Peki, ağladım... Hatta bayağı bir ağladım, kabul ediyorum; ama Will karakteri çok iyi işlenmiş ve sonu kabul edilebilir ve hatta ciddi manada doyurucu olsa da kitap boyunca bir sürü şey eksikti ve sanırım bunlardan biri Lou'daki karakterdi. Çok ciddiyim, kitabın arkasında Lou için ayrılmış paragrafa sakın aldırmayın: karşınıza ilginç, orijinal ve sevimli, azıcık da havai biri değil silik, varlığı yokluğu belli olmayan ve yazarın oluşturmaya çalıştığı kişiliğe çok uzak bir karakter çıkacak. Öyle ki kitabın %90'ı Lou'nun bakış açısı ile yazılmış olsa da ben çoğu zaman bunu unuttum: kızcağız aklımın derinliklerinde kayboldu ve ben her şeyi yazardan dinliyormuşum zannettim. Şu son yıllarda moda olan birinci kişi bakış açısı ile yazılan romanların bir kurbanı daha düşünüyorum bu kitap için. Tamam, birinci kişi anlatımları samimi, tatlı; ama her kitapta ve her karakterle kullanılmaz. Hele bu kitaptaki Lou karakteri ile hiç kullanılmaz. Kısacası eksikleri çok olan ve genel olarak doyurucu olmayan bir kitaptı. Okunabilir; ama pek tavsiye etmiyorum. Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğim: bir daha bir kitap için diğer yazarların, gazete ve dergilerin ya da eleştirilerin yaptığı övgülere aldanmamaya kararlıyım, hele de bunlar kitabın ilk üç-dört sayfasını kaplıyorsa.