Huzur Sokağı
Huzur Sokağı

Kitapyurdu Fiyatı: 350,10TL

Ürüne Git
845Yorum
Adoo
Kitapkurdu
Bu kitapla yeni adım attığım tesettür hayatına da daha başka bir açıdan bakmama yardımcı oldu. İnsanın nasıl olduğuna değil Allah'ın hidayeti ile nasıl olabileceğini daha iyi kavradım. Feyza'nın inancı için mücadelesi ve bu mücadelesini kızına da aksettirişi, onu yetiştirme tarzı çok etkileyiciydi.Ve sonunda iki aşığın kavuşması.
cesur yalçın
Huzur sokağı tabiri yerindeyse bir bestseller.ruhunda fırtınalar kopan üniversite gençleri,havai kızlar,okulda gelişen ilginç ve iğrenç ilişkiler.fakat bunların yanısıra bataklıkta bir bahçe yetiştirmek kadar zor olan bir göreve talip olan Bilal.Bu ortamda bir aşk büyütebilmek ve bu aşka ömür boyu sahip çıkabilmek.Bilal huzur sokağında bunu başarıyor.
Timaş yayınları zannedersem bu kitabı sadeleştirmiş.Kitabı ortaokulda okumuştum hatırladığım kadarı ile iki cilt idi.Üniversitede timaşın bu baskısı elime geçti.Tekrar okudum ama o eski tadı bulamadım.Kitapta eğer bir eksiklik varsa oda bu.Yoksa herşeyiyle Huzur Sokağı bir islam klasiği.
Omer Seyhan
ben yazarın ilk bu kitabını okudum ilk aldığımda hiç okuyamayacakmışım gibi bir izlenim uyandırdı bu kadar kalın bir kitap beklemiyordum açıkçası fakat okumaya başladım ilk başlarda blalden çok etkilendim çünkü bende üniversite öğrencisiyim ve onun yaşadığı sorunlarıbende yaşıyorumsonra bilal feyzaya aşık oluyor aslında bu bende var
açıkçası bne bu kitapta kendimi buldum dine biraz daha sarıldım ve aklıma ilk gelen şey müslüman bir hanımla izdivaca geçmekti ve kitabın başında feyza hanımın alaycı ve bilali yoldan çıkartan düşünceleri beni izdivactan soğutmuştu...:))

birşey daha söylemek isityorum kitap ewet kiap biraz murat mert arslan kardeşimizinde dediğinin tersine ya o kitabı yalnış okumuş yada sadece aşkı anlamış kitapta çünkü kitabın içinde aşk dışıda feyzanın necatinin üslüman oluşarıdnan dolayı karşılaştıkalrı zorluklar ( necati bilalin bir arkadaşı) hilin okul sorunalrı mdürü ve öğretmenlerin baskısı maddeci yaptıkalrı olaylar ve şunuda söylemek istiyorum müslümanlığı yaşayan bir isnan aşık olamazmı roman bence dört dörtlük ve eksiksiz müslüman her gencin hayatından kesitlerle dolu...
MÜNİP
Aşk amaç mıdır, yoksa araç mıdır? Ukba ehlinin düşüncesine göre “aşk-ı beşeriyye, aşk-ı ilahiyyeye vasıl olmak için bir basamaktır.”
Huzur sokağı romanı, bu romanı eline alan kişiyi, ister istemez, ukba ehlinin duyuşundan, düşünüşünden, yaşayışından bahsedecek, o insanların hayatlarından örnekler sunacak, ve okuyan kişiyi belli bir tekamül çizgisine getirecek diye düşündürüyor. Ama bu romanı okuyunca biraz sükût u hayale uğradığımı söyleyebilirim. Bunun sebeplerinden biri, romanın adıyla muhtevasının birbirine zıddiyeti. Yukarıda da belirttiğim gibi, romanı elime aldığımda ve her zaman yaptığım gibi, ilk olarak arkasını okuduğumda, bu romanın, bir sokakta geçtiğinden, bu sokakta yaşayan insanların, yazarın ifadesiyle ”tefessüh etmiş cemiyet içinde” bozulmadan, kendi benliklerinden, geleneklerinden taviz vermeden, daha bir mazbut, merbut, mütedeyyin yaşayan ve ukba ehli insanlar olduğundan bahsettiğini ve bizi de romanı okuduğumuzda “şu zamanda böyle bir hayat yaşayabilen insanlar bulunur mu” diye düşünüp ibret almaya sevk edeceğini düşünmüştüm. Bu söylediklerim romanın ilk bölümleri için doğru olabilir ama bu, romanın dörtte biri ya da üçte biri için geçerli. Romanın büyük bir bölümü bir aşkı anlatıyor. Bilal Bey ve Feyza Hanım arasındaki aşkı.
Roman sanatında kahramanlar yazarın elindeki oyun hamuru gibidirler. Yazar onlara istediği şekli verebilir. Bu romanda da Şule Yüksel Hanım bu hakkını sonuna kadar kullanıyor adeta. Önce Bilal Beyi Feyza Hanıma aşık ediyor ya da aşık etmeye zorluyor da diyebiliriz. Romanın başında Bilal Bey’e bakıyoruz, temiz, dürüst, edepli, terbiyeli, islam ahlakıyla ahlaklanmış, mütedeyyin bir genç olarak görüyoruz. Böyle bir adamın odasında otururken dışardan bir kızın sesini duyunca gidip perdeyi açarak ona bakması ve hatta gayr ı ihtiyâri hemen ardından bir daha bakması bizim ondan beklemediğimiz bir davranış olarak göze çarpıyor. Bilal, romanın başında tanıdığımız karakteriyle sanki bu hareketi yapmak istemiyormuş ta yazarın zorlamasıyla yapıyormuş gibi adeta.
Romanın ileriki bölümlerinde ise yazar adeta Feyza Hanım ve Bilal Bey'i kavuşturmamak için hususi bir gayret sarfediyor. Burada da yazarın etki ve müdahalesini çok bariz görüyoruz. Yani demek istediğim yazar romanın çok fazla “içinde.” Bununla şunu kastediyorum; bu romanda bir kahraman bir şey söylediği veya bir şey düşündüğü zaman biz ister istemez anlıyoruz ki o söz veya düşünce o kahramandan ziyade yazarın kendi düşüncesi. Yani yazar romanda kendini çok fazla hissettiriyor. Sanki Feyza Hanım ve Bilal Bey “Yeter artık biz kavuşmak istiyoruz” diyorlar da yazar onlara “Hayır kavuşamazsınız, yoksa 544 sayfayı ban nasıl doldururum” diyormuş gibi.
Baştaki düşünceme tekrar dönecek olursam, “aşk”, romanda çok fazla işlenmiş, çok fazla üzerinde durulmuş bir konu. Roman aşktan bu kadar çok bahsetmemeliydi. Veya bahsetse bile bunu bir araç olarak sunmalıydı bizlere. Ama romanın bazı bölümlerinde Bilal Bey’in Feyza Hanım’dan başka hiçbir şey düşünmediğini hayatının tümüyle onunla dolu olduğunu görüyoruz. Bu da yine Bilal Bey'in baştaki yaşayışıyla zıddiyet kesbediyor. Gerçi yazar Bilal Bey’in herşeye rağmen dînî yaşantısından taviz vermediğini bize göstermek için aralara bazı unsurlar serpiştiriyor ama (mesela Feyza Hanım’ın aşkından hastalanıp yataklara düşüyor sonra kalkıp huşû içinde namaz kılıyor) bunlar okuyucuyu tatmin etmekten uzak.
Hasıl ı kelam, romanda yazarın varlığını, okuyucu çok fazla hissediyor. Yazar biraz romanın dışında olmalı, kendini çok fazla hissettitmemeli diye düşünüyorum.
KY-4748
huzur sokağı, gençlik dönemlerinde okuduğum ve gerçekten etkilendiğim bir roman. Zamanında türkn şoray'ın rol aldığı bir yeşilçam versiyonu ile filme de alındı ve televizyonlarda da gösterildi. Kitabı ne kadar yansıtabildi o konu tartışılır. ancak kitap gerçekten klasik statüsüne şimdiden ve çoktandır girmeyi başarmış bir eser. Şule Yüksel Şenler Hanımefendi'den bu roman uslübünü devam ettirerek edebiyat hayatımıza kalıcı bir-kaç eser daha vermesi dilerdim. Şimdiye kadar okumadıysanız gerçekten çok şey kaçırmış demeksiniz. Ya bu arada ben bu kitabı kime verdiğimi hatırlamıyorum. Benim kitabımın kimde olduğunu bilen var mı? Yoksa 3ncü defa satın almak zorunda kalacağım. BUnun gibi kitapların kütüphanemden kaybolmasına tahammül edemiyorum da...