1984
1984

Kitapyurdu Fiyatı: 130,50TL

Ürüne Git
8364Yorum
Mevlüt DEMİRASLAN
Dünya üç devlet arasında bölüşülmüş. Acımasız bir despotluğun hakim olduğu ve her tarafın kameralarla gözetlendiği bir ülke. Savaşın barış, özgürlüğün kölelik, bilgisizliğin güç olduğu bu ülkede büyük birader tarafından sürekli gözetlendiğinizi dahi unutma fırsatı vermiyorlar. Aşkınızı bile yaşamaktan kortuğunuz 1984'ü okurken dünyanın böyle bir durumun eşiğinden mi döndüğü yoksa gerçekleşmeye doğru mu gittiğini sorgulayabiliriz.
Eda Kara
komünizmin "kötümser" bir gelecek senaryosudur 1984.. <br /><br />orwell e göre insanlar 1984 yılında sadece big brother hizmetinde çalışan, hayatları tekdüze olan, bunun aksi bir fikirde olanın yaşamaya hakkı olmadığı bir dünyada yaşayacaklardı.. <br /><br />ünlü eğitimci yazar bertrand russell, 1984 için şöyle demiştir : orwell gibi kişiler, bence günümüz dünyasınında gerekli olan yarısını, ama ancak yarısını ortaya koymuşlardır. öteki yarısnı hala aramaktayız..<br />
cedere
Nereye gidiyoruz!!! Geçmişi biliyor muyuz, yaşadığımız çağı iyi okuyabiliyor muyuz. Ya gelecek! Nasıl bir gelecek bekliyor dünyayı. 10 yıl, 50 yıl ya da 100 yıl sonra nasıl bir dünyada yaşayacak gelecek nesillerimiz. Kitapta yazılanların çoğu 1984 yılında gerçekleşmedi ama bu kitap bize, topluma ve bireylere kuşatıcı bir bakış açısıyla bakmayı öğretti bence. En azından bana. Kitaptan:<br />-İnsanoğlu için seçim, mutluluk ve özgürlük arasındadır. Büyük çoğunluk için gerekli olan mutluluktur.<br />
KY-369378
Kitap hala şahaser niteliğinde. 1950 yılında yazılmış olmasına rağmen gazetelerde, dergilerde rastladığımız "büyük birader" kavramının kaynağı. 1950 yılında 3 kutuplu dünya tahmininin 3 değilse bile 2 olarak yaşanması dikkat çekici. özellikle medya tarafından nasıl yönlendirildiğimizin en iyi kanıtı.<br />insanda derin izler bırakıyor.
fatih_teke
Icinde bulundugumuz su gunlerde bu kitapdakine benzer seyler yasamiyormuyuz zaten? Karsimizda tele ekranlar yok buyuk biraderde yok ama gecmisimizi degistirmek isteyen carpitan insanlar yokmu her gun baska iddialar ortaya atan bizi gecmisimizi karalamak isteyen insanlar yokmu? peki bizler ne yapiyoruz?Bence yapilmasi gerken en onemli seyi yapmiyoruz yani tarihimizi gecmisimizi dogru ve guvenilir kaynaklrdan ogrenip kendimzden emin bir Turk olarak gecmisinden gurur duyarak bu insanlarin karsisina cikip dur demiyoruz.Gecmisimize, dilimize,dinimize, milletimize ve gelecegimize sahip cikalim.
Peemee
orwell bence bu eseriyle kendini aşmış ve edebiyat alanına insanların ölmeden önce okuması gereken kitaplardan birini koymuş. winston smith ve julia arasında geçenler, o'brien, büyük birader,...bunların hepsi ayrı bir etki bıraktı bende. kitabın arkasında da yazdığı gibi, muhalefetsiz ve belleksiz bir toplum yaratmanın inanılmaz sonuçlarını görüyoruz. george orwell'in eksi kimliğinden dolayı onu anti-sosyalist kategorisine sokmak da çok anlamsızdır. kendisi sonradan katıksız bir liberal olmasına rağmen, dünyayı ideolojisinden ayrı bir şekilde anlatamayı başarabilmiş. bir bakıma sosyalizmin gerçek bir eleştirisini ortaya koymuş. belki de bu kadar umutsuzluğa kapılmasının arkasında russell'in de dediği gibi stalin vardır. orwell'in cia ajanı olduğunu bile söyleyenler olmuş zamanında. bu bugün bile konuşuluyor hala.

kitaptan benim çıkardığım iki kavram var: dil ve tarih. yenikonuş ilkelerini okuyanlar dilin hayatımızdaki önemini kavramışlardır. insanlar sözcüklerle düşündüğünü hiç bir zaman unutmamalıyız. INGSOS 'un yaptığı da dildeki sözcükleri mümkün olduğunca azaltmak. diğeri de belleksiz toplum yaratmaya giden yolda tarihin Parti tarafından tekrar yazılmasıdır. aslında bunu da dil ile yapıyorlar. bu durumda tarihin yok olmasında da dilin önemli olduğunu görebiliyoruz. buradan çıkan sonuç dil bizim her şeyimizdir.

kitap ufkumu genişletti kısacası. orwell'in tüm insanlığa bir sözü var ve beni çok etkiledi:
"EN İYİ KİTAP SİZE BİLDİKLERİNİZİ EN
İYİ ANLATAN KİTAPTIR"

theoden
Kitapkurdu
Orwell'in iki önemli kitabından biri 1984. Aslında ben en önemlisi olduğunu düşünüyorum. Okuduğunuz zaman tamamen farklı bir türle karşı karşı olduğunuzu anlayacaksınız. Hatta anlatılanları kafanızda canlandırırken, o dünyayı kurarken zorlanacaksınız. Çünkü Orwell bize ütopik bir dünya kurmaktadır. Bu türde alanının en iyisi diyebiliriz. Ayrıca romanın, 1984 adlı filmi de mevcut. Benim tavsiyem öncelikle kitabın okunması peşinede filmin izlenmesidir. O zaman keyfinizi ikiye katlamış olursunuz.
mustee
1984 gelmiş geçmiş en karanlık bilim-kurgu romanlarından biridir. Huxley'in Cesur Yeni Dünyası, Bradbury'nin Fahrenhait 451'i ile birlikte okunursa daha tamamlayıcı olur. En iyi 5 bilim-kurgu romanından biridir. Okunmalı. Okununca da üzülerek şu farkedilecek ki disütopya diye sunulan birçok şeyin bugün içinde yaşıyoruz. Orwell'in Zamyatin'in Biz'inden esinlendiği de söylenir...
ginza
Gündeme de çok uyan bu kitap benim kanımı dondurdu. Bir Amerikalı tanıdığımla konuşurken, bana bu kitabın Amerika'da okullarda okutulduğunu söyledi. Eh, Amerika'da düşünce özgürlüğünün-nisbeten-varolduğunu söylemek de yanlış olmaz sanırım (en azından dünyanın başka pek çok ülkesinden daha fazla var) Anlaşılan Fransa'nın böyle bir kitap yazıldığından ve hatta kitabın kendisinden bahsettiğinden haberi yok. Fransa Avrasya olmaya niyetliyse de, dünyanın geri kalanı Okyanusya'yla Doğu Asya haline gelmez umarım. Sınırsız özgürlüğün zararına inanıyorum-çünkü insan ifrata kaçmaya meyilli bir yaratık, herkes eşit derecede medeni ve başkasının haklarına saygılı değil, bencilik doğamızda var-ama bir başkasının özgürlüğünün başladığı yere kadar geniş olması gerektiğini de düşünüyorum bu sınırın.

Dünya bu kitaptaki dünya haline gelmesin. Gerçi oraya doğru gidiyoruz ama. George Orwell'in biraz karamsar olduğuna ben de katılıyorum, ama Bertrand Russell bu yazıyı bugün yazsa herhalde farklı yazardı. Belki de Bertrand Russell bu yazıyı bugün olsa hiç yazmazdı.
gottin
Kitapkurdu
bir arkadaş tavsiyesi le okudum kitabı.kitapda gerçekten yazarın yazdığı olayların günümüzde ,çevremizde yaşandığını fark ettim.kitap gerçekten de başarılı bir gelecek öngörüsü. Zaten 'BÜYÜK BİRADER'den tiksinen kahramanımızın kitabın sonunda 'BÜYÜK BİRADER'e sevgi duymasıyla bugünkü bizim durumumuz arasında rahatlıkla bir alaka kurabiliriz.Bugün çoğumuz günümüzün büyük biraderi ABD'yi pek sevmediğimizi söyleriz.Ama O'na karşı psikolojik ve içgüdüsel bir sevgi besleriz.Alırsanız pişman olmazsınız derim.İyi okumalar!<br /><br /><br />
anemonn
Bir ütopyadan yola çıkıp sıkı bir rejimi anlatıyor... Aslında zaman zaman kita sıkıcı durumlara sürüklense de, işkence sahneleri alabildiğine canlı anlatılmış... Bunun dışında korkunun resmini yazar iyi çizmiş diyebilirim... Muhteşem ifadelerle dolu bir kitap, zaman zaman sıkıla sıkıla da okusam yazarin ütopyayı hayal etme melekesini ayakta alkışladım...
onur1071
düzenin sosyalizm olması gerekmez, totaliter rejimler her türlü oluşur,monarşilerde de kapitalizmde de. kitabı okurken şaşkınlık içerisinde bu günkü hayatı da görebiliyorsunuz. müthiş bir öngörüyle yazar kitabı ortaya çıkarmış. izlenen hayatlar, dikte edilen yaşamlar, kılıfına uydurulan hukuk kuralları, çalışmaya mahkum insanlar, saptırılan gerçekler, unutulan tarih vs herşey benzerlik içinde ne yazık ki...
gokmavi
Kitapkurdu
orwell bu kitabında sosyalist evrenselciğin hatalarını deşifre ettiği için uzun zaman sosyalistler tarafından ingiliz casusu olarak nitelendirilmiştir. ancak kitap okunduğunda gerçektende kitabın sosyalizmin evrensel manada varlığını sağlaması durumunda oluşacak paradigmalar bizi kendine inandırıyor. ve aslında orwell bu kitabında kominist partinin "savaş barıştır" sloganında saklı olan hem kapitalizmin hemde sosyalizmin ekonomik hatalarını aktarıyor bize. müthiş bir kitap ve bence dünya klasiği olmaya aday bir kitap.
gurrcan
1984' te ingılterede sosyalızm olsa nasıl olurdu?soru ılgınc ama esas ilginclık bunun cevabının 40 yıl once verılmıs olması.aslında kıtap sosyalızmı degıl sosyalızmın stalının elınde nasıl bır totalıterızme donustugunu ırdelıyor.ozgurluk ve esıtlık yoksa adı ne olursa olsun o ıdeoljı bır cesıt burokratık olıgarsıye donusuyor.ınsanı yucxeltmek uzre yola cıkıp bır somuru ve denetım kıskacına donusen alternatıf toplum duzenını yerden yere vuruyor bu duzenın adı sosyalızm.yazarda sosyalıst bır ıngılız aydını.aslolan ınsandır...
Çepni55
Kitapkurdu
Orwell, Hayvan Çiftliği ile açmış olduğu kapıdan içeri girmiş ve 1984 gibi enfes bir kurguyu dünya edebiyat, siyaset ve sosyoloji tarihine ekleyivermiştir. Orwell'ın hürriyetçi yaklaşımı ve bütün totaliter rejimlere olan muhalefeti burada da sürerken "Big Brother" felsefesi gerçekten de etkileyici. Ancak modern zaman insanlarını Big Brother'i teşhirci ve iğrenç bir yarışmaya isim olarak vermemiz kitabı okumaya muhtaç milyarlarca insanın varlığına bir delalettir bence...
tek meyve
Kitapkurdu
'en iyi kitap size bildiklerinizi anlatan kitaptır' diyor george orwell. sadece beyninizin üç santimetrekaresi sizin olsa ne yapardınız.belki de zaten böyle bir dünyada yaşıyoruzdur.<br /> her sayfası üzerinde ayrı ayrı düşünülmesi gereken bir kitap. bir çok ideolojiye başka gözlüklerden bakmamızı sağlıyor. bence en etkili bölüm dille ilgili olan bölümdü. mutlaka okuyun.
çağanoz
Kitapkurdu
1984 mevcut sistemleri eleştiren, herkesin uydularla izlenebildiği günümüzden çok önce yazılmış anti-ütopik bir roman.
Büyük Biraderin gözünün sürekli olarak insanların üzerinde olduğu, insani duyguların köreltilerek kişiyi sadece topluma hizmet eden bir organizma haline dönüştüren katı bir sistemin acımasız eleştirisi.
Karanlık, mutsuz ve bir o kadar da gerçekçi yazımıyla Orwell insanlığın en büyük korkularının muhasebesini yapmış.
Kitabın bence en etkileyici bölümü kahramanın en büyük korkusuyla yüzleştiği sayfalardı.
Karamsarlık ve umutsuzluğunuz tavan yapacak ve 1984 ün hiç de imkansız olmadığını farkedeceksiniz. Kesinlikle okunmalı.
coliseo
1984 ve George Orwell'in, bir yangın alarmından tek farkı felaket yaşanmadan çığlıklar atmasıdır.. oysa yangın alarmı sadece yandığınızı haber verir.. bide böyle bakarsak bence george orwell ve 1984 hiç de karamsar diil tam tersine umut verici... ilk okunduğunda Çok kolay bir şekilde ön yargılya yaklaşılabilecek bi kitap.bence bu da kitabın muhteşem kurgusundan kaynaklanıyor.. Yazarın konuyu ele alışı çok ustaca. dibine kadar karamsari insanı perişan eden hayattan soğutan bi roman olduğu doğru. bu yönden çok eleştirilmiştir. fakat bi düşünün kitap mutlu bir sonla veya ümit verici olaylarla bitse ne kadar vurucu ne kadar düşündürücü olurdu.. kitabın bu yönü verilmek istenen mesajı ve gözler önüne serilen tehlikeyi daha net görmemizi sağlamıştır.. Hem antikomunist aynı zamandada antikapitalist olan 1984 de.. bi başka tehlike çanını daha çalmıştır orwelli dil de yozlaşma.. özgürlükle dil arasında ki bağı göstermiştir..
Suat Sungur
Kitapkurdu
Orwell bu kitabı gelecekte bir gün Proleterya Diktatörlüklerinin dünyaya yayılıp insanların özgürlüklerinin kısıtlı olduğu bir ortam hazırlayacağını düşünerek yazmış. İnsanların özgürlüklerinin kısıtlandığı bir dünya uzak değil aslında ancak kitabın ulaşmaya çalıştığı nokta, eleştirmeye çalıştığı sistem, yani hedef tuttuğu nokta yanlış, hedefi yanlış hedef, BU KİTABI YAZARAK ORWELL,KİTABINDA YAZDIĞI KARANLIK DÜNYA'YA VE ONU YARATMAYA ÇALIŞANLARA HİZMET ETMİŞTİR.BUNU TEREDDÜTSÜZCE BELİRTİYORUM, AKSİNİ DÜŞÜNENLE DE TARTIŞMAYA HAZIRIM! ! ! !<br />
Necmi Çoban
Ünlü İngiliz yazar George ORWEL'in en çok bilinen iki kitabından birisi olan Bin Dokuzyüz Seksendört 1949 yılında, yazarın ölümünden bir sene önce ilk baskısını yapmış. O yıllardan yirminci yüzyılın sonuna dair bir tahmine giden yazar Büyük Birader adındaki dikdatörün ve partisinin insanları nasıl güttüğüne dair bir roman ortaya koymuş. Geleceğe ait Hollywood dayatmalarından öteye gidemeyen betimlemelerin arkasında siyasi kaygıların yattığı açıkça görülüyor. Bu bakımdan kitabı siyasi olarak nitelemek hiç de yanlış olmaz! Genel olarak kitabın atmosferine bakınca insanı sıkan, ruhunu daraltan bir yapı karşımıza çıkıyor. Her gün yapılan İki Dakikalık Nefret Töreni, geçmiş kayıtların o günün şartlarına göre defalarca değiştirilmesi ve kanunda olmamasına rağmen çoğu şeyin yasak olması. Kısaca tek tip insan tipi yetiştiren bir toplumun sıkıcı hayatı. İlk bölüm böyle insanı sıkarak geçerken ikinci bölümde olaya kadın eli değmesi nevinden araya aşk girince okuyucu bir an ne oluyoruz falan diyor ama yazar hemen akabinde gelen bölüm ile bu hevesi kursaklarda koymayı başarıyor. Ümit ile karamsarlık arasında gidip gelen düşünceler beklenen son ile nihayete eriyor. Son söz olarak bu kitabı çok neşeli bir zamanınızı kollayıp öyle okursanız hiç değilse ümitsizlik, karamsarlık yerine nötr bir durumda kalırsınız derim.