'ye teşekkür ediyorum.O günün gençliğinden bugüne geldiğimiz yere bakarken şaşırmamak elde değil. Kitabı okuduktan sonra yazarının bıraktığı yerden yazmaya devam etmek istiyor insan... ama ne mümkün ellerine sağlık Türkali... muhteşem olağanüstü bir eser, mutlaka okuyun.<br />