Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cemil Meriç'in her eseri gibi okuması zor. Anlamak için biraz çaba göstermeniz gerekiyor. Ama göstereceğiniz çaba karşılıksız kalmayacak merak etmeyin.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sosyolojiyi sevdiren, enini buyunu hissettiren bir kitap. Cemil Meriç'i dinler gibi olursunuz okurken. Antik Yünandan İslam tasavvufuna, modern sosyolojiden üniversitedeki gence köprüler kuran bir perpektif, bir umman...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cemil Meriç'in bu kitabına bakarak çok iyi bir sosyolog veya çok iyi bir felsefeci demenin anlamı yok.Cemil meriçi kısıtlandıramazsınız o komple bir düşünürdür.Yaralıdır.Vücudunun her yeri balçık içindedir ve temizlemesi içinde her şeyi yapması ve düşünmesi gerekmektedir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sosyoloji ogrencisi olarak bu kitabi cok begendim. Cemil Meric sosyolojinin tarihini ve bir cok sosyologu kitabinda ele almis. Meric'in toplumsal analizleri cok guzel. Tavsiye ederim herkese.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ben sosyoloji 2. sınıf öğrencisiyim.çok güzel bir kitap ama bana biraz ağır geldi.bilmediğim terimler çok,isimlerin bile çoğunu duymadım.gene çok faydasını gördüm..
Cemil Meriç! Fazla söze ne hacet. Ancak şunu söyleyebilirim. Sosyolojiyi, vakıf olduğu derinliğini ve güzelliğini bana farkettiren ve sevdiren bir kitap. Sakın fiyatına aldanmayın. Sosyolojiye ve felsefeye ve ideolojilere ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir kaynak.
her cümlesi bir kitap olan üstat bu kitapta sağ ve sol kavramlarını türkiye için şu hikayeyle anlatır... 'napolili bir asilzade ömrünün tamamını dante aristodan daha büyük diyerek yaptığı tartışmalarla ve düellolarla geçirmiş. birgün yine bir düelloda yaralanmış ve ölmek üzere iken yanına gelip yaa sen ömrünce bunun için kavga ettin söyle bakalım danteyi aristodan daha büyük yapan şeyi demişler. ölmek üzere olan asilzade şöyle demiş allah ikisinin de belasını versin ne birinden ne diğerinden tek satır okudum... bizde sağ ve sol böyle işte'.....
kitabı ilk okuyanların önce önsözünüğ okumasını isterim. 11.000 kitaplık bir kmütüphaneye sahip olan müthiş zeki bir insanın derslerde anlattığı konuları ve konferanslarının düzenlendiği bu kitap kitap okumaya yeni başlayanlar veya sosyoloji ve felsefe bilimlerine yeni yeni ilgi duyanlar için okunması gereken bir ki<br />tap olarak düşünüyorum. dili biraz ağır olmasına rağmen en beğendiğim bölümleri islam-marxsizim, islam- sosyalizm gibi dünü ve bugünü karşılaştırmalı ve örnekli olarak okurlarına sunmöasıdır.
1965-69 yılları arasında üniversitede sosyoloji bölünde verdiği dersler ve ayrıca konferanslarını kapsayan bir eser. Bu eser yazarın edebiyat dışındada Sosyoloji ve felsefe alanına da ne kadar hakim olduğunu gösteriyor. Özellikle batı felsefesini ne kadar iyi tanıdığını kanıtlıyor. Aynı zamanda yıllar süren ve kendisine hayran bırakan birikiminin bir kanıtıdırda. Batı medeniyetini de bize tanıtan bu eserden çıkaracağımız çok dersler bulunmaktadır.
Dünyaya sosyolojiyi İbn Haldun"un öğretmiş olduğu ve bu ilme ilginiz varsa ilk ondan başlamanız ne kadar elzemse bir dünyalı olarak. Bu ülkede doğup bu dili konuşan biriyseniz İbn haldunu ikinci sıraya alıp bu kitabı okuyarak başlamanızda o kadar elzemdir.
Evlenmek üzere olan çiftler evlilik alışverişi için çarşıya çıktıklarında buzdolabı,televizyon gibi eşyalarını dahi almadan bir mobilyacıya uğrayıp sayısı yüzleri bulan kitapları için bir kitaplık siparişi veriyorlar… İnsanlar cüzdanlarında fotoğraf,cımbız vs. yerine şehir ya da okul kütüphanelerinin üyelik kartlarını taşıyorlar… Millet olarak televizyon denilen tehlikeli aygıta değil de kitaplara gömülüyoruz… Canlı yayınlanan radyo programındaki ödüllü yarışmada “iki yılda beşinci albümü “Anlımın (alnımın değil) Yazısı-Üzdün Beni Cevriye’yi” piyasaya süren Okşan Süfeha’yı değil de “Bu ülke,Mağaradakiler,Jurnal 1-2" gibi eserlerin sahibi olan merhum Cemil Meriç'i bir çırpıda biliyoruz… Aman canım! Okuyalım ama kitaplar çok pahalı!” deyip akabinde bir CD'ye,bir kıyafete dünyanın parasını vermekten vazgeçmişiz ve kitap okumanın yalnızca satın alınarak gerçekleştirilen bir faaliyet olmayıp, kütüphane üyelikleriyle, arkadaşlar arasındaki takaslarla da mümkün olduğunu anlamışız… “Kitap boş zamanlarda okunmaz! Kitaptan arda kalan zamanlarda diğer işler yapılır…” diyoruz. İşte ozaman Cemil Meriç'in ruhu şad olacaktır! Selam olsun cümle kitap dostlarına...
Bu eser sosyoloji için ve özellikle Türkiyedeki kuralcı ve sosyolojiyi bir kalıba sokmaya çalışanlara çok iyi bir cevap. objektif, olayları bütün boyutları ile ele almaya çalışan bir eser. teşekkurler Cemil meriç. işte kitaptan bir örnek: İSLAMİYET VE SOSYALİZM Sosyalist istihsalin mutlaka bir ideolojiye ihtiyacı vardır. Kalabalıkların fedakarlık yapması için mutlaka bir ideolojiden faydalanmak, gönüllerine hitap etmek mecburiyeti vardır. Bu ideolojiler üç türlü olabilir: 1. içinde yaşanılan toplumu yüceltenler. 2. Tanrı’yı yüceltenler. 3. İnsanı yüceltenler. Kapitalizm ancak millisinden faydalanabilir bu ideolojilerin. Bilhassa Türk milliyetçiliği çok garip, çok talihsiz bir silahtır. Çünkü tarihi boyunca bu millet Türk olmadan evvel Müslüman'dı ve Osmanlı’ydı. İslamiyet milleti idi âdeta. Bütün inananlar kardeşti, yani milletti. Bugüne kadar yapılan tariflerin en güzeli: aynı değerlere inanan, aynı değerler için seferber İslam milleti. Bunun içinde zümreler olabilir. 600 sene bu millet kendini yeryüzünde Tanrının mümtaz kulu olarak görmüş, Batı’ya minârelerden bakmıştır. Sonra bu değerler manzumesi bir anda silinmiş, sen Hititsin, sen Sümersin denmiştir. Oysa bu kadar eski bir medeniyetin sıcaklığı yoktur. Bir heyecan vermiyordu. İslamiyet sınıf kavgasını körükleyemez. Çünkü İslamiyet’te sınıf kavgası yoktur, çünkü İslam İslam’ın kardeşidir. Kur’an’da bir iktisat sistemi yoktur, fakat sosyal adalete yönelen bir ahlak vardır. Bu ahlak bir sosyalist için pekâlâ faydalı olabilir. Dinin değerleri tabiat üstü değerlerdir, ancak Kur’an’ın bu adalet kısmı üzerinde ısrar ederek, kitleler harekete geçirilebilir.
Cemil Meric'in ders notlarindan iktibas edilmis bir saheser daha. belki sahsen subjektif yaziyorum, zira Cemil Meric benim de hocamdir ve sahsinin hakkinda zerre miktarda aklima negatif bir yorum gelmemekte. Fakat bu eserinde diger eserlerine kiyasla farkliliklar arzeden bir mevzu var ki, o da sanirim kitabinda gecen bir cümleyle asikar edilmistir, bu kitabta yazar Cemil Meric degil de konusan, anlatan Cemil Meric var. Sizle sohbet eden bir Cemil Meric'e nerede rastlayabilirsiniz? Bir Cemil Meric sohbet meclisini hangi sebeblerden dolayi reddedersiniz?
Kitabın kapağında da belirtildiği gibi ders notları ve konferanslardan oluşmuş bir kitap. Bu yüzden de yazı dili ile değil konuşma dili ile yazılmış. Bu da takibi biraz zor bir metin koyuyor önümüze. Üstelik Cemil MERİÇ de bir düşünce ve fikir adamı olunca, tam bir bombardımana tutuyor bizi. Okurken, az okuyup çok düşüneceğiniz bir kitap. Kolay okunulacak, hemen yutulacak bir kitap değil. Zaten düşünmenin, fikir üretmenin zorluğunu ve bizim bu konudaki tembelliğimizi Cemil MERİÇ şu cümleyle ifade ediyor; “Düşünce bir günde kurulmaz. Avrupa’nın meyvelerini koparıp, kendi ağacımıza astık.”
Cemil Meriç sadece bu kitabında değil tüm kitaplarında bir kelime ile çok şeyi anlatıyor.Onun için mutlaka herkesin okumasını tavsiye ederim.Özellikle bu eserde İstanbul Edebiyat Fakültesinde anlattığı dersleri ve görevi bıraktıktan sonra verdiği konferanslar anlatılıyor. Zevkle okunacak bir kitap.