Bu kitap hakkında 10 tane yorum yapılmış, hemen hepsi de olumlu olarak göstermiş kitabı. Bence de ortaya çıkan eserin Türkçe oluşu, memlekete bir kazançtır, çünkü psikoloji ve özellikle insan davranışı üzerine maalesef Türkçe'ye kazandırılan pek fazla eser yok. Bu kitap basıldığı zaman ise hiç yoktur diye tahmin ediyorum. Ancak, kitapla ilgili iki noktanın altını çizmek gerekiyorki, kitabı alacak okuyucular şaşırmasınlar:
1. Benim elimde bu kitabın 10. basımı var. Kitabın sunuş bölümündeki üçüncü paragrafı aynen yazıyorum: '1989 Aralık ayında MEF dersanesinin Ana-Baba Okulu'na konuşucu olarak davet edilmiştim. Toplantıya katılan birçok ana-baba, lise çağındaki çocukların kendilerini önemsememelerinden, onlara boş vermelerinden yakındı. Başı örtülü bir anne, oğlunun kendisine, 'Başını böyle örttüğün sürece senin sözünü kimse önemsemez; sana saygı duymamı nasıl isteyebilirsin?!' dediğini ve bu duruma çok üzüldüğünü ifade etti. Gördüğüm kadarıyla, ana-babaların evde öğretmek istediği yaşam düzeni ile, okullarda öğretilen yaşam felsefesi birbirinden farklıydı; farklı dünya anlayışlarını ve farklı değerleri ifade etmekteydi. Ana-babaların geleneksel kültür değerlerine göre yaşamlarını düzenlemeleri, çocukları tarafından tepki ve alayla karşılanıyordu'
Bu paragrafta deniliyorki, okulda modern bir yaşam felsefesi veriliyor öğrencilere. (ki öyle bir felsefeki, ana babaya saygı duymayı dahi öğretememiş) Hem de ortaokulda. Bu çıkarımın doğruluğunu nasıl anlarız? Ortaokuldaki öğrencilere hayat nedir? diye soralım, hatta üniversite mezunlarına soralım, hayat nedir? niye yaşıyorsun? sorularını. Benim bugüne kadar gördüğüm, bu soruyu sorduğunuz zaman mezun olan öğrencilerin çoğu düşünmeye başlıyor:)
İkinci olarak da, annesi-babası muhafazakar olan üniversite mezunlarına Kur'an meali veya tefsiri okudun mu diye soralım? Sizce yüzde kaçı okumuştur? Demekki Türkiye'de aileler tarafından dini eğitim de genel olarak verilmemektedir.
Türkiye'nin en büyük sorununun da bu olduğunu düşünüyorum. Çağdaş eğitim, modern yaşam felsefesi gibi -içi boş- kelimelerle manipüle edilmeye çalışılan yeni nesiller, ve buna karşı dini veya medrese eğitimini çoktan unutmuş, evlerde kitap okumak yerine bolbol televizyon seyreden cahil aileler. Madem Doğan Cüceloğlu bu kadar basit bir konuyu, ya biliyor da saptırıyor, ya da 1989'da kavrayamamış, o zaman bu eseri okurken beklentinizi düşük tutmanızı tavsiye ederim.
2. Elimde çok sayıda Introduction to Psychology adlı ders kitaplarından var. Bu kitapta farklı birşeyler umarken, 1960'larda abd'de yazılan psikoloji kitaplarından bir ÇEVİRİ olduğuna kanaat getirdim. Kitabın içinde İnsan ve Davranışı adlı bir kapağın kaldıramayacağı kadar psikoloji biliminin temellerine yer verilmiş. Bence bu kitabın kapağı Psikolojiye Giriş diye değiştirilmelidir.
Sonuç olarak, psikoloji bilimiyle yakından ilgilenenmek isteyenlere Yolanda Jacobi'nin Jung'unu tavsiye ederim. Bu kitap, psikoloji üzerine 'sözde' birşeyler okuyup, kulak dolgunluğum olsun diyenler için, daha ideal diye düşünüyorum. (Hatta onlara da en son yayınlanan psikolojiye giriş kitabını almalarını tavsiye ederim, çünkü bu kitabın içindeki pekçok teori ve kavram bugün unutulmuş durumda)