117Yorum
gencakıncı
Hezarfen
23.02.2010
istediğimi bulamadım ama kendi fikirleri ve o anki düşüncelerini söylemesi güzel.ama yinede benim kanaatim kitaptan ziyade röportajlarının okunarak aynı bilgiyi alabileceğimiz yönünde.romanlarını almak daha mantıklı bunu almak yerine.
SahinPasa
Kitapkurdu
14.08.2009
Orhan Pamuk'un yazarlık yeteneğini nereden aldığı ve babası hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyor.
frank_leone
03.07.2009
orhan pamuk'un bu eseri çok akıcı ve tek çırpıda okuyacağınız bir kitap.gerçekten güzel.bu kitabı ve orhan pamuk'un diğer kitaplarını okumanızı tavsiye ediyorum.
tlgyksl
14.06.2009
Her Orhan PAMUK kitabındaki tanıdık karakterler bu kitapta da karşımıza çıkıyor.Kitabın çok kısa olması çok üzücü çünkü 2 günde okunuyor.Her Orhan PAMUK severinin kütüphanesinde olması gereken bir klasik...
shadowen2626
13.06.2009
çok kısa sürede bitireceğiniz güzel ve akıcı bir eser.
cezmi3
Kitapkurdu
07.04.2009
kitap orhan pamuk un nobel de yaptığı konuşma olarak tanıtılıyor. ama bence kitapta adında geçtiği gibi en önemli unsur baba oğul ilişkisinin gizemli tarafı önemli olan, nobelde yapılmış bir konuşma olmasından ziyade.
KY-387755
22.03.2009
Orhan Pamuk'u tanıma adına çok şahane bir eser bence...<br />Bu kitabında sayın Pamuk'un yazarlığa ne kadar saygılı ve bağlı olduğunu aktarırken okuyucuyuda çok güzel bir üslüpla etkilemekte...<br />
ainoss
Kitapkurdu
13.03.2009
96 sayfa olduğu için bir çırpıda okudum romanları dışında yazarı daha yakından tanıma fırsatım oldu...
önder_zorlu
23.01.2009
ORHAN PAMUK'UN ÜNÜNÜ ÇOK MÜTHİŞ DERECEDE ARTTIRAN NOBEL ÖDÜLÜNE GÖTÜREN MÜKEMMEL BİR KİTAP.
sdogulu
17.12.2008
Nobel ödül töreninde yaptigi tarihi konusma bence muhtesem bir metin. Özellikle baba-ogul iliskisinde degindigi cok hassas detaylar tam bir gözlem ve anlatim ustaligi iceriyor. Kücük bir kitap, ama asil o yüzden tekrar tekrar okuyabilirsiniz diye düsünüyorum.
nisannn*
14.11.2008
''....babamın bavulunu bana bırakmasından yirmi üç yıl önce, yirmi iki yaşımdayken her şeyi bırakıp romancı olmaya karar vermiş, kendimi bir odaya kapatmış, dört yıl sonra ilk romanım cevdet bey ve oğulları’nı bitirmiş ve henüz yayımlanmamış kitabın daktilo edilmiş bir kopyasını okusun ve bana düşüncesini söylesin diye titreyen ellerle babama vermiştim. yalnız zevkine ve zekasına güvendiğim için değil, annemin aksine, babam yazar olmama karşı çıkmadığı için de onun onayını almak benim için önemliydi. o sırada babam bizimle değildi, uzaktaydı. dönüşünü sabırsızlıkla bekledim. iki hafta sonra gelince kapıyı ona koşarak açtım. babam hiçbir şey söylemedi, ama bana hemen öyle bir sarıldı ki kitabımı çok sevdiğini anladım. bir süre, aşırı duygusallık anlarında ortaya çıkan bir çeşit beceriksizlik (clumsiness) ve sessizlik buhranına kapıldık. sonra biraz rahatlayıp konuşmaya başlayınca, babam, bana ya da ilk kitabıma olan güvenini aşırı heyecanlı ve abartılı bir dille ifade etti ve bugün büyük bir mutlulukla kabul ettiğim bu ödülü bir gün alacağımı öylesine söyleyiverdi.

bu sözü ona inanmaktan ya da bu ödülü bir hedef olarak göstermekten çok, oğlunu desteklemek, yüreklendirmek için ona “bir gün paşa olacaksın!” diyen bir türk babası gibi söylemişti. yıllarca da beni her görüşünde cesaretlendirmek için bu sözü tekrarladı durdu.

babam 2002 yılı aralık ayında öldü.

isveç akademisi’nin bana bu büyük ödülü, bu şerefi veren değerli üyeleri, değerli konuklar, bugün babam aramızda olsun çok isterdim. ...''

Gabriel Garcia Marquez'den sonra yapılmış en etkileyici nobel konuşması olduğu söylenen bu metnin tamamı bence yazar olma hevesinde herkesin ve tüm Orhan Pamuk hayranlarının başucu kitabı olmalı.
İçten samimi zaman zaman son derece sert, insanın kendisini, amaçlarını derinden sorgulamasına neden olan bir meydan okuma. bavuldan çıkacaklarla ilgi yaşanan paradoksal endişeler, yazarlık -ve sanatçılık- buhranlarının sahici ve samimi betimleri ve nihayetinde, insanın zaaflarını yalın ama bir o kadar hoyratça ortaya döken "dünyanın merkezi" yaklaşımı buluş değil ama sarsıcı...
Kadir Emiroğlu
09.10.2008
Okuru pek de ilgilendirmeyeceğini düşündüğüm bir kitap. ancak koleksiyonculara ya da araştırmacılara hitap ediyor bence. Konuşma metninin kitaplaştırılması pek parlak bir fikir değil. Fazla okur toplamasını beklememek gerek.
seyna
29.08.2008
Babamın bavulu, bir solukta okunan kısa ve öz. Her insanın hayatta anne ve babası hakkında düşüncelerinden bir şeyler bulacak söyleşi. Nobel edebiyat ödülünde babasından bahsederken yaptığı konuşma. Ve bununlada babasına olan sevgisini dile getirmeye çalışıyor yazar. Her insan gibi o da bir insane ve bir oğul.<br />
cemsungu91
Kitapkurdu
14.06.2008
yazarı kişisel olarak beğenmesemde bu kitabı çok beğendim öğretici ders verici bir kitap üslubu çok güzel tavsiye ederim
urve
09.06.2008
böyle bir esere gerek yoktu bence. 3 tane ödül konusma metnini kitaplastıracak kadar kitap basma heveslisi olmamalı Orhan Pamuk. en azından bu sayı 4-5 olunca bu düşünülebilirdi. Elbette dil ve üslubuna diyecek sözümüz yok. akıcı ve anlşasılır...
ozgur05
Kitapkurdu
14.01.2008
Bu öncelikle bir roman değil.Yazarın daha önce çeşitli yerlerde yaptığı konuşmalara ayrılmış.Ama yazarı tanımak isteyenler için okunası bir eser.
Fatih Bayrak
07.12.2007
orhan pamugu okumaya bu kitapla başladım ve bu orhan pamugun ödül alırken yaptıgı konuşma babasının ona vermiş oldugu bi bavul dolusu kitap bir yazar nasıl ikilem yaşamış bavulu acmakla amamak arasında okursanız anlarsınız gayet güzel ama tam anlamıyla kitap demek de dogru olmaz ama kitaplarından önce okunacak bi rehber diyebiliriz okumanızı tavsiye ederim sadece
mehmetyasingokce
Kitapkurdu
14.11.2007
nobel ödüllü yazarımız yine değişik bir üslupla bir eser daha kaleme almış<br />kaleme almış diyorumben bu kitabı yeni inceledim<br />başarılar diliyorum<br />saygılar
Sinem Alanyurt
04.11.2007
Orhan Pamuk'un 3 ödül konuşmasını içeriyor. 2006 senesindeki ilk iki konuşmasını çok beğendim fakat son konuşması bende biraz hayal kırıklığı yarattı. İstanbul ve Hatıralar kitabını okumak istiyorsanız bu kitaptan başlayın. Yazar olmak isteyenler için çok güzel bilgiler de içeriyor. Tavsiye ederim...
levent_uçar
22.10.2007
Bu kitap benim için ilk önce Türkçe yapılan bir konuşmadır. Nobel ödülü aldığındaki bir konuşmaydı bu kitap bilirsiniz. İstediği dilde yapabilirdi bu konuşmayı ama Orhan Pamuk Türkçe yaptı ve dinleyenler bir şey anlamasa da hayran bir şekilde dinliyorlardı, anlamaya mı çalışıyorlardı yoksa Türkçenin sesine mi aşık olmuşlardı bilmiyorum ama dinleyenlerin yüzündeki ifade bir saygı duruşuydu.