Uzun zamandır okuduğum en sürükleyici kitap. Michael Crichton tarzında, bilimsel gerçeklerin üzerine bilimkurgu temeline oturtulmuş harika bir roman. (Bilimkurgu deyince birçok kişinin aklına direkt olarak uzay ve uzaylılar falan geliyor, bilimkurgu bu olmadığı gibi, konunun da bununla ilgisi yok). Sürükleyicilik, aksiyonlarla sağlandığı gibi, kitabın bütünü üzerinde kurulu gerilim de eksiksiz. Çevirmen ne çok başarılı ne de başarısız. Ama benim okuduğum 4. baskıda 8 tane boş sayfa ve halen dizim hataları olması, yayınevinin biraz özensiz olduğunu gösteriyor. Yazarın başka eserleri de varmı henüz araştırmadım ama varsa biran önce edinip okumayı planlıyorum. Galiba bir tane daha -kitaplarını düşünmeden satın alacağım- yazar buldum. Umarım bu romandaki çok üstün ve başarılı kurgu yeteneği tek kitaplık değildir ve kalıcıdır. Eğer bundan başka romanlarında aynı kurgu yeteneğini, bu romandan tamamen bağımsız farklı konularda yazacağı kitaplarda da kullanabilirse, hiç abartmıyorum, ikinci bir Michael Crichton umuz oldu diyebilirim. Kitapla ilgili eleştirilebilecek tek yön ise betimlemelerin inanılmaz zayıflığı. Anlaşılan o ki yazarın kendisi de, bizim okurken yaşadığımız sabırsızlığı kitabı yazarken yaşamış. Son dönemlerde okuduğum betimlemeleri en zayıf yazar diyebilirim. Öyle ki, benim gibi, kitap okurken gözünüzde canlandırma gibi bir alışkanlığa sahipseniz, çok zorlanacak ve hayalgücünüzü maksimuma çıkaracaksınız. Zaten betimlemeler de güçlü olsaydı, sanırım şimdiden bu adam ikinci Crichton diyebilirdim.