Sonunda beklediğim kitabı okuyabildim !! İçeriği nedeniyle çok daha etkileyici ve sürükleyiciydi. Ama tabii kendini bu kitapta aşamadığını belirtmek isterim. Türkiye'yi , insanları çok iyi araştırmış. Yazarın bence kitaplarının sonlarıyla ilgili bir sorunu var. Bu sonu pek beğenmedim çünkü kitabın ortalarında bizi meraktan çıldırtan tüm sorulara cevaplar verilmiş geriye sadece kaçma kovalamaca oyunu kalmıştı. Ama yazarın tüm kitapları kurgu ve yenilikler açısından kesinlikle okunmaya değer. Macera kitabı sevenlere tavsiye ederim!!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Daha önce bu kitabın eleştiri ve tanıtım yazılarını okuduktan sonra, daha farklı birşey bekliyordum açıkcası. Kitabın akıcılığı ve sürükleyiciliği tartışılmaz. Fakat tanıtımlarda okuduğumuz; susurluk olayları,tanıdık isimler gibi birçok şey hep reklam aldatmacası iöiş. Yazar konusunda türkleri kullanmasının bir sonucu, ülkemizle alakasız olmadığını göstermek, biraz araştırma yapıp, gerilim ve polisiye romanını bize pazarlamak için hoş bir yol bulmuş. Farklı bir ülkeden okuyan birinin, farklı kitaplarda biz rus mafyasını nasıl okuyorsak, aynı izlenime sahip olacağını düşünüyorum. Kitabı kesinikle aşağılamıyorum ve hatta çok severek okudum ama sanırım pazarlaması biraz aldatıcı olmuş:) Türk olmayıp birşeyler bilmeseydim, bir tür yakuza hikayesi der geçerdim heralde. Yazım türü ve uslup ise tartışma götürmez biçimde bağlayıcı. Sadece kitabın sonu bana biraz zayıf kalmış gibi geldi. Siz ne düşünürsünüz bilmem, ama bu tür içindekilerde okunası bir kitap
Grange son dönem Avrupa edebiyatının önemli gerilim-macera roman yazarlarından biri. Önceki mesleği gazetecilik olduğu için çok gezmiş, görmüş bir yazar. Romanlarından da bu anlaşılıyor. Daha önceki romanları ilginç ve etkileyiciydi. Kurgusu ve konu seçimi bakımından, benzeri Amerikalı meslektaşları kadar başarılıydı. Son romanı Kurtlar İmparatorluğu da aynı şekilde "başarılı" bir çalışma. Tabi, içerikteki bazı mantık, yaklaşım ve bilgi hatalarını saymazsak. Türkiye'ye gelip, burada asıl görüşülmesi gereken kişilerle değil de, karşıt görüşlü kişilerle görüşmesi ve onlardan aldığı ve çoğu önyargılı bilgilerle romanının iskeletini oluşturması vahim bir hatadır ve bu sebeple bu iskeletin omurgası kamburlaşmıştır. Ludlum romanlarındaki Materese ya da Sigma türü kurgusal-ütopik bir örgütmüşçesine, kendi romanında bir "Kurtlar imparatorluğu" projesi çizen Grange'in, halihazırda bir ideolojik güç ve olgu olarak hayatiyetini sürdüren ve milyonlarca sempatizanı olan bir hareketin üzerine garip ve ilginç bir kurgu oturtması eğer kasıtlı değilse, çok hatalı bir yaklaşımdır. Avrupa'da bir "ülkücü mafya" yok mudur? Tabii ki vardır. Solcuların ya da Kürtlerin de olduğu gibi. Ama siz münferitten ya da ekstremden yola çıkarak -hadi bırakın Türkiye'yi- Avrupa okur kitlesine bu hareketi "vahşi, korkunç, şiddet yanlısı, elikanlı mafyozlar" gibi lanse etmeye çalışırsanız hata etmiş olursunuz. 1980 sonrası dönemde bir mafya babasının yurdun çeşitli yerlerinde eğitim kampları açtırması, buralarda 9 ışık doktrini ya da silahlı eğitim verdirmesi; sonra bunların Avrupa'da ve Türkiye'de mafyavari örgütlenmeler oluşturması; hele hele ne geçmişte ne de günümüzdeki ülkücü tiplemesiyle alakası olmayan "kahramanlar"a hiç de gerçekçi olmayan "ülkü"ler yapıştırılması; Grange'in hayal ufkunun genişliğini göstermekten başka bir şey değildir; ama buradaki tehlike, halen mevcudiyetini sürdüren bir ideolojiyi böylesine gayrı-ciddi argümanlarla lanse etmeye çalışmaktır. Sonuç: İçindeki bilgi ve mantık hatalarını bir kenara bırakırsak, bir gerilim-macera romanı olarak türünün iyi örneklerinden sayılabilir. Ama, üzerinde çok tartışılacak ve konuşulacak bir kitap olacağını da söylemeden geçmeyelim.
kitapda sagci-solcu iliskilerini ve kavgalrini net olarak görülebilir.kolay bir dille yazilmis ve anlamasi kolay bir kitap.ayrica türk-fransiz iliskilerini arastirmaci bir üslüple aktarilmis.arastirmayi sevenler icin mükemmel bir eser
reklamlardan ve hakkında yazılanlardan etkilenerek kitabı aldım:"yazar fransız ve türk istihbarat örgütlerinden bilgi almıştı".bu bilginin doğru olduğunu sanmıyorum. birkaç kulaktan dolma bilgi üzerine hayal gücü ile yazılmış bir kitap. tabi yazar dediğin bundan ibarettir zaten diyebilirsiniz. ama bence karakterler için daha fazla bilgi gerekiyor o zaman belki ayakları yere basardı. boyle sanki biraz içleri boş.
Kitabı beğensek de beğenmesek de Jean-Christophe Grange'nin ÇOK İYİ BİR ARAŞTIRMACI-YAZAR olduğunu kabul etmeliyiz bence. Yani yazar psikiyatri-estetik cerrahi gibi bilim dallarının yanı sıra; sosyolojik olarak da biz Türkler'i iyi araştırmış ve anlamış. Elbette romanın tam anlamıyla gerçekleri yansıtması mümkün değil; ancak Azer Akarca adlı sadist katilin kişiliğinde bütün ülkücüler de canavar gibi gösteriliyor diye düşünenlere ben katılmıyorum. Her grupta kötüler ve iyiler vardır. Sonuç olarak Grangenin Türkiyeyi kötülemesinden çok, romanın ilgiyi Türkler üzerine çekmesi iyi birşey bence! Belki bu sayede turizmimize bir katkısı olur! :) Ancak romandaki en büyük kusur, gerçekçi olmayan sonu, yani Fransız kadının gelip Sema'nın intikamını almasıydı. Onun dışında kurgu bence hiç fena değil, tabii "KIZIL NEHİRLER"in üstüne Grange kitabı tanımasam da!!
kurtlar imparatorluğu bir roman için özellikleri taşıyan ve sürükleyici bir kitap bence. çünkü paristen nemruta kadar uzanan bir bölüm yaşanıyor kitapta. ayrıca Grange gazetecilik özelliğini yansıtmış yani Türkiye'nin durumunu iki yıl öncesine kadar olan iç karışıkları ortaya koymuş. Grange ülkemizin bulunduğu durumu belirtmiş. kısacası güzel bir gerilim kitabı.
Çok uzun zamandır hiç bir kitap bana bu kadar keyf vermemişdi. Aslında bir solukda kitap okumak istemem ama tatilimizin ilk 3 gününde eşimle birlikte okuduk ve sonraki günler hep o heyecanı aradık. Grange'in diğer kitaplarını da merak ediyorum.
Kurtlar İmparatorluğu adlı romanın olumlu eleştirilerinin ortak noktası sürükleyici olması. Kitabı beğenenler bir tek ses efektinin eksik olduğu kanısında. Peki göz ardı edilen gerçekler. Tamamen Türk mefhumunu karalama gayretiyle kaleme alınan eserin kurgusunda doğrulara yer verilmemesi şaşırtıcı. Kitapta sadece kör dövüşünü andıran kurusal komplo teorileri yer aldığı inancındayım. Kitabı beğenen arkadaşlara saygı duyuyorum yalnız vicdanî açıdan bir değerlendirmede bulunsalardı daha iyi olurdu. Bu romanı beğenmekle kurgu açısından mükemmel eserler veren Türk romancılarına haksızlık etmiş olmuyor muyuz? Muhabbetle...
grange turkiye yi kotulemiyor!!! marius asırı solcu, onu kotu yansitiyor v.b. gercekte de boyle degil mi?? örneğin almanyadaki kaplancilar!!!!!!!!!!!! bu örgütü haberlerde duymuşsunuzdur. ayrica yazar bu kitabi yazmaya başlamadan önce türkiye de arastırma yaptiğini kac kisi biliyor??adam susurluk olayını bile araştırdı.zaten onceden de gazeteciydi,yani elde ettiği bilgilerle bu kitabi yazdi.<br />
Jean christophe grange gerçekten güçlü bir kalem. Şimdiye dek Kızıl nehirler ve Kurtlar imparatorluğu adlı eserlerini okudum yalnızca. gerçekten kitapta eksik olan tek şey ses efekleri. Umarım Kızıl Nehirlerde olduğu gibi Bu kitabını da en kısa zamanda sinemada seyretme imkanı bulabiliriz. Hayatımda şimdiye dek Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi bir kaleme sahip olmak isteğindeydim fakat şimdi Grange gibi güçlü bir kalem olabilmenin hayallerini kurmaktayım ama bu imkansız gibi bir şey.
Kurtlar İmparatorluğu, 1961 doğumlu genç sayılabilecek bir yazar olan Jean Christophe Grange'in şahıs kadrosu bildik isimlerden oluştuğu için ülkemiz okuru yönünden ilginç bir romanı. Yazarın eserini kaleme alırken Türkiye'deki siyasi ortamı, ülkücü hareketi, yeraltı dünyasını bilen bazı "Türkiyeli" danışmanlara danıştığı belli oluyor. Paris'te sokak sokak, cadde cadde yaşanan bir kedi-fare oyunu olarak nitelenen romanı okurken keşke Paris'i bilen birisi olsaydım diye aklımdan geçmedi değil...Benim için sürpriz olan bir konu "Fransız polisindeki iç hesaplaşmalar" ve bunun vardığı vahşi boyut oldu. avrupa'nın en medeni ülkesi gibi bir imajı olan Fransa, hakkındaki kanaatim oldukça sarsıldı. Seri cinayetlere, uyuşturucu kaçakçılığı, Strasbourg-Saint-Denis'deki küçük Türkiye,bu küçük Türkiye'nin mahzenlerde ekmek parası peşindeki ırgatları çok iyi dramatize edilmiş. Kitabın en başarılı kısımları tıbbın karanlık amaçlara alet edildiği "beyin kontrolü" operasyonlarını ve estetik cerrahi uygulamalarını anlatırken ulaştığı inandırıcılığıdır, diyebilirim. Bir estetik cerrah, nörolog ve psikiatr ancak yazar kadar başarılı anlatabilirdi. Paris'ten İstanbul'a kadar süren ve Nemrut Dağı'nda sona eren bir kaçma-kovalamaca "yakalarsam..." söylemlerinin kurgulanmasını hiç mi hiç tutarlı bulmadım. Hele Parisli bir bayan nörologun bir Türk hastası uğruna gelip Nemrut dağında adam vurması egzotik olmsına egzotik ancak "fantezi" olarak bile inandırıcı değil. Kitabta benim için en ilginç olgulardan birisi yazarın "ülkücü hareket ve mensubları" etrafında yazdıkları oldu. Bir Parisli solcu yazarın, ülkücü hareketi nasıl algıladığını (veya algılattırıldığını) izlemek açısından kitab epeyce veri sunuyor. Özellikle Türkeş'in cenaze törenine ilişkin izlenimler sanırım ilk kez bu kitabda bir edebiyat unsuru olarak yer almakta. Ancak ülkücü hareketi işlerken de yazarın ayakları yerden kesilmiş, gerçeklerden uzaklaşmış. Bu memlekette "turan ülküsü" için Boğaziçi yalısında oturup Anadolu'dan seçtiği nadide beyinleri "Galatasaray Lisesi"nden sonra Boğaziçi üniversitesinde okutup Türklüğe armağan eden bir "para babası" görülmemiştir. Yazara bu aklı kim verdi ise "halt" etmiş ve yazara da ettirmiş. Bu romandan iyi bir senaryo çıkar ; Deliyürek ve Kurtlar Vadisi yönetmeni okudu mu acaba?!!
Galiba bende bir anormallik var. Çok satıldı diye aldığım bu kitabın bu kadar berbat olması beni şaşırttı. Ne kadar berbat kurgu böyle. Roman dediğin kitapta biraz hayattan bişeyler olmalı. Allahaşkına kitapta gördüğünüz tiplerin hangisi gerçek hayatta var. Yazar gerilim olsun diye bu kadar ucuk tip yaratabilir mi? Hele o romanın bitiş sahnesi.İki günlük tanıdığın kızın intikamını almak için sen kalk Fransa'dan gel bir mafya liderini takip et Onu Nemrut eteklerinde yakala öldür. Yol abi bu kadar saçma bi vaka olamaz. Birileri bana hakaret ediyor. Sen o kadar salak bi okursun ki biri ben ne yazarsam öbürü de ben ne yayınlarsam okursun diyo. Ama bi da yemezler!...
bu kitaba türk düşmanlıgı diye yorum yapanlar bence biraz abartıyorlar.ne yani tıpkı yazarın anlattıgı mafya örgütlerinin ülkücüler adı altında ortalıkta cirit attıkları dogru deyilmi.hergün tv de ülkücü baba bilmem ne yaptı diye karşımıza çıkmıyormu.cinayetlere gelince böyle cinayetlerin dahada vahşicesini her gün gazetelerden okumak mümkün.türk işçilerin avrupa ülkelerine ne yollarla girdikleride hepimizin malumu.ben böyle bir kitabı türk yazarlardan beklerdim açıkcası...tam fiilm yapılacak bir polisiye.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Diğer arkadaşlarımın da söylediği gibi Türklerden ve Türkiye'den çok bahseden ama sadece tekbir noktaya odaklanmış gibi Gaziantep şehrimizden söz eden bir yazar GRANGE... Olaylar fazlasıyla sürükleyici.Tam işte buldum aradıkları bu dediğiniz anda ,bir süre sonra kitabın gidişatıyla ilgili tüm tahminleriniz yanlış çıkabiliyor. Anlayacağınız sürükleyici olmakla beraber,sonucu da bilinmez.. Benim burada söylemek istediğim şu: Bu kitabı tavsiye üzerine okudum.Ama bana anlattıkları gibi çıkmadı.Bence herkesin büyük bir hevesle başlayıp biraz hayal kırıklığı yaşadığı bir roman bu.Beklenilenin çok ötesinde birşeyler yok ama iyi bir gerilim romanı,korku değil.Arkadaşlarım gece yatarken okunmaması gereken bir roman diye bahsetmişler ,bence biraz abartı. Sonuç olarak her kim nederse desin okunmadan insan birşey söyleyemez.Bence okuyun,kararınızı ondan sonra verin.GRANGE Türkiye düşmanımı?yoksa çok iyi bir doktor,psikiyatr mı?
gerçekten grange mükemmel. onun daha bu okuduğum ilk kitabı ancak tek kelimeyle etkileyici bir yazar. çok güçlü bir hayal gücüne sahip olduğuna inanıyorum. ancak kitabında bana tuhaf gelen tekşey ismi geçen bütün türkler ölüyor.yine de fransa'nın dar sokaklarından ta nemrut'un eteklerine kadar uzanan eşşiz bir yapıt. tebrikler JEAN CHRISTOPHE GRANGE<br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ÖYLE GÖRÜNÜYOR Kİ ÜLKÜCÜLER KİTAP YAZIP DERTLERİNİ ANLATMADIKCA BAŞKALARI ONLAR HAKINDA YAZILAR YAZMAYA DEVAM EDECEK.ARTIK YAZILAN ŞEYLERE KIZIP AĞIZ DOLUSU KÜFRETMEK YERİNE ÇOK SATAN GAZETELER AÇMALI VE ÇOK SATAN ROMANLAR YAZMALILAR BİRİLERİNE İSİM TAKMADIKCA İSİM TAKILAN OLMAKTAN KURTULMAK MÜMKÜN DEĞİL.GÜÇLÜ OLMAK İÇİN GÜÇLÜ KALEMLERE İHTİYAÇ VARDIR. MALESEF ÜLKÜCÜ HAREKET İÇİNDEN ÇOK FEDAİ ÇIKARMIŞ GÖZÜNÜ DALDAN BUDAKTAN ESİRGEMEYEN İNSANLAR ÇIKARMIŞ FAKAT OKUR YAZAR PEK ÇIKARAMAMIŞ.ÖYLE GÖRÜNÜYOR Kİ ÜLKÜCÜLER KALEM KAĞITLA BARIŞMADIKCA DENEY KOBAYI GİBİ ÜZERİNDE OYNANAN OYUNLARDAN KURTULAMAYACAK ELALEMİN ROMANININ KÖTÜ KAHRAMANI OLMAKTAN KURTULAMAYACAKTIR.
Kitabın kapağını açınca müzik efekti gelse kulağınıza, kitap tamamlanır; tek noksanı gerilim müziği efekti. Gerçi ufak tefek tercüme katliamları olmuş ama,onu hoş gördürecek kadar başarılı bir eser. Yalnız, gece yatmadan evvel okunması, kâbusa sebep olabilir. Bunun için, gündüzleri okunmalı.
Grange'nin bu kitabı yayına çıktığı gibi büyük ses getirdi ve daha fazla getireceğe benziyor.Ancak bu kitabı sadece bir roman olarak görmek biraz saflık olsa gerek. Aslında romandaki Türkiye kelimesinin geçtiği yerlere başka bir ülkenin ve milletin ismini koyarsak o zaman güzel bir roman olacakmış gibi geliyor.Yoksa bir Türk olarak bu romandan keyif alabilmek, ancak büyük bir gaflet olsa gerek... Grange'nin kitabında bizlere bir küfür yapmadığı kalmış, Galiba onuda yapsa eminim bizim saflar daha fazla beğenecek ve daha fazla övgüler yapılacak kitaba... Günlük gazetelerimizin bazılarında ayarlı aydınlarımızın bu kitaba niye o kadar övgüler yaptığını, kitabı okuyunca anladım. Bizim aydınlarımızın sözde mensubu oldukları millete olan duygularını anca elin Grange'si anlatabiliyor işte... Şimdi sizin okuyup "aaa ne güzel bi romanmış" dediğiniz bu kitabı bütün dünya okuyacak ve içlerindeki Türk düşmanlığı yeniden alevlenecek ve ne yazık ki 21. yüzyılda hala çocuklarını "türkler geliyor" diye korkutmaya devam edecekler.. Batı dünyası her birimizi birer tüketici olarak gördüğünü biliyordum da , bunu bize küfür ederek de devam edebileceklerini hiç düşünmüyordum. Zaten bizi yıllardır bu kafa yönetmiyor mu?
cok yanli yazilmis bir kitap.<br />tipik fransiz zihniyetile turk milletini karalamak amaciyla kaleme alinmis gerceklerle ilgisi olmiyan bir hayal urunu.