ben bu kitaptan etkilenmiştim... en çok enver paşa ve naciye sultandan.. birbirlerini hiç görmeden evlenmişler... enver paşa karısını sadece 1 kez resimden görmüş ki 3 yıldır sanırım nişanlılarmış o zaman... nişanlısın ama hiç görmedin... ve karısını gerçekten sevmiş...
hepsi birbirinden ilginç aşk hikayeleri var bu kitapta. aşkın hallerini bir bir görüyoruz. merak edilen hayatların özeline giriyoruz. yaşanılan duyguların büyüklüğüyle eriyoruz...<br />çok güzel...çok...
Can dündarın yorumu, kişilerle ilgili resimlerin oluşu kitabın içeriğini dahada güzelleştiriyor. Geçmişteki önemli kişilerin yaşadıkları aşkların derlendiği, her insanın okuması gereken güzel bir kitap.
Can Dündar yorumuyla tarihte iz bırakan Aşkların gerçek hikayeleri.<br /> Bir solukta okunan çok heyacanlı kimi zaman duygusal kimi zaman tutkulu bir kitap.<br /> Tüm romantiklere şiddetle tavsiye ediyorum.
Can Dündar’ın ne kadar iyi bir araştırma yaptığını gösteren bir eser daha. Okuduğum en güzel kitaplar arasına girdi. Mükemmel bir akışkanlığı ve anlatım tarzı var. Kitap kurdu olan her dostuma bu kitabı önerdim ve hiçbiride okuduğuna pişman olmadı. Ayrıca konularla ilgili bazı fotoğraflara yer verilmesi, kitabı daha da bir akışkan hale getirmiş.
Tek kelime ile harika bir kitap. Can Dündar'ın emeğine saglık. Selahattin Pınar ve Atife Jale'nin aşkı... Selahattin Pınar'ın mucadelesi beni cok etkiledi
çok büyük bir beklentiyle okudum kitabı ama tam olarak tatmin olmadım açıkcası.<br />yinede aşk için okumaya değer.<br />yaşanılan aşkların yaşadıklarımızdan cokta farklı olmadıklarını anlayacaksınız.
ben en çok melih kibar ve çiğdem talu'nun hikayesinin etkisinde kaldım. <br />aralarındaki yaşananlar çok özel. bu aşk sayesinde bizlerin uzun yıllar hatıralarımızda kalacağı her dinlediğimizde bizi alıp götürecek şarkılar yaptılar. işte öyle birşey gibi... sırayla gidersem yılmaz-fatoş güney, selahattin pınar afife jale, M.Kemal Atatürk-Latife, Yıldız Kenter ve Şükran Güngör ve diğerleri o zamanlarda yaşanan aşkları/ yasak aşkları merak ediyorsanız muhakkak okumanız gereken bir kitap. kitap içersinde kişilerin resimlerininde olması çok daha güzel. tavsiye ederim
HANGİ ORTAM OLURSA AŞKIN , SEVGİNİN FIRSATLAR İÇİNDE NASIL YER EDİNDİĞİNİ, KADIN ERKEK İLİŞKİLERİNİN SIRADANLAŞMADIĞI BİR DEĞER OLDUĞU ,BİTİRDİKTEN SONRA KENDİNİ SORGULAMA GEREĞİ DUYURAN BİR YAPIT. OKUNMALI, DERSLER ÇIKARILMALI.
Bi günde bitirdiğim kitaplardan biri.İnsan sanki o dönemde yaşıyor.Hep merak ettiğim aşkları çok güzel anlatmış.Dili anlaşılır ve çok güzel yani akıcı bir dildi.Mesela hep merak ettiğim Atatürk'ün aşkını çok güzel anlatmış.Aslında bizim hep ülkeyi kurtaran paşalarımızın da bir zamanlar aşklar yaşamış üzüntüler çekmiş olduğunu anlatıyor.Eğer tarihi tarih olarak yani yaşamak o dönemin en azından aşlarını yaşanılan zorlukları anlamak için bu kitapları okumalıyız.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mustafa Kemal ve Latife Hanım;<br />Enver Paşa ve Naciye Sultan;<br />Nazım ve Piraye;<br />Yıldız Kenter ve Şükran Güngör;<br /><br />ve daha bir çok aşkı, bir çok aşığı anlatmış o tarifi mümkün olmayan üslubuyla Can Dündar..<br />Ah o eski aşklar diyenlere...
1949'da bir gün istanbul büyük kulüp'teki bir toplantıda, davetliler bedri rahmi eyüboğlu'ndan bir şiir okumasını istediler. eyüboğlu ayağa kalktı ve karadut'u okumaya başladı: "karadutum, çatal karam, çingenem/ daha nem olacaktın bir tanem/ gülen ayvam, ağlayan narımsın/ kadınım, kısrağım, karımsın"... bedri rahmi, şiiri okurken aniden gözlerinden yaşlar süzüldü. salondaki herkes niye ağladığını anlamıştı; tabii herkesten çok, hemen yanı başındaki karısı eren eyüboğlu... çünkü şiirde "kadınım, kısrağım, karımsın" dediği kadın, karısı değildi. bu şiiri 3 yıl önce, bir başka kadın için yazmıştı: mari gerekmezyan... "kara saplı bıçak gibi" mari, bedri rahmi'nin asistanlık yaptığı güzel sanatlar akademisi'nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelmişti. o dönem askerliğini yapmakta olan şair - ressamın sinesine, "kara saplı bir bıçak gibi" saplanmıştı. mari, bedri rahmi'nin bir büstünü yapmıştı. bedri rahmi bu büstü, mari'nin çeşit çeşit portresiyle ve ona yazılmış şiirlerle yanıtlamıştı. artık aşklarından bütün istanbul haberdardı. bedri rahmi, sanatında tam bir patlama yaşıyor, eren eyüboğlu ise sabırla eşinin kendisine dönmesini bekliyordu. "karadut", 1946'da menenjit tüberküloz kaptı. iyileşebilmesi için antibiyotik lazımdı. savaş yeni bitmişti ve ilaç ateş pahasıydı. bedri rahmi, genç sevgilisine ilaç alabilmek için tablolarını elden çıkarmaya başladı. ancak bu çabalar da sonuç vermedi ve o yıl istanbul alman hastanesi'nden mari gerekmezyan'ın ölüm haberi geldi. bedri rahmi yıkılmıştı. sevgilisini sonsuzluğa uğurladıktan sonra keder içinde eve döndüğünde kendisini teselli eden, yine eşi eren olacaktı. o dönem içkiye başladı ünlü şair... aşağıdaki şiir, o dönemin ürünüdür: "türküler bitti/ halaylar durdu/ horonlar durdu/(..) hüzün geldi baş köşeye kuruldu / yoruldu yüreğim, yoruldu." eren eyüboğlu, eşinin bu zor dönemi atlatmasına yardımcı oldu. onu yeniden sanatıyla buluşturmak için çabaladı. başardığını sanıyordu. ta ki büyük kulüp'teki o geceye kadar... "karadut"u okurken, bedri rahmi'nin yanaklarından süzülen gözyaşları, sevda yarasının hâlâ kapanmadığının kanıtıydı. bunun üzerine eren, bir süre paris'te yaşamaya karar verdi. oradan eşine yazdığı bir mektupta "o gece"yi hatırlattı:
4 ocak 1950 - paris "canuşkam, kulüpte bir gece, şiir okumuştun, hani! hatırladın mı? gözlerinden, birden yaşlar döküldüğünü görünce içimin karardığını hissetmiştim. sesin, nasıl titremişti. hey! bütün bunları hatırlıyor musun? sanki böğrüme, kızgın bir ütü yapmışmış gibi olmuştum. o gece... senin seneler sonra bile olsa yanıp tutuştuğunu anlamıştım! bedri'nin ruhuna, insan üstü bir gücün acıyıp, ona güç vermesi için dua etmiştim. ruhunun çektiği acıları allah dindirsin. allah sana resim yapma sevinci versin ve bizim yanımızda yaşamaktan, mutluluk duyabilmeni sağlasın. eren." (Beni çok çok etkileyen bir duadır. Kaç kişi böyle bir fedakarlık yapabilir.) bu dualar işe yaradı. bedri rahmi, 11 yaşındaki oğluyla eşine döndü. 1974'teki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı, aynı evde çalışıp üreterek, diz dize birlikte tükettiler. öldüğü gün, eşi eren cenazeden dönüşte, 35 yaşına gelmiş oğlunu karşısına oturttu. "babanı uğurladık" dedi, "ama şunu bilmeni istiyorum ki, ona çok kırıldım. yaşadığı ilişkiyi unutmadım. hiçbir kadın aşağılanmayı kabul etmez. buna katlandımsa, bil ki, sadece senin hayatın kararmasın diyedir." Bu anlatılan Bedri Rahmi-Eren Eyüboğlu aşkını anlatan bir kesit. Bunun gibi sekiz aşkı (yanlış hatırlamıyordam) daha anlatıyor. İnsanı sarsan bir kitap. Sizde çok şey kalacak inanın. Mutlaka okuması tavsiyesiyle......
Kadın ruhunu en iyi yansıtan Türk yazarlardan olan Can Dündar'ın en çok merak edilen aşkları konu alan romanı en güzel yapıtlarından biri. Aşkın gerçeklerini görmek isteyen herkes okumalı...