909Yorum
erto1071
01.05.2012
Üstattan Resulumüzü öğrenmek harika. Mükemmel bir kitap.
bp_pehlivan
30.04.2012
Bir çok siyer kitabı okudum. Bide Çöle İnen Nur ' u okuyayım dedim. Açıkçası kitap içeriği bana çok sade geldi. Bana bu kadar çok siyer kitabını okuduktan sonra okuduğum için fazla ilgimi çekmedi. Olaylar fazlasıyla özet kısa kısa anlatılmış. Kısacası sırf okumak için okumuş oldum. Ama siyer okumaya yeni başlayanlara tavsiye edilebilir. Allah'a emanet olun.
mr-89
19.04.2012
üstadın emeğine sağlık gerçekten ukuma hissi uyandırıyor
ortasyali
19.04.2012
peygamber efendimizi bilen kişiden okumak ve anlamak ve hakkıyla yazmış olan üstadın kitabını bütün insanlığın okumasını gereken güzel bir kitap....
sir.lavez
08.02.2012
Efendimizin hayatını anlatan bu güzel eseri gerçekten büyük bir zevkle okudum. Bir de En Sevgili'yi Necip Fazıl'dan okumak başka bir keyif...
uimrek
Kitapkurdu
02.02.2012
Peygamberimizin (SAV) hayatını hep ansiklopedik şekilde anlatan eserleri okumaya başladım ve yarım kaldı. Üstad'ın anlatımı çok güzel... Birde üstad dan okumakta fayda var herkese tavsiye ederim...
gunmoll
22.01.2012
Üzerinde yorum yapmaktan edep ettiğim güzellikte..
hanifeee
21.01.2012
peygamber efendimizin hayatını çok güzel anlatmış. bu kitabı okumamış olsaydım çok şey kaybetmiş olacaktım.Kesinlikle tavsiye ediyorum.
sile03
Kitapkurdu
19.01.2012
necip fazıldan peygamberimizi dinlemek... Üstad çok güzel bir şekilde peygamberimizin hayatını anlatmış.
tuginho
Kitapkurdu
17.01.2012
Üstad için söz söylemek bizim haddimize değil ama bu eserin ne kadar değerli olduğunu okuduktan sonra tekrar anladım. Peygamberimizin (s.a.v.) hayatını bu kadar edebi anlatan olmamıştır. Herkese tavsiye ederim...
emrsigorta
16.01.2012
okumaya yeni başladım ama başta bile kitabı bırakmak istemiyorsun. üstad nede güzel kaleme alıyor.
mdengin
Kitapkurdu
13.01.2012
Peygamber Efendimizi (s.a.v) anlatan diğer kitaplardan farklı bir eser olduğunu belirtmek isterim. Necip Fazıl kitabı adeta duygu damlalarından topladığı mürekkebiyle ve şiirleriyle varlık bulan usta kalemiyle yazmış. Alemlerin Efendisinin hayatını yazmaya cesaret etmek oldukça zor olsa gerek. Çöle İnen Nur ile yazar bu kutsal görevin hakkını vermeye çalışmış diyebiliriz.
zuzu1453
07.01.2012
Efendimiz'in anlatıldığı çok kitap okudum. Ama bunun tadı bir başkaydı.
muzaffer54
24.12.2011
Efendimizi anlatan çok güzel bir kitap. Üstad şiirsel bir dille çok güzel yazmış. Bildiğim konular olmasına rağmen üslubundaki güzellikten dolayı ''Acaba bu konuyu nasıl anlatacak'' diyerek her sayfasında merak ve müthiş bir haz aldığım bir kitap. Mekanın cennet olsun Üstad.
muftuihsan
Kitapkurdu
20.12.2011
Eşsiz bir üslupla, etkileyici bir samimiyetle ve coşkuyla harmanlanmış bir sevgi ile kaleme alınmış, tüm siyer kitapları içinde ayrıcalıklı bir yeri sahip Necip Fazıl’ın ‘gaye eserim’ dediği şaheseiyle karşı karşıyayız. Eserini 30 yaşında hayat yolunu değiştirmesine vesile olan Arvasî hocasına ithaf ettiğini belirten Necip Fazıl, 1950’de kaleme almaya başladığı Allah Resulünün mübarek hayatlarını, ancak 1969'da nihai şekline ve ismine kavuşmuştur. Kitap, siyer kitaplarının alışılmış anlatımlarından farklı bir üslubu yansıtıyor:
Tefsir, hadis, siyer ve nakil olarak en emin kaynaklardan devşirili ve kaynaklarını tek tek göstermek tasasından uzak bu eser, sadece iman sahiplerine hitap eden bir özellikle yazdığını okuyucuya ifade ediyor. (s.5) Kitabı okuyup bitirdiğinizde ‘acaba Necip Fazıl bir Kur’an Meali yapsaydı nasıl olurdu?’ diye düşünmeden edemiyorsunuz.
Kitapta dikkati çeken konulardan birsini de Üstad’ın özellikle Efendimize bir kaç yerin dışında ismiyle hitaptan kaçındığını, Efendimizi anarken‘Gaye - İnsan ve Ufuk – Peygamber’ şeklinde ifade de bulunduğunu görüyoruz.
Kitabın bir başka özelliği de yalın bir siyer kitabının dışına çıkarak ilgili konularda bilgi ve açılımlarda bulunmasıdır: Özellikle akıl-hakiki aptal değerlendirmesi, (s.9-22); Kabe (s.92); Hatice (s.106-108), Manevî Miraç (s.243), Yahudi ve münafık (s.263), oruç (s.273), zekat (s.422), şiir ve şair (s.463), Allah sevgisi (s.490) ve Kur’an tefsir ve meali (s.509) konuları dikkate şayandır.
Kitaptan bazı alıntılar şöyle:
Senin bana inandırdığın ve seni bana inandıran Allah, öz dilinle hitap etmiş ve Sana demişti ki: “Sen olmasaydın, sen olmasaydın, âlemleri yaratmazdım!” Sana, işte bu Allah kelâmının sonsuz kılavuzluğu içinde inanıyorum! Sana inanmış, inanmakta ve inanacak olanlar, deniz kıyılarında kum misâli… Ben de bu hudutsuz yığında bir kum tanesiyim.
Sana inanan herkes, göz alabildiğine geniş bir sed üzerinden eşsiz bir manzara seyreder gibi, Seni, oldukları yerden, yerlerinin görmek ve bilmekte verdiği imkanların gözlüğünden seyrediyor. Bense Allah’a hamd ediyorum ki, seni, o kum tanesine, uzun zaman çilesini çektiğim birtakım idrak mahremiyetlerinin “Yakın”a açılmış yakıcı penceresinden gösterdi Keşke sahiden, topuğunu bir kere öpebilmiş bir kum tanesi olsaydım! (s.8)
Hakikî aptal, o boş kâğıdın üzerine hiçbir şey yazmamış olan değil, saçma - sapan, kör - topal, yalan -yanlış şeyler karalamış ve onlara sımsıkı sarılmış olandır. Yani, aptallıktan yola çıkıp akla varmamış ve yarı yolda kalmış idrâk cücesi...
İnanmak, ya çok üstün, kendi kendini kül edecek kadar üstün bir akıl davasıdır; yahut, yarı yolda bangır bangır iflâs eden aklın her türlü desteğinden mahrum, fakat gizli bir ruh feyziyle gayesini sezmiş ve fikir kargaşalığından kurtulmuş sâf ve basit adam işi... (s.9)
Akıl, ancak sırları fazla kurcalamamak, mıncıklamak, örselememek, gizlinin ve kendisinin hududunu tanımak hikmetine erince akıl...
Esseyyid Abdülhakim (Arvâsî) Hazretleri:
“Hiç yemeğin tadı, tuzu, tek kelimeyle lezzeti, çatal ve bıçakla aranıp bulunabilir, kesilip ayıklanabilir mi? Ancak zevkle, zevk anlayışıyla bulunur.”
Evet, akıl, lezzeti çatal ve bıçakla yakalamaya çalışmanın âleti... (s.22)
Akıl gözü olmadan hiçbir şeye bakamıyacağımıza göre, demek ki, başlıca usûl mecburiyetini yerine getirdik. Akıl gözü, kendi körlüğünü bile gözüyle görmeli ki, kabul etsin. Bu derecesi olur mu körlüğün? Akla de ki: “Senin son ve en büyük fatihliğin, kendi kuvvetinle kendi kendini avlaman, kelepçelemen ve teslim olmandır!”
Onun içindir ki, dediler: “Bu iş ne akılla olur, ne de akılsız...” (s.23)
Büyüklerin ölçüsü: “Kadınların, erlerine hizmet, muhabbet ve izzet göstermeleri, Hazret-i Hatice'nin sünnetidir.” (s.106)
Zeyd oğlu Abdurrahman:
— Âdem Peygamber demiştir ki: «Ben Kıyamet ve hesap gününde bütün insanların efendisiyim! Yalnız bir tek Peygamberin değil... O'nun ismi Ahmed'dir; ve bana karşı iki faziletle üstün kılınmıştır. Bu faziletlerden biri O'nun zevcesidir; daima kendisine bağlı kalacak ve kendisinin hayrına çalışacak olan zevcesi... Benim zevcem ise benim zararıma çalıştı. İkinci fazileti de, Allah'ın O'na en fazla yardım etmiş bulunması ile O'nun şeytanını İslâm'a getirmesidir. Benim şeytanım kâfir kaldı.»(s.108)
İmanın tam olduğu yerde ispat yoktur. (s.231)
Her sıyrılış, mutlaka arkasından bir atılış çeker. (s.240)
İlk defa kendi Peygamberine ihanet eden ve sonra bu hain ruh etrafında hususî surette mayalaşan ve ırklaşan mel'un kandan gelmektedir. Yahudi'nin tarifi budur.
Münafık, İslâm şevketi önünde acze düşen ilimli küfür ruhunun tebdil gezmeye başlayanıdır.
(s.263)
Oruç, Allah için bütün gün aç ve susuz kalmanın ulvî rejimi... Nefs denilen içimizdeki şeytanın, senede bir ay, gündüzleri aç ve susuz, demir parmaklıklar içine alınması ve bütün çığlıklarına arka çevrilmesi...
Oruç, nefsi kırbaçlamanın en tesirli vasıtası... Ve maddî ve manevî sayısız nimetin kaynağı.
Aslî Kıble tecellisinin peşinden, nefsi kırbaçlamanın ibâdet şekli de farz oldu. (s.273)
“Ben Şairim, gaibi kurcalayan çilingir: Canlı cenazelerin başında Münker - Nekir...”
Doğruluk derecesini bilmediğim, fakat neticede her güzel şey gibi özünü mutlaka O'na bağlı gördüğüm bir hadis: “Allah'ın esrar hazinesi Arşın altındadır. Anahtarları da şairlerin diline verilmiştir.” Allah'a ve esrara, yani kendi iç gayesine, vücut hikmetine bağlı şiir ve şair, Allah'ın Resulü tarafından en büyük himayeyi gördü. (s.463)
O'nun bir velîsi sadece o nurun bir zerresine tevarüs etmekten ibaret veliliğin bir örneği, asırlarca sonra başını seccadeye koyacak ve diyecektir ki:
— Allah'ım, beni kızdırma; yoksa ne kadar merhametli olduğunu halka ifşa ederim; sana tapacak tek fert bulamazsın!
Bu cür'etli eda, aşk içinde yanan ve gözü o ân hiçbir şey görmeyen o velîye, o velînin makamına mahsustur ve bizce benimsenemez. Bize düşen, ölçüleri zedelemeden aşkın ne büyük şey olduğunu düşünmektir. (s.490)
Seyma Olcay
18.12.2011
üstadın kaleminden Peygamber Efendimizin hayatını okumak.Bambaşka bir tat.
adaçağın
Kitapkurdu
18.12.2011
siparişin gelmesini bekliyorum.hiç necip fazıl kitabı okumadım.Ama beğeneceğimden eminim
betmus
13.12.2011
kitabı okuduğumda ne edebiyattan anlayacak yaştaydım ne de necip fazıla üstad denildiğini biliyordum.Ama Efendimizi çok seviyodum.Bu sevgi bana bu kitabı okuttu.Kesinlikle diğer siyer kitaplarından çok farklı.Ben şanslıymışım ki necip fazıldan bu kitabı okumuşum....
karanfil04
Bilge
09.12.2011
İşte büyük bir eser ! bundan yıllar önce bir solukta okuyup gözyaşlarıyla bitirdiğim unutamadığım bir kitap iyiki okumuşum Rabbim hocamızdan ebedi razı olsun..
KY-967112
03.11.2011
Üstad'ın kaleminden çok farklı bakış açılarıyla yazılmış harika bir başyapıt.Kesinlikle Efendimiz(s.a.v)'i anlatan diğer kitaplardan farklı.