Kadınların alınması gereken bir şey yok kitapta. Her şey net bir şekilde ortaya koyulmuş. "Cinsel Aşkın Metafiziği" oldukça güzeldi. Schopenhauer, döndürüp dolaştırıp aynı şeyi söylemiş: "Aşkın belirlediği şey gelecek neslin oluşturulmasından daha az bir şey değildir." Diğer bir ifadesi de: "Belli bir birey üzerine yoğunlaşmaksızın, kendisini genel olarak bireyin bilincinde cinsiyet güdüsü olarak duyuran şey gayet açık bir biçimde, kendi başına, somut fenomenden ayrı olarak, yaşama iradesidir. Diğer taraftan, belli bir bireye yönelmiş cinsiyet güdüsü olarak görünen şey, kendi başına muayyen biçimde belirlenmiş bir birey olarak yaşama iradesidir."
Bunun dışında kadınların güzel sanatlardan, edebiyattan ve zihni uğraşlardan anlamadıklarına dair çeşitli eleştiriler bulunmakta. Bunlar da aslında kadının tabiatından kaynaklanmaktadır. Hiçbir kadın gerçekten bunlara ilgi duyduğu için uğraşmaz; sadece karşısındaki erkeği elde edebilmek için uğraşıyor görünür. Bir diğer aklıma gelen mesele de toplumda sık sık duyduğumuz kadınların daha erken, erkeklerin daha geç olgunlaştıkları konusudur. Evet bu da doğrudur, ama filozof da bu konuda şöyle demektedir: "Bir şey ne kadar soylu ve mükemmelse onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır." Kadınlar erken olgunlaşır, ama hep çocuk olarak kalırlar. Üçüncü bir nokta kadınların içinde bulundukları anı yaşadıkları, ölçüsüz ve savurgan olduklarıdır. Erkekler ise geçmiş ve geleceği de göz önünde bulundurdukları için sürekli endişe içerisindedirler. Kadınlara dair söylenebilecek olumsuz bir diğer şey de muhakeme gücünün erkeklere göre zayıf olmasıdır.
İlgi çekici bir kitap.