Kapıları Açmak Hakkındaki Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
ms2000
11.07.2015
Kimi zaman gülümsediğim kimi zaman gözlerim dolu dolu okuduğum harika bir kitap. Mustafa beyin tüm eserlerini okuma fikrim devam ediyor.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
chagry
22.06.2015
Sıcak, samimi bir hikâye. Severek okudum.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
harmandarm 01.10.2014
Bir solukta okuduğumuz Mustafa Kutlu klasiklerinden biri. Derin ve aşırı duygusal bir aşk hikayesiyle insanı kendine çeken harika bir eser..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Her kitap yorumumda anlatıma, dilin kullanılışına değinmeye çalışıyorum ama Mustafa Kutlu'nun kitaplarında artık bunu yapmama gerek yok. Klasik Mustafa Kutlu kitabı. Güzel bir hikaye. Dil, anlatım yazarın her zaman kullandığı gibi. Çok rahat okunan bir eser. 180 sayfayı normal hızda biri 1.5-2 saatte rahat okur. Ben beğendim, yazarı bilenler, daha önce herhangi bir kitabını okuyup beğenenler bunu da beğenecektir. Sonu tahmin etmediğim gibi bitti. Sonunda üzdü bizi Kutlu. Tavsiye ederim herkese.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-879333 03.12.2012
bir arkadaşın kütüphanesinde onu beklerken elimealdım ama bırakamadım anadolunun namus meselesine ve azmin zaferine bir kadının dramına şahit oluyorsunuz
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Düzhesap 03.12.2012
kapagındaki resim Kutlu'ya aittir.
yadırgadığımız hayatların aslında nasıl oldugunu bilemeyir. Kutlu bu hikayede kınanan bir kadının masumluğunu anlatıyor. güzel, acıklı bir aşk hikayesi.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
eflatun90 28.04.2012
diğer kitaplarıyla karşılaştırınca pek hoşuma gitmedi ama yine de kitap güzel olmuş
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
oski91 22.04.2012
Mustafa Kutluyu bir kere okumanız yeterli, bir kere okuduğunuzda tüm eserlerini okumak isteyeceksiniz
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-1231375 19.04.2012
"Akıcı güzel bir uslup. Yazarın sevenleri için kacırılmayacak bir kitap tavsiye ederim..."
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Hezarfen
Hezarfen
Bilgi İçin 
Klasikmiş gibi görünen ama okudukça sizi saran bir hikayesi var. Bence okunması gereken bir eser.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Hikaye meraklısı iseniz Mustafa KUTLU diyorum.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
erdogan. 30.03.2012
yeşilçam klasiği ama üslup okumayı gerektiriyo
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
zeyveli45 10.11.2011
Üslup çok güzel,ancak arada kesilmeler var....Ancak sıkılmadan okursunuz..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
mhmmt02 29.06.2010
Yazarın üslübü ve konu seçimi çok güzel.Ancak teknik olarak zayıf eserleri var.Bir anda konu kesiliyor ve başka şeylerden bahsediliyor sonra devam ediyor olaylar.Roman boyunca bu şekilde kesintilere mağruz kalıyorsunuz. Romanda bir aşk ve oluşan mağduriyetler şansız giden hayatlar anlatılmakta.Konusu güzel.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-528234 04.03.2010
Sevdikleriniz için risk almanız ve harekete geçmeniz gerektiğini hatırlatan kitaptır.Mustafa Kutlu'nun bir kitabını okuduğunuzda diğer kitaplarını da ararsınız.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
serdar.g 27.01.2010
anadolu ağzındaki bugün birçoğu unutulan o eşşiz biraz mizahi biraz iğneleyici kullanımlar bu kitapta da sıkça kullanılıyor Kutlu.eserin kahramanlarının birbirlerine sarfettikleri sözleri muhakkak ki siz de dedenizden babanızdan işitmişsinizdir.o yuzden hikaye sanki kendi köyünüzde yaşanmakta olan bir olaydan bahsediyormuş hissi veriyor insana...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
meltem_ayhan 26.08.2009
kitap akıcı ve sade bir üslupla yazılmış...hikaye okumaktan hoşlananlar için güzel bir eser.. kitapseverlere tavsiye ederim..
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Adem Artan 08.07.2009
Mustafa Kutlu'nun o bildik, sıcak ve sürükleyici üslubuyla arkasında bıraktığı hayatın kapılarını sıkıca kapatıp yeni bir hayatın kapılarını açma mücadelesi veren Zehra'nın hikayesi. İçinde Yeşilçam filmlerine dair çok şey bulunsa da başka bir havası, albenisi var. Okuduklarınız gözünüzde öylesine canlanıyor ki sanki film izlemiş gibi oluyorsunuz. Kendisine duyulan aşka karşılık veremeyen Cihan'ın ızdırabı kadar Zehra'nın azmi, mangal yürekliliği de ilgi çekici. Bir taraftan Cihan'a kızıyor, diğer taraftan Zehra'ya helal olsun diyorsunuz. İnsanların menfaatlerinin peşinde ne kadar küçüldüklerini de görerek utanıyorsunuz. Hikayede can alıcı birçok yer var. Mustafa Kutlu, ayrıntılara başka bir önem veriyor.
Birkaç saatinizi feda ederek okuyacağınız kadar sürükleyici olan kitap, karşılığında size acısıyla tatlısıyla; ama muhakkak ki etkileyici bir hayat hikayesi sunuyor.
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
ismail2431 30.04.2009
Toplumsal çıkmazlarımızı bir fotoğraf karesi canlılığında yansıtıldığı her zamanki gibi güzel bir öykü kitabı olmuş.Mustafa Kutlu bu alanın en iyilerinden.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-645495 18.04.2009
Hayatının kapılarını yeniden açan Zehra'nın hikayesi.Kendi dışında gelişen olaylar yüzünden mutluluğu bulamayan Zehra, hikayenin sonunda da huzuru bulamamıştır.Öneriyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Yine Mustafa Kutlu ve yine harika bir hikaye. Tarz hiç değişmiyor ama sıkmıyor da. Bir solukta okunabilecek eser
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kapıları açmak adı farklı bir beklentiye itiyor insanı. Kitapta anlatılanla kitabın adı pek uygun olmasa da toplumdaki ahlaki çöküş ve bazı kalıpsal anlayışlara dokundurmalar var. Kişilerden çok olay örgüsü dikkate alınmalı diye düşünüyorum.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-649492 04.11.2008
Bu hikâyede kadın kahraman erkekten daha baskın durumda. Mustafa Kutlu'nun kadına torpil geçtiği bir hikâye. Sen aklına ve kalbine koyduysan, sana Allah'ın izniyle her şartta açılmayacak kapı yok mesajını veriyor Kutlu o güzel üslûbuyla.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Zeynep Çevik 05.08.2008

Mustafa kutlunun bu hikâyesi kendisini bir solukta okutan, fakat okuyucuyu kendini bir solukta okutmaya da direten bir hikâye. Çünkü okuyucu birbirini kovalayan cümlelerin heyecanlı havasında kendini çekip çıkarmakta zorlanabilir. Kutlu’nun hikâyeciliğin başarısı zaten bunun kanıtıdır.
Onun üslubu dinlendiren bir üslup…
Şefkat kapıları, insanlık kapıları açılıyor bu hikâyede. Samimiyetle usulca tıklatmak yeterli oluyor kapıları. Sonra bir bir açılıyor kapanan kapılar.
Kitapta benim yakalayabildiğim üç anahtar var kapıları açmak için; şefkat, azim ve para.
Fakat üçüncü anahtarı kullananlar kapının ardında kocaman bir boşlukla karşılaşıyor.
Bazen hüzne bazen sevince doyamayan ve her yağmur yağdığında camdan bakan arap kızları var hikâyede.
Bez bebekler var; dilleri olmayıp da çok şey anlatan.
İyiliğin kaybetmiş görünse de kazandığı, iyinin onuruyla zirveye tırmandığı, son gülenin iyi güldüğü bir hikâye.

Eserin adı dikkat çekici olmakla birlikte düşündürücü. Henüz okumaya başlamadan evvel, acaba!? diyorsunuz kitabın kapağını açtığımda bana da yeni kapılar açılacak mı? Ve bu hikâyeden bir kapı açmak için anahtar mahiyetinde bir hikmet yakalayabilecek miyim? Ne de olsa Kutlu’nun hikâyelerinin genelinde “hikmet “ unsuru mühim yer tutmaktadır. Hikmet, dünya görüşünün temel dayanağı olan özdür. Sükûna, huzura, mükemmelliğe ulaştırır insanı. İslami Türk hikmetinde düşünce, deruni karakterlidir. Kişinin içe dönüşünü, içten duyuşunu gerektirir. Bu yönden hangi hikâye kahramanının, hangi anahtarlarla, hangi kapıları açtığını hikâyenin içine girdikçe birer birer görüyoruz. Kimi yüreğini kullanıyor anahtar olarak, kimi cebindekini. İşte yazarın kitabına verdiği isimle anlatmak istediği de bu olmalı.

Yazar hikâye kahramanlarına babacan bir tavırla yaklaşıyor. Onlara içinde bulundukları durumlardan kurtulmaları için yeni yeni fırsatlar verip kapılar aralıyor. Yaşayan hayatı ve hayatın temel devinimi olan; bir şeyler için karar verme halini kitapta canlı biçimde okuyuculara izlettiriyor. Yazar bu hali ustalıkla işlemiş ve ne hikâyenin ne hayatın bir adım gerisinde kaldığını ne de aşırı kaçıp hayatın bir adım ilerisine gittiğine şahit oluyoruz. Kitabın satırlarında okuduğumuz şey, hayatın ve insanın ta kendisi...

Kutlu bu hikâyesinde de insan ruhuna yönelmiş ve İnsanın ruhsal âlemindeki oluşumların iniş çıkışlarını eserinde konu edinmiş. Az önceki acabanın cevabı olarak diyebilirim ki kitabın ismi ile paralel olarak hikâyeyi okurken bize de kapılar açıldığını görüyoruz. Kitabı okurken okuyucu kendisini hikâyenin içinde bir yerlerde hisseder. Bu sahiplenicilik, hikâyenin anlaşılır ve açık kurgusundan ziyade okuru zorlamayan meselesinden kaynaklanır. Çünkü Kutlu hikâyelerini etrafımızda sürekli tanık olduğumuz, ekranlarda izlediğimiz, gazetelerdeki haberlerde rastladığımız yaşanmışlıklardan alır. Onun hikâyeleri gündeme sıkı sıkıya bağlı hikâyelerdir ve hikâyelerinde öyle iyimser bir yön vardır ki bu iyimserliği yazar hikâyenin sonuna kadar elden bırakmaz. Hatta bizi en kızdığımız hikâye kahramanına bile, azıcık da olsa bir merhamet hissiyle yaklaşmamıza vesile olur. Öyle ki Kutlu’nun kaleminden çıkan hikâyelerde yaşanan tüm tersliklere ve olumsuzluklara rağmen ironik bir bakış açısıyla yazar olumlu, mutlu anlar ve sonuçlar çıkarabilir ansızın karşımıza.

Kitapta, masumane bir aşkı ve zengin olup köşeyi dönme arzusuyla gerçek mahiyetinden uzaklaşan hayatları izliyoruz. Maddi ve manevi iki kapıyla karşılaşırız eserde. Biri açıldıkça diğeri kapanan, biri kapandıkça öbürü açılan bu iki kapı, maddiyat ve maneviyat kapılarıdır.

Kitabın konusu hayata duyarlı gözlerle bakan okuyucuyu fevkalade ilgilendiriyor. Çünkü kenarda kalmış hayatlardan daha doğrusu bir kasaba hayatından süzülen hikâye, bir nevi modern hayatın ve teknolojinin eleştirisini de yapıyor. Mesela hikâyedeki kahramanlardan Mahir Hoca, kasabadaki tarihi eser niteliğinde fakat bakımsız olan tekkeyi sırf karnaval alanında hoş görüntü oluşturmayacağı için yıkmak isteyen belediye başkanına karşı tepki gösterirken ve geçmiş değerlerin bir temsilcisi olan tekkeyi yok olmaması için onun savunuculuğunu üstlenirken görüyoruz. Hikâyedeki bu örnek ahlaki davranış bize bu kitabı niçin okumamız gerektiği hakkında ipuçları vermektedir. Unutulan ve modern hayatta geride kalan, yok olmaya yüz tutmuş, yenilikler karşısında eski gibi kalmış, hâlbuki güzelliğini eskiliğinden alan maddi ve manevi unsurlar kitapta önemi vurgulanarak diriltilmeye çalışılmıştır.

Kitabın konusu Zehra’nın kaderidir. Elbette konu Zehra’nın kaderi dediysem onun kaderinin bize aktarmak istediği bir dolu ibretlerin var olmasıdır bu kaderin hikâyeye konu edilişinin sebebi. Bu yüzden de ana tema kader derken kitabın adıyla paralel olarak hayatımız boyunca karşılaşacağımız tüm kapıların anahtarları da serpiştirilmiştir kitabın satırları arasına. Bu ana temanın etrafında diğer kahramanların da kaderleri bir bir anlatılır hikâyede. İnce nüansları yazarın ressam kimliği sayesinde yeri gelince tablolar halinde izleriz. Bu da bir hikâyenin o küçük ama derin çerçevesinde kaybolmak için yeter de artar. Mesela Zehra’nın eve dönüş tablosundan bir pasajı buraya alalım:
“Bavulun kulpuna yapıştı, topuksuz ayakkabıları ile yola düştü. Uzaktan derenin şarıltısı geliyor. Dağlardan kekik kokan bir rüzgâr. Kekik kokusu, yağmurla ıslanan toprağın kokusuna karışıyor. Kavaklar arada bir hışırdıyor, ürperiyor Zehra.
Dere kasabanın altından, yolun kıyısından geçiyor. Güz gelmiş, derenin suyu azalmış. Sesi türkülerden bir demet. Bir küçük dal parçasına basıyor Zehra, dal çıtırtı ile kırılıyor. Zehra durdu. Şimdi nereye bakıyor. Aniden temmuz güneşi altında yer-gök yıkanıyor.”


Zeynep Çevik, DERKENAR Dergisi 2008 Mart-Nisan
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
serseri05 07.06.2008
Yeşilçam tadında bir öykü... Kader ve tövbe kavramlarını sorunsallaştıran bir metin... Mustafa Kutlu'nun kanıksanmış meddah üslubu... Ve bir çırpıda okunuveren bir kitap...
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
aygulis 14.03.2008
Oldukça akıcı bir kitap.Ama kitabın ortasında şöyle bir soluklanma ihtiyacı hissettim.Kitap edebi anlamda çok yoğun.İyi bir ders de veriyor:Hayatta kapıları açmak zordur;ama imkansız değildir!
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
©MGB 29.02.2008
Suavi Kemal'in kapıları açmak yorumu:


Eylül geldi ve Mustafa Kutlu’nun bir kitabı daha çıktı. “Kapıları Açmak”.

Kapıları Açmak, en çok Zehra’nın hikâyesi. Onun kendi tercihleri dışında yitirdiği o küçük güzel dünyasını yeniden bulmaya çalışmasının hikâyesi. Onun sevdası, hasretleri, hüzünleri ve az da olsa sevinçleri. Bir trajedi değil ama “Kapıları Açmak”. Kadere dair bir hikâye.

Kapıları Açmak, Cihan’ın hikâyesi aynı zamanda. O kendini bir türlü ifade edemeyen, o tutuk Cihan’ın. Zehra’sına kavuşamayan, Kerem gibi dağları delmek yerine gönlünü dağlayıp susan ve acı çeken Cihan.

Kapıları Açmak bir yandan da Mahir Hoca’nın hikâyesi. O büyük “modernleşme” kasırgasına rağmen geleneğe dair bir şeylerin dipten dibe hâlâ yaşadığını gösteren bir şahsiyet Mahir Hoca.

Kapıları Açmak Ahmet’in de hikâyesi elbette. Delikanlı imajıyla dolaşan, dostlukrına da düşmanlıklarına güven duyulmayacak biri Ahmet. O küçük hesapları uğruna kardeşini bile harcamaktan geri kalmayan Ahmet.

Bir de İpsiz Kemal var elbette. Bir hazır yiyici Kemal. Köşe dönücü. Hayatı boyunca elini uzattığı her şeyi avuçları arasında ziyan etmiş, savurmuş biri o. Zehra’ya en büyük kötülüğü de o yapıyor nitekim.

Kapıları Açmak elbette bunlardan ibaret değil. Bir hikâye ne kahramanlarından ne de anlatılanlardan ibarettir zira. Artık kasaba olmaktan çımış ama şehir de olamamış, kasaba olmanın getirdiği değer yargıları yitirmiş ve yerine de bir şey bulamamış bir yerleşim brimi olan Kapıları Açmak’ın mekânı şüphesiz sadece bir yerleşim biriminden ibaret değildir.

Kasaba iken Mahir Hoca’nın şahsında tecelli eden bütün o güzellikler yerini İpsiz Kemal’in, Ahmet’in çevirdiği fırıldaklar almaya başlamıştır.

Kasaba iken ona hayat veren kaynaklarını yitiren ve turzimle tanışınca da “kolay para” ile palazlanıp kimliğini yitiren bu yerleşim biriminin kalbi olan tekke, festivalin yapılacağı alanın genişletilmesi bahanesiyle bütün estetik ve tarihi değerine rağmen yıkılmak üzeredir.

Belki de daha fazla anlatmamak lazım. Ne de olsa anlatılacak olanlar “Kapıları Açmak”da mevcut. Her şey kitap kapağını açmaya bakıyor yani. Kapağı bir açmayagörün… “Gökyüzü, bulutlar, kuşlar, ağaçlar, insanlar, sesler, renkler, umutlar, düşünceler, özlemler, sevinçler, aşklar.”

Mustafa Kutlu yeni kitabı “Kapıları Açmak”la kıssalara uzanan geleneğimizin izini sürdürmeye ve yazılmaktan çok anlatılarak, daha doğru bir ifadeyle söylenilerek kurulan eski hikâyemizi modern bir anlayışla kendince yorumlamayı sürdürüyor. Sonuçta Kutlu’nun yaptığı söylenilen o eski hikâyelerin ihya edilmesi çabası değil. Bu zaten beyhude bir emek olmaktan öteye gidemezdi. Kutlu’nun ‘meddahı’, okunan bir başka ifadeyle kâğıt üstünde kurulan bir hikâyede bir tat olarak yer alan modern bir anlatıcıdan ibaret. Kutlu yazı macerasının “Uzun Hikâye’den sonraki bölümünü şu sözlerle özetlemişti. “Halk kültürü ve halk hikâyelerini de çok önemsiyorum. Önceki kitaplarımın divan edebiyatı gibi yüksek zümre için olduğunu kabul edersek, bunların da halk edebiyatı için olduğunu kabul edebiliriz. Çünkü bu kitapları yediden yetmişe herkes çok kolay okuyor.”

“Kapıları Açmak” böyle bir hikâye çünkü…

Tıpkı akarsu boyunca yuvarlana yuvarlana çapaklarından, fazlalıklarından arınan taşlar gibi Kutlu’nun olgun sesinin de her hikâyede biraz daha arındığına şahit oluyoruz. “Kapıları Açmak”ın geçmiş bir zamanda değil de alabildiğine geniş zamanda söyleniyor olması yazarının hayata ihatalı ve ihatalı olduğu kadar net/berrak/sade bakışından kaynaklanıyor. Hiçbir zorlama, yapay ifadeye yer yok Kutlu’da. Bir ırmağın akışı gibi kendi mecrasında ve kendi kaderinde ilerliyor anlatılan.

Eylül geldi ve Mustafa Kutlu’nun bir kitabı daha çıktı. Biz sayfaları açmak telaşına kapıldık ister, istemez. Belki biz “Kapıları Açmak”ı okuduğumuz esnada Mustafa Kutlu da yeni kitabını yazmaya başlamıştır. Heyhat…

01.10.2007 - Milli Gazete
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
Yine Mustafa Kutlu'nun kaleminden dökülmüş muazzam kelimeler. Bir gün içerisinde okunan ve adeta insanı tutan bir edebi yoğunluk.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Çepni 03.11.2007
Kapıları Açmak, öncelikle bir insanın kendi kapısını açmasıyla başlar.Bu kapıyı, tövbe kapısı,kalp kapısı, sosyal kapılar takip eder.Kısaca maddî ve manevî iki kapı söz konusudur eserde.
Zehra'nın kararı ile hikâye başlıyor.Yolculukta, karar anının sahnesi kırılma yapılarak okuyucuya anlatılıyor.Ardından eve dönüş anının dayanılmaz korkusu...Aslında hikâyenin önemli bir kısmını teşkil eder bunlar.Diğer kısımlar ise bu söylediklerimin mütemmimidir.Zehra, koskoca âlemin koskoca İstanbul'unda yaşayan küçücük ve kaderin cilvesinden nasibini almış bir kuştur.Âdeta yaralı bir kuştur Zehra.Bu yarasını sarmak istemektedir.Ancak çevresindeki dar kalıpların mengenesine sıkışmış insanlar, onun için önemli bir engeldir.Bu engeli azmi ve kararlılığıyla aşacaktır o.Kapıların açılmasıyla Bu engeller birer birer yok olur.İşte Kapıları açmak böyle bir şeydir yazara göre.Birbirini destekleyen maddî ve manevî kapılar...
Mustafa Kutlu, sade;ancak okuyucuyu sarmalayan üslûbuyla nadide bir eser icra etmiş.Onun müstesna üslûbu ve konuya yaklaşım tarzı eserin konusuna renk katmış.Bilhasa -yer yer- Ahmet Midhat gibi okuyucuyla dostâne diyaloglara girmesi eseri daha da önemli kılıyor.
Yüreğine sağlık Mustafa Kutlu Hoca...Bizleri okurken çoşturan,sineye çeken ve bunu yanı sıra eğlendiren güzide eserlerin bâki olsun.
Yanıtla
6
2
Destekliyorum 
Bildir
AGÜ 25.10.2007
daha önce dizi film olarak karşımıza çıkan ama anlayamadığımız ekran kavgaları nedeniyle yayından kaldırılan bu hikaye,internetteki sinapsislerine göre biraz farklı. dizinin hikayesini okuduğumda beklediklerimden çok daha güzel bir hikayeyle karşılaştım kitabta. Ellerine sağlık Mustafa Kutlu'nun. Çok içten bir hikaye . Belki çok duygusal olduğumdandır, kitabı okurken bir çok yerde ağladım. Hikayenin baş kahramanı Zehra. Baba evine geri döndüğünde o ilk kahvaltı sofrasında gözüne takılan porselen demliğin üzerindeki resimde, tam da kendisini anlatan, ince bir dal ve o dala konmuş, tutunmuş, koca yürekli, küçük bir kuş Zehra.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
KY-74646 20.09.2007
yine bir eylül ve yine mustafa kutlu...
konusu ve sonu itibariyle türk filmlerini anımsatsa da üslup ve terminoloji açısından harikulade bir eser olmuş. teşekkürler...
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
craig marduk 18.09.2007
yine mustafa kutluya yakışır bir üslup.okuduğum anda sanki bir dost meclisinde hikaye dinliyormuş gibi oluyorum.
Yanıtla
12
0
Destekliyorum 
Bildir