Uçurtma Avcısını okumuşsanız, bunu okumaya gerek yok bence. Hikayeler o kadar benzer ki. Sadece bir an düşünüyorsunuz uçurtma avcısı ile arasındaki fark nedir diye, bakıyorsunuz sadece isimler ve cinsiyetler. İlk roman kaderleri bir şekilde birbirine bağlanmış iki çocuğun muhteşem hikayesiydi. Bu ise kaderleri birbirlerine bir şekilde bağlanmış iki kadının hikayesi. Gerisi aynı. Zalim, yapmacık sevgi gösterileri sunan babalar, kendi işlemediği bir suçun cezasını ödemek zorunda kalan çocuklar ve kadınlar (bu arada gayri meşru ilişkilerin Afganistanda ne kadar da bol olduğunu düşünmeden de edemiyor insan. Yoksa yazarın bu tür hikayelere bir saplantısı mı var?), savaş ve sonrası, taliban'ın yaptıkları vs. Hatta ilk romandaki yetimhane ve müdürü Zaman bile bu romanda yine boy gösteriyor. Sıkıldım açıkçası. İtiraf edeyim Uçurtma avcısını tekrar okusaydım bu kadar sıkılmazdım. Bana, ilk romanın ticari başarısının ardından yakaladığı rüzgarla yelkenleri doldurmak isteyen, paragöz bir romancının alel acele yazıp yayınlattığı bir eser tadı verdi. Uçurtma avcısı'nı okumamış olanlar için etkileyici olabilir ama o kadar. Kesinlikle bir uçurtma avcısı değil. Yazar ise sergilediği trend ile kötü bir Kemalettin Tuğcu taklidi olmaya aday gibi..