Masumiyet Müzesi
Masumiyet Müzesi

Kitapyurdu Fiyatı: 350,66TL

Ürüne Git
1303Yorum
kitabın başı ve sonu çok sürükleyiciydi fakat ortaları fazla uzatılmış ve sıkıcıydı
Bu kitaba dair çok şey söylendi, daha binlerce şey söylenebilir ve söylenecektir şüphesiz; ama ben şunu söyliyim. türkçe edebiyatta bu kitabı okumayan eksik kalabilir
Elimden bırakmadan iki günde bitirdim dili sade anlaşılır.Okuduklarım takıntı mı aşk mı hala düşünmekteyim.Tavsiye ederim
Aslında kitabı alalı iki yıl kadar oldu ama bir türlü başlayamamıştım. Dizisi çıkınca artık okumalıyım dedim; yine de beklediğim kadar etkilenmedim. Çoğu kişi bu romanı büyük bir aşk hikâyesi olarak görüyor ama ben öyle hissetmedim. Bana kalırsa bu, aşkın değil; sorumluluk almaktan kaçan takıntılı bir adamın anlatısı. Kemal’in Füsun’a duyduğu şey romantik olmaktan çok rahatsız edici. Nesnelere yüklediği anlamlar ve yıllarca aynı döngüde kalışı beni duygulandırmaktan çok sinirlendirdi. Dil ve dönem atmosferi güçlü olsa da karakterle bağ kuramadım. Benim için bu kitap, bir aşk hikâyesinden çok saplantının hikâyesi olarak kaldı.
kitap okuması çok zevkli sürükleyici bir kitap bazı yerleri sıkıcı gelebilir ancak sonu itibari ile şok edici…keyifli okumalar…
Kitabın başı güzel sonu güzel ama orta sayfaları sıkıcı kemâlin hiç de normal olmayan bir aşkı çok basit bir dille sürekli tekrarlanan olaylarla anlatılmış bu kadar ilgi görmesi bence şaşırtıcı
Müzesine kitabını okumadan gidip orda okuduğum'' Hayatımın en güzel anıymış, bilmiyordum.'' sözünden etkilenip okudum.
Hayallerin çok uç noktada olduğu çok kızarak ve merakla okudum. Sorguladığım çok mesele oldu. Müze ziyaretin de de yzarun planlamasını görünce üstün bir çaba, gayret ve emek gördüm. Kurgu, planlı ve akıl almaz yaşantılar.
Herkesin bu kitap hakkında farklı farklı yorumları var merakla okumayı bekliyorum
okurken yer yer yavaslasam da etkisini uzun süre hissettiğim bir kitap oldu. İstanbul a gidersem müzeyi muhakkak gezmek istiyorum.
Kemal ve Füsun’un aşkını etkileyici bulamadım ben ne yazık ki. Okurken yer yer çok sıkılıp bırakmak istedim ama kitap buna da izin vermiyor. Okudukça merak ettiriyor. Kemal’in saplantılı davranışları Füsun’un hayatını bambaşka bir yöne götürüyor. Füsun’un ne istediğinden çok Kemal’in ne istediği hep öncelikliydi. O dönemin sosyokültürel bakış açışıyla cesaret, modernlik, uygar vb kelimelerinin anlamları, gerçek anlamlarının çok çok dışında anlatılması ve sürekli bu tanımlarla vurgulanması çok rahatsız ediciydi.
Kemal karakterine kızarak okuyorsunuz ama okuyorsunuz. Betimlemeler yer yer yorarken altında yatan gerçek nedeni zaten öğreniyorsunuz.
Masumiyet Müzesi, merkezine bir aşkı yerleştiriyor gibi görünse de, aslında hafızanın nasıl inşa edildiğini sorgulayan güçlü bir anlatı. Kemal’in Füsun’a duyduğu tutku, zamanla bir ilişki hikâyesinden çıkıp takıntılı bir hatırlama biçimine dönüşüyor. Böylece roman, sevmenin sınırlarını değil, hatırlamanın yükünü tartışmaya açıyor. 1970’ler ve 80’ler Türkiye’si arka planda sessizce akarken; değişen sınıfsal dengeler, modernleşme sancıları ve kent kültüründeki dönüşüm, karakterlerin hayatına nüfuz ediyor. İstanbul, yalnızca bir mekân değil; geçmişle bugün arasında köprü kuran, duyguların taşıyıcısı bir hafıza alanı olarak karşımıza çıkıyor. Masumiyet Müzesi, sevginin masumiyetini değil; insanın kendi duygusunu nasıl bir anı koleksiyonuna dönüştürdüğünü gösteriyor. Bitirdiğinizde geriye yalnızca bir aşk hikâyesi değil, zamanla yarışan bir ruh hâlinin portresi kalıyor.
Kitabı 15 sene önce okumuştum. Şuan 30 yaşında etkisinin aynı olmadığını düşünüyorum. İnce naif bir edebiyat kitabı gerçekten
gerçek bir başyapıt…
Eser yesilçam tadında aşk ve takıntı üzerine okunabilir
Kemal gibi sevebilmek , Füsun gibi sevilebilmek isterdim.Ne muazzam bir aşk .Hikaye güzel olsada bölümlerin çok uzamış olması bazı yerlerde sıkılmama neden oldu.Yine de bitirdiğimde iyiki okumuşum dedim...
masumiyet müzesi allahım tek solukta okuduğum harikaydı harikkaaa
Masumiyet Müzesi'ni bitirdiğimde, bir kitabı okumuş gibi değil de, birinin mahrem saplantılarına suç ortağı edilmiş gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe Kemal’in o hastalıklı aşkı beni öyle bir kıskacına aldı ki, bir noktadan sonra sevgiyle delilik arasındaki o ince çizginin nasıl silindiğini dehşetle izledim. Beni en çok sarsan, bir insanın kaybettiği bir mutluluğu geri getirebilmek için sıradan eşyalara, bir tokaya ya da bir sigara izmaritine nasıl can çekişen bir umutla tutunabildiğiydi. Okurken kendimi Kemal’in o eşyalarla kurduğu tuhaf dünyada hapsolmuş hissettim; sanki o müze benim de üzerime kapandı. Kitabı kapattığımda, sahip olduğum her nesneye "Acaba bunun içinde hangi hatıra saklı?" diye bakmaktan kendimi alamadım.
Açık ve akıcı dille yazılan bur kitap. yazarin yazdigi herseyi gözünde canlandıracak okuyorsun. tek sıkıntısı bazi yerler gereksiz uzatılmış ama sonuna kadar okunması gerekem klasiklerinden.