Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Turgut Cansever,mimari unsurları teknik terimler dahilinde değil de içinde yaşanılan çağın ve toplumun felsefi,sosyolojik,akidevi inançlarını da göz önünde bulunduruyor..Zaman zaman örneklere başvurması da anlatıma zenginlik katıyor..Kitabın sonlarına doğru Türkiye'de kültürel mirasın korunmasının altını çiziyor..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Turgut Cansever Hoca'yı bir yazarın yazısında Paris hakkındaki görüşleri ve bizim geçmişimize ait tesbitleri münasebetiyle tanıdım. Kitabı okumadan evvel, sadece cami, kümbet, kervansaray gibi yapılarda mimari özelliğin ortaya çıktığını çıkabileceğini düşünüyordum. Ama kitabı okuduktan sonra, oturulan evlerin yapısında bile bir mimari estetik, bir sevgi, saygı, tevazu mevcut olduğunu görüyoruz. Osmanlı'yı övmesi, salt geçmişi savunmak adınay yapılan bir faaliyet değil. Delilleriyle birlikte geçmiş övülmekte. Yıllar öncesinden çarpık yapılaşmaya, alt yapı yetersizliğine ve yıllardır süre gelen kültür (eserlerinin) erozyonuna (vurdumduymazlığına) vurgu yapmakta, tüm herkesi bu konuda uyarmakta. Şu an bakıldığında, yıllar önce serdettiği fikirlerin (maalesef !) gerçekleştiğini görüyoruz. Dünyada, üç defa, Ağa Han Mimarlık Ödülünü alan tek kişi olarak dilinin de ağır olduğunu söyleyemeyiz. Tebliğlerinde bile anlaşılabilecek bir dil kullandığı görülecektir. Olaylara dıştan değil, içten bakan. Sorunlara sloganla değil, bilimsel bir şekilde yaklaşan bir kişi olduğunu kitabı okuduktan sonra görmek mümkün olacaktır. Değerli Turgut Cansever'in değerinin anlaşılması ümidiyle...