Muhammet Esed’in kaleme aldığı “Mekke’ye Giden Yol” bir hatırat. Bana tavsiye edildiğinde bir İslami siyasi doktirin örneği görmeyi umuyordum. Hatıratları çok sevmeyen biri olarak okumanın bana çok şey kattığını söyleyemeyeceğim. Evet anlatım tekniği güzel, – çevriside bir o kadar kötü, İnsan Yayınlarında yer alan editörler en azından özne yüklem uyumuna dikkat edebilirmiş – dili iyi ve Arap yarımadasının doğası ve tarihi hakkında bilgiler veriyor ama beni fikirsel manada doyurduğunu söyleyemem.
Her halde en büyük itirazım kitabın her yayına yayılmış Arap hayranlığı ve Müslüman olmayı Araplaşma sayan düşüncenin kendini çok belli etmesi. Hep söylemişimdir; Cat Stevens Müslüman olup Yusuf İslam ismini aldığında, dünyanın gözündeki imaj Müslüman olmaktan çok Araplaştığıydı. Giyinişinden, şekline her şeyi ile Araplaşmıştı. Eğer normal tarzına yakın bir yerde bunu yapsaydı, dünya Müslümanlığına katkısı daha büyük olurdu. Kitapta da bu dokuyu görmek mümkün. Her ne kadar yazar geri kalmışlığı Arap yarım adasındaki softalara bağlamışsa da, hatta geri kalmışlığın nedenlerine çok güzel vurgular yapsa da, bu kitabın havası içinde eriyip gidiyor. Tarihsel konuda ve bir kaç tarikat hakkında daha önce duymadığım bilgiler alıyor olmak kazanç diyebilirim. Ama Türkiye’nin kuruluş devrimlerine düşmanlığı ve bu konuda atıflarına baktıkça ve bugünkü Müslüman dünyasını gördükçe yapılan şeyin ne kadar yerinde olduğunu görebiliyor insan. Kitaptan onun anlatmadığı bir şeyi çıkarmış olmak da ikinci kazancım diyebilirim...