Simyacı gerçekten çok akıcı bir kitap,tek kusuru Binbir Gece Masallarındaki bir hikayenin neredeyse aynısı olarak yazılması.Yine de okumadıysanız okuyun derim...
sayfalar bitmişti ve ben daha yaşıyordum. ancak kitabın sonuna geldiğimde orada, o hikayenin içerisinde yaşayanın ben olmadığımı anlayabilmiştim. sürükleyicilik kavramının tanımını bu kitabı okuduğunuzda eminim aynel yakin yaşayacaksınız.
Kitap mükemmel aslında. Bu kitapta anlatılmak istenen inaç. Ve kitaptaki çocuk buna inanıyor. Kalbinin sesini dinliyor. Kitap planlama sürükleyicilik ve hata ve hatta kurgu bakımından eşsiz. Kitap insanı çok etkiliyor. Gördüğüm kadar arkadaşlar çeşitli birçok nedenden dolayı kitabı kötü şekilde eleştirmişler. Ama ben buna şiddetle karşıyım. Yok o kitaba benziyor yok şu kitabın aynısı. Bunların hepsi hikaye, bu kitap tektir. ( Tabi bu benzerleri olmayacak anlamına gelmez. ) Ben herkese okumasını tavsiye ediyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir çok baskı yapan bu kitap aslında bir kopya... Eski bir hikayenin nerdeyse aynısını alıp bu kitabı yazmış Paulo Coelho.. Aslında çok kötü bir şey ... Gerçi bunu Paulo Coelho da itiraf etti. Şu an hatırlayamıyorum ama bu kitabın bir yerden kopya edilerek yazıldığını garanti edebilirim..Bu kitabı almak istiyorsanız alıp okuyun, konusu güzel ama okuduktan sonra bunun nereden kopya edildiğini mutlaka araştırın derim...<br /><br />
Bu kitabı çok muhteşem bulan arkadaşlar; aslında bu kitabın 1001 gece masallarından birinden neredeyse birebir alındığını, hadi ayıp olmasın isimleri değiştireyim bari şeklinde yazıldığını biliyor muydunuz. Ben bu masalı okuduktan sonra 17 ciltlik 1001 gece masallarının tamamını okumaya karar verdim. Kısa bir inceleme ile dediklerimin doğruluğunu görebilirsiniz.
Modern dünyanın kendini gerçekleştirme adına bulduğu değerlerin sonuncusu, modernizmin ölümüyle gözler Şark'a yöneldi.Bu, postmodernizmin zaferiydi. Modernizmin bütün verilerine karşı çıkan, bu arada bazılarından yararlanmayı ihmal etmeyen postmodernizm, bana göre moden bir vitrin içinde kağnı,saman...bulundurmak demektir.Modernizmi üreterek tüketen Batı, yeni akımıyla gözleri Şark'a, dolayısıyla Din'e çevirdi.Simyacı, bu çevirmenin ilklerinden biridir.Şark'ın kendisinde olan değerlerin farkında olmadığını,arayışlara giriştiğini,sonunda aradığının kendisinde olduğunu söylüyor öz olarak. Yeryüzü Din'i oluşturma gibi Amin Maalouf'ta da görülen bütünleştirme çabalarının bir görüntüsü olarak kahramanımız, Müslümanları da anlıyor, Yahudileri de, Budistleri de. Çeviri kusuru demeye dilim varmıyor, çünkü bilmiyor olamaz Eray Canberk.(Onun çevirisinden okumuştum.) Bazı adamlar, günün belli saatlerinde birtakım direklerin üstüne çıkarak türkü çığırıyorlar!Safdil bir Berberi'ye de sorsanız ezandan başka bir şey değildir bu. Tüm bilgelerin anlatımında rastlanan sadelik içinde derin söyleyiş, Simyacı'nın en belirgin özelliği.Kişisel menkıbe,bana hiç olmaz gelmedi.Herkesin bir masalı olmasını savunan İsmet Özel'de çok önce duyduğumuz bir kavram.Yaşayan, bir maceraya atılan herkesin kendince bir masalı vardır ve ömrünce bunu gerçekleştirmeye çalışır kişi.Daha doğrusu çalışmalı.Yaşadığının farkında olan insanı üretmeye davet!
Sanırım Tevrattan alınmış bir kitap.Çoban bir rüya sonucunda bir çok iş başarıyor ve kralın sözlerini dinleyip urim ve tummim taşlarını yerinde kullanıyor.İnanılmaz olaylar yaşanıyor.Çok sürükleyici,bir solukta bitirdim.
Bu kitabı ilk okumaya kalktığımda yarıda bıraktım.Sonra öğretmen bir arkadaş muhakkak okumamı istedi. İyi ki sözünü dinlemişim. Okuyunca etkilendim. Diğer arkadaşlara katılıyorum. Doğu'nun etkisi çok büyük ve sanırım batılı okuyuculara bu kadar etkileyici gelmesini en büyük sebebi bu, zira okuyucuya bütün mistik ve doğu'yu bütün gizemiyle sunuyor. Mesela okuyucu doğu'da bombalarla havaya uçan doğulu insan yerine mistik dertleri olan ve kendini tamamen buna adamış kişiler görmeyi hep tercih ederdi. Çöl, güzel kadınlar ve Yaradan da burada. Ama hepsi de masalsı bir hava içinde.
Kitaptan çıkan öz, insan hayalini peşini bırakmamalıdır. İnsanlar kişisel menkıbelerini kendileri yaratırlar. Bir de edward albee'nin bir oyununda şöyle bir söz vardı ve bence bu kitaba çok çok uyuyor: BAZEN KISA BİR YOL GİTMEK İÇİN UZUN BİR YOLU KATETMEK GEREKEBİLİR. Okuyanlar ne kastedildiğini anlamıştır.
Kitabı okuduğunuzda sanki yazarın kaleminden değil de sanki bilge bir kisinin yazara dikte ettirdiği bir hikaye gibi geliyor.Yazarın bu eseri eski doğu klasiklerinden adapte ettiği izlenimi uyandı bende ancak herseye rağmen oldukça sürükleyici bir hikaye. Özellikle hikayenin sonunu beklerken aslında onu daha önce bulduğunuzu son sayfada keşfediyorsunuz. Sonuç olarak herkesin bir kişisel menkıbesi olduğunu başarının onu takip etmekte olduğunu öğreniyorsunuz.