77Yorum
ginza
02.01.2008
Öyle haksız bir kitap ki bu...Okurken zaman zaman sinirlendim, şimdi sadece üzülüyorum... Vedat Türkali iyi bir yazar belli ki, ben tasvirlerden de zevk aldım, öykü biraz aykırı olmasına rağmen, ondan da. Ama...neden yaptı bunu acaba? Para için mi, yaşına rağmen yenemediği öfkesinden mi, yoksa dünyada değil uzayda yaşadığından mı? Kitapta teröristlere övgüler düzüyor-terörist diyorum, çünkü dağa çıkanlarla şehirde temiz yaşayanlar arasında hiç bir ayrım yapmamış. Teröriste bir kere bile terörist dememiş, ölen teröristlerin acısını anlatıp ağıtlar düzmüş, onların öldürdüklerini, sadece sorguya çekilirken bir görevlinin ağzından 'şehit aileleri var, parayı onlara bağışlayın' diye, benim de okurken içimi kıpırdatmayan ve hiç bir şey hissettirmeyen bir cümleyle anmış. O kültürü yaşatmanın gerekli olduğunu söyleyip, bunun için de insanları alışveriş merkezlerine, metrolara koydukları bombalarla katletmelerini haklı bulmuş. Onların ölümlerine ağlıyor Vedat Türkali, ama farkında değil ki onlar var olma savaşı veriyorlarsa, bu millet de kurtlar sofrasının en sıcak noktasında yok olmama savaşı veriyor...Kültürler yok olmasın yaşasın, ama dünya böyle güllük gülistanlık değil malesef. Verelim, isteyene toprak verelim, siz bilmem kaç bin yıl önce buralardaydınız, alın burası sizin olsun diye. Önümüze sürülen her yalanı kabul edip her isteyene toprak verelim. Sonra biz birilerinin maymunu olalım, bizim kültürümüz yok olmaya başlasın, bu sefer de biz mi dağa çıkalım? Tabii bu ali veli Vedat Türkali meselesi değil, bunun kültür yaşatmayla falan da alakası yok. Neyle alakası olduğu belli.
Kitabı okudum Türkiye'den soğudum neredeyse, biz ne ülkeymişiz de buradaki doktorları bir kanser ameliyatını bile yapamayacak kadar yetersiz görmüş Vedat Türkali, tüm ameliyat edilecek hastalar yurtdışına götürülüyor, kitapta kendisinin Türk diye bahsettiği herkes kapıları kırarak içeri giriyor, sorguya çekiyor, işkence yapıyor. Türk olduğu üzerine basılarak vurgulanan herkes gri ve siyah, diğerleri rengarenk, türküler söylüyorlar, haklı olarak adam öldürüyorlar, haksız yere öldürülüyorlar. Nesnellikten bu kadar uzaklaşılır, pes yani.

28 yaşındaki bir kadınla 78 yaşındaki bir adamın aşkını biraz yadırgadıysam da, öyle hoş anlatmış ki, okurken zevk aldım. İnsanı ümitlendiriyor bu kitap bu anlamda-aşkın gerçekten yaşı yok galiba. Beklenen sonla bitti, ama o açıdan da çok üzücü oldu doğrusu...Vedat Türkali bir İstanbul hayranı belli ki, İstanbul'u da öyle güzel anlatmış ki...canım Piyer Loti'ye gitmek istedi kitabı okurken.
ada_cey
28.08.2007
Kayıp Romanlar Vedat Türkali’nin uzun soluklu okuna bilecek Nihat ve Esme'nin aşk romanı. Yazar aşk konularında çok değişik pencerelerden bakarak yaptığı gözlemleri akıcı bir dille okurlarına sunuyor. Aşkı bir de Vedat Türkali’den okumanızı tavsiye ederim. Saygılarımla.
kızıl.kurt
21.08.2007
Vedat Türkali'den okuduğum ikinci kitap.Yıllarca sürgünde kalmış doktor Nahit ve Esme'nin olmaz dedirtecek aşk ve bağlılıkları.Okumanın tadına varacağınız, zaman zaman Dokturun espirileri,güldürüyor ve düşündürüyor.İnsanın iç dünyasını yansıtan muhteşem bir eser.Okurken zevk alacaksınız.
yarenimx
Kitapkurdu
25.05.2007
değerli bir arkadaşımın hediye ettiği bu kitap umduğum gibi çıkmadı desem yerinde olucak sanırım.Vedat Türkali TKP nin ilk yıllarında koministlerinTKP ye katılma çalışmalara sürecinden bahsettiği 'GÜVEN' serisinden sonra bu seferde SSCB nin dağılması,bulgaristan,yugaslavyanın yıkılmasından sonra eski tkplilerin kimlik arayışı mücadelesini anlatmış.Aynı zamanda kürt sorunu ve pkk ya değinmiş..Ama kitap bir roman kurgusunu taşımıyor..Bir romanın olması gereken hiçbi özelliğini taşımıyor bence..gereksiz ve birbirini tekrarlayan olaylar ve düşünceler defalarca kez yineleniyor...Türkali romanı 80 lik Doktor Nahitle 25 lik Esmenin aşkları ekseninde kurmaya çalışmış ama o aşk duygusu geçmiyor insana.son 100 sayfada biraz hızlanır gibi oluyor roman ama bu kitabı sıkıcı olmaktan kurtarmıyor.Ve bir aydın olarak olarak görüp takip ettiğim vedat türkali'nin pkk sorunu hakkındaki önermeleri ve saptamaları tam manasıyla hayal kırıklığına ugrattı beni...Dağa çıkan kürt kadınlarını övüp,yüceltmesi,savaşa destek vermesi sarsıcı benim için..Yaşar Kemal usta da çok değindi kürt sorununa ama diyalogtan bahsetti hep..Sadece bir taraftan değil iki taraftan gelmeli dialog çabası...Hiç bir aydın düşünce ölmeyi,öldürmeyi desteklemenmliydi...ki her fırsatta kominist olduğunu dillendiren doktor Nahit neznindeki Vedat Türkali nin PKK hareketini şovenizmin çıktığı son nokta olduğunun ayrımına varamaması çok şaşırtıcı..herkesin bildiği saptamaları ortaya koyuyor fakat somut hiçbir çözüm önerisi sunmuyor yazar.bu yonuyle de yetersiz...yaklaşık 700 sayfalık bir kitap..okumasanızda olur..Güven i okuyan arkadaşlar aynı tadı bulamıyacaksınız.bu kitabında başarısız bence TÜRKALİ.
dereee
Kitapkurdu
12.02.2007
vedat türkali çok sade akıcı bir dille yazıyor bütün romanlarını okumaya çalışıyorum ve hep aynı zevki alıyorum tavsiye ederim
keif
Kitapkurdu
31.01.2007
Türk toplumunda ve belki daha nice toplumlarda belli yaşa gelmiş insanlara bakış açısı klişeleşmiştir. "Yaşlı, yaşlıdır; geçmişi, mesleği ne olmuş olursa olsun artık farketmez, evinde oturabilir, sosyal yaşamın içinde olmasına hiç gerek yoktur." İnsanın çocukken yaşadığı sevinçleri diğer yaştakilerden kaçırabilirmisiniz? Gençlikte yaşanan aşklar, sevgiler, sevişmeler her yaşın hakkı değilmidir? Coşku yalnızca gençliğe mi mahsustur?
Orta yaşlarımı yaşadığım bu dönemde, elbette, gençlerden, orta yaşlılardan ve yaşlılardan oluşan bir dost ve tanıdık çevrem var. Üstelik çevremdeki yaşlılara ben yaşlı demeye utanırım. Yaşın ileri olması kişiyi yaşlı yapmaz. Kafalar yaşlanırsa kişi o zaman yaşlanmış sayılır bence.
Dolayısı ile insanın her yaşta ve her pozisyonda, olacak ya da olmayacak herhangi bir insana aşık olabileceğini düşünenlerdenim. Aşk her yaşın hakkı.

Görüşümü bu şekilde açıkladıktan sonra, roman ile olan bağlantısına geleyim.
Evet roman kahramanının sevişmeden önce takma dişlerini çıkarmasından, sevgilisinin adet dönemine kadar detaylar verilmiş olabilir. Ama bu bir BBG evi ucuzluğu adına değil, insanın her halinin doğal oluşu ve yadırganmaması adına yapılmıştır. Sonuçta her roman kahramanı ordan oraya zıplayacak, çok yakışıklı olacak gibi bir kural yok.
Bu bağlamda romanı ağır ağır, zevkle ve sindirerek okumanızı tavsiye ederim. Okudu iseniz tekrar okuyun. Okumadıysanız bu tavsiyeler ışığında okuyun. Romandan keyif almamanız mümkün değil. Bu arada belirteyim, öyle bir Vedat Türkali hayranı da değilim. Kısmet bu zamanaymış. Okuduğum ilk kitabıydı, umarım başkaları da olur.
gottin
Kitapkurdu
21.10.2006
Vedat Türkali'nin son romanı mutlaka okuyun, inanılmaz keyif alacaksınız... Aşk her yaşda vardır... aşkın getirdiği acı ve zevk inanılmaz anlatılmış.Kitap ülkemizin geçmişinden bugüne bir belgesel okumamak bir kayıp.<br />
NATALYA
06.09.2006
Birgün tek başına bana okumaya tutsak eden ilk roman.ama ben güven1 ve 2 yi de atlamayın derim.müthiş. elinizden bırakamıyosunuz.kayıp romanlara gelince.türkalinin okuduğum 6.kitabı eline sağlık türkali.
lachica
09.02.2006
Vedat Türkali'nin kitapları bende hep bir yolda yuruyormus da o yolda gorduklerini anlatıyormus gibi gelir. Bu yazılar yasamadan yazılamaz gibi gelir bana. Belki de bu yuzden bu romanın kahramanının epeyce ileri yaslarda olması normal geldi. İlk başlarda sadece yaşlı bir insanın hayatıyla baslayan kitap biraz sıkıcı gibi sanki. Ama sonra o kadar renkleniyor ki hayat. Onun yaşlı olmadığını yasama hevesini kaybetmediğini goruyorsunuz. Ve oyle bir an geliyor ki kitap hiç bitmese diyorsunuz.
Hale Karlıtepe
20.10.2005
Uzun yıllar yurtdışında sürgünde yaşayan, eski devrimci Doktor Nahit, sonunda ülkesine dönmüştür. 80 li yaşlardadır. Yurtdışında iken örgüt arkadaşları ile yaptıkları çeşitli etkinliklerden toplanan epeyce yüklü miktar para da onun banka hesabındadır. Niyeti bir an evvel bu parayı hayal ettikleri amaca hizmet anlamında kullanacak birilerine devretmektir. Bir yandan da uzun yıllar ayrı kaldığı ülkesinin , geçen onca yıla rağmen pek ilerleme kaydedemediğini görmek te onu üzer.. Roman yazma fikri kafasına yer etmiştir ancak nereden başlayacağını bilememektedir. Bir gün, epeydir arayıp ulaşamadığı Vedat Türkali ile karşılaşır . (Zaman zaman onunla olan konuşmaları da hikayenin içine serpiştirilmiş, ayrı bir renk katmış.)

Kısa bir süre sonra Esme ile tanışır. Esme 28 yaşında, ayakları yere sağlam basan, gerektiğinde asi, sürekli sorgulayan, alışıldık kadın motifinin epey dışında biridir. Dr. Nahit, aralarındaki onca yaş farkına rağmen Esme'ye aşık olduğunu farkeder . Daha da ilginci, Esme de ona aynı duyguları besler..

Dönemin siyasal portresini yine bir aşk hikayesi ile ama bu kez zor bir aşk hikayesi ile çok güzel süslemiş Türkali.. Ancak Birgün Tekbaşına'daki tadı almadığımı itiraf etmeliyim.
nutsatet
Kitapkurdu
22.09.2005
Bu kitap Vedat Türkali'den okuduğum ilk kitaptı.Hocalarımın verdiği ödev için okumuştum.Başlarda zorunluluktan okumaya başlasamda,sonraları kitabı elimden düşüremaz oldum.İyiki de okumuşum.Bu kitap sayesinde birçok düşüncem değişti.Bir zamanlar ve şimdi Türkiye'de yaşanan bu sorunlar hakkında biraz olsun beni aydınlattı.
ahmetoral
31.08.2005
Siyasal sürgündeki bir doktorun belli bir parayla Türkiye'ye gelmesi burada bazı şeyleri baştan yapılandırmak istemesi ve bu arada bir de aşık olması aslında roman için güzel malzeme fakat sayın Vedat Türkali'den özür dileyerek okurken acayip sıkıldığımı belirtmeliyim.Roman ortam tasvirleri okuyucunun olaya daha iyi adapte olması için iyidir ama bu romanda bunun biraz suyu çıkmış gibi.Resmen romanın kahramanı Nahit Kotar'ın 24 saatini BBG evindekiler gibi full izlemek zorunda bırakıldım okurken.Aradaki böyle lüzumsuz bölümleri, çıkarırsak bu 600 küsür sayfalık roman aslında 150-200 sayfada bitebilirdi desem abartmış sayılmam.
Suat Sungur
Kitapkurdu
12.05.2005
Vedat Türkali'nin bu okuduğum üçüncü romanı hepsi birbirinden güzel, okuduğum eserlerinde yazarın geçmişine siyasi düşünce yolculuğu var sevgi her zaman ön planda yüreğine sağlık bizlere yaşattığı güzel duygular için..<br />
tuli27
15.03.2005
Bu kitabı 1 haftada bitirdim. Vedat Türkali'nin daha önce Bir Gün Tek Başına isimli romanını okumuştum o kitabından da çok etkilendim , İnsana ait bir duygu olan aşk'ı bulunulan karmaşık çelişkiler içinde dahi olsa çok güzel anlatmış okuyuculara da yansıtmış Sonsuz saygılar
KY-40655
09.03.2005
Çoğu zaman kitap satınalırken kitabın arka kapağındaki yazıyı okurum.Çoğu zamanda kitabı bitirdikten sonra acaba o yazı başka bir kitaplamı ilgiliydi diye düşünürüm.Bu sizede olurmu?
''Kayıp romanlar'' kitabının arka kapağında kitap çok güzel özetlenmiş.
Diğer yorum yazan arkadaşlarda gerçekten çok hoş yazmışlar.Yazılan şeyleri tekrar yazmamak için bende kitabı farklı bir yönünden anlatmak istiyorum.
O kadar akıcı ,okadar güzel bir anlatım varki, kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz,romanın kahramanı ile birlikte resim sergisi geziyor (resimleri
gözünüzün önüne getirebiliyor),müzik dinliyor (notaları duyabiliyor),evinin balkonundan İstanbul'un güzelim manzarasını seyredebiliyor,sokaklarda birlikte yürüyebiliyorsunuz.Yani 631 sayfayı yaşıyorsunuz.Kitabı uzun yıllardan beri yurt dışında yaşayan bir arkadaşımla birlikte birer tane almıştık.Yakalanmış olduğum gripten dolayı evden çıkamıyor ama Vedat Türkali'nin yazmış olduğu satırlarla İstanbul'u yaşıyordum.Arkadaşımdan aldığım mektupta ise ''iyiki beni bu kitabı almam için zorlamışsın gerçekten bir harika,elimden bırakamadan okudum,döneli iki hafta oldu ama şimdiden içimi İstanbul özlemi sardı,usta yazar gene harikalar yaratmış,umarım daha nice seneler kalemini kullanır ve bizlerde böylesine
güzel eserler okuruz '' diyordu.
Arkadaşımın bu guzel temennisine bende katılıyor ve usta yazarın yeni eserlerini sabırsızlıkla bekliyoruz.
yozkan
07.03.2005
belki kendime dair,belki de özlemlerimi sıraladığım bir seslenişe kendimce cevap bulmaydı bu kitabı almaktaki maksatım.Bir hasretim vardı geçmişimde bıraktığım ama unutamadığım....Bu kitapta yer alan hikayeler bir bütüne yelken açıyor ve aslında hayatımızın bize yaşattığı bize bıraktığı kalıntıları sıralıyor.Ben okumaktan zevk aldım lütfen sizde temin edin.
nickimse
17.11.2004
Vedat Türkali nin ilk kitabı olan Bir Gün Tek Başına isimli kitabını okumuştum ilk olarak. Çok etkilenmiştim o kitabından. kitabın sonunda gözyaşlarımı tutamamıştım. Bu kitaba başladığımda yazarın o güzel yazım tadını hemen aldım. 630 sayfalık kitabı 5 günde okudum. ve sonunda yine ağladım. Nedense Vedat Türkali çok etkiliyor beni. Kendinden yaşça çok küçük olan Esme ile birbirlerini seviyorlar ve kitabın hem yazarın ağzından, hem de nahit kotar ağzından yazılması ise çok hoşuma gitti. Şunu da unutmadan söyleyeyim. Bu kitaptan önce yazarın Güven isimli romanını okumalısınız bence.