Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eser sizi ta eski zamanlara Büyük Moğol imparatorluğu zamanına götürecek.Kendinizi steplerde uzun yolculuklarda zannedeceksiniz.Gerçekten eşsiz bir kurgu.<br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sosyal işkenceleri bir buluta bağlayarak anlatmayı da ancak aytmatov başarabilirdi herhalde. bu kitabı bir günde bitirdim. etkisinden bir haftada kurtulabildim. hiç düşünmeden almanızı önerebileceğim bir kitap.
Kitapta iki farklı olay ve zaman var, biri Cengiz Han dönemi biri Sovyet dönemi. İkisininde bir ortak yönü var, çünkü ikisi de yani Sovyet yönetimide Cengiz'in yönetimi de aynı topraklarda yaşandı. Kitapta en çok ilgimi çeken kitaba adını da veren olay yani Cengiz Han'a küsen bulutun hikayesi oldu, hem etkileyici hemde gerçekçi. Kuttubayev'in hikayesine gelince, insan üzülüyor gerçekten üzülüyor, ailesinden ve çocuklarından ayrı bir hayat yaşayan ve bu şekilde hayatı son bulan bir insanın hayatından kesitler görmek insanı gerçekten üzüyor. Cengiz Aytmatov çağdaş Türk edebiyatının duayeni ve mihenk taşı olan bir kişi, umarım ileride Nobel Edebiyat ödülünüde alır ve değeri iyice anlaşılır. Okunması gereken bir eser, çünkü okudukça Orta Asya'nın bozkırlarında yani anayurtta hissediyorsunuz kendinizi.
Ölüme giden bir insanın ailesini son kez görme isteği ve totaliter rejimin bir masalla eleştirisi. Özellikle kahramanın köyünden trenle geçerken hissettikleri beni çok duygulandırdı. Her kitapseverin edinmesi ve okuması gereken bir eser.
Kısa ama içerisinde çok mesa saklayan bir kitap. Gün olur asra bedel'in bır kısmı aslında. Yaza gun olur asra bedel ı yazarken bu kısmı zamanın yasakları dolayısıyla yayınlayamadıgı ıcın sonradan ayrıca yayınlanmıstır. Ancak ayrı yayınlandıgında gun olur asra bedelın bır bolumu olmaktan cıkmıs kendısı bır eser olmustur.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir yanda idealist bir egitimcinin dusundukleri nedeniyle olume gitmesi,oteki yanda bir ailenin dagilmasi. Gün Olur Asra Bedel'i daha iyi anlamak için okunması gereken bir eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türm okuyucular gibi Gün Olur Asra Bedel romanının sonunda tercümeyi yapan yazarın notu üzerine romanın devamı niteliğinde ve en önemli bölümlerinden biri olduğunu vurgulamasıyla merakıma engel olamadan okuduğum bir eserdir. Bu eserde Gün Olur Asra Bedel romanında bahsedilen öğretmenin Satalin döneminde halka ait sözlü ürünleri toplamsından dolayı rejim karşıtı görülmesinden dolayı ona yapılan işkenceleri anlatmaktadır. Yine eserde mankurtlaşmaya da değinmektedir. Okumanızı tavsiye ederim.
gün olur asra bedel kitabının devamı niteliğinde olan bu kitapta cengiz hanın uyguladığı katı kurallar ile demiryolu işçisi öğretmenin zindanlarda çektiği sıkıntılar benzetilmeye çalışılmış. çok da güzel olmuş.<br />aytmatov'un bulabildiğiniz bütün kitaplarını okumanızı tavsiye ederim...<br /><br />iyi okumalar...
Şunu net olarak ve çok rahatlıkla söyleyebilrim ki eğer cengiz aytmatov Türk olmasaydı bir çok kez nobel ödülünü alır ve bir çoğuna da aday olurdu.Fakat gelin görün ki ayrımcılık dünyada sanat ve edebiyat alanında da baş gösteriyor.Cengiz ayttmatov un tüm eserlerini okumadım.Ama en kısa zamanda mutlaka okumak isterim.Daha önce toprak ana ve gün olur asra bedel eserleini okuduğum için,daha öncesinde de lise de edebiyat derslerimizde okutulduğu için biliyorum.Cidden eğer kitap kurdu olanların okuduğu bir eserdir.Tavsiyeme gerek var mı bilmiyorum ama ben hala okumamış kitap severlere tavsiye ediyorum.Mutlaka okuyun arkadaşlar.Sade anlatım,akıcı ve düzgün kelimelerle süslenmiş bir cengiz aytmatov klasiğidir.
Aytmatov'un bu romanı,aslında ''Gün Olur Asra Bedel''adlı romanın içinde olması gereken bir bölümdür.Fakat,o zaman,KGB'yi en ağır şekilde suçlayan bu bölüme izin verilmemiştir.Sonradan yayınlanan bu roman, yazdığı Cengiz Han'la ilgili bir efsane yüzünden mahkum edilen öğretmen Abutalip Kuttubayev'in zor günlerini anlatıyor.Herkese tavsiye ederim.Saygılar...
İlk olarak Gün olur Asra Bedel isimli eserin bir parçası olarak ortaya çıkan bu eser SSCB nin, kitabın içinde ki bu bölümü tehlikeli bulmasından ötürü çıkarması sonucu bu kısım başlıbaşına bir kitap halini almış ve ayrı bir eser haline dönüşmüştür. Zamanının SSCB sinde vukuu bulan bir olayın, Temuçin Çingiz Kaan hakkında ki bir efsaneyle yoğrulup bizlerin önüne koyulan bu eser okuyucuya okurken inanılmaz bir haz veriyor. Haksız yere, bir savcının ihtirasları için tutuklanan ve çeşitli işkenceler yapılan Kuttubayev'in başından geçen hüzünlü bir hayat kesiti.Aynı zamanda da Çengiz Kaan zamanında yaşanılan hüzünlü bir aşk hikayesi ele alınıyor. Bir solukta okuyabileceğiniz harika bir eser. Zaten eserin yazarını övmeye veya söylemeye bile gerek yok.
Aytmatov Gün Olur Asra Bedel'i yayınladıktan hemen sonra bu eseri yayınlayamadı çünkü içindeki mesajlar son derece gerçek ve sertti! özellikle KGB'nin insan öğütme makinesi olarak takdim edilmesi ve Kuttubayev gibi on binlerce kurbanın varlığı -ki bunlardan birisi de yazarın babası Törekul Aytmatov'dur. kitabın kıymetini daha bir artırıyor. Gün Olur Asra Bedel'in tadını alanların bu kitabı es geçmeyeceklerinin farkındayım.
Kitabı alışım daki tek sebebe GÜN OLUR ASRA BEDEL'in devamı olduğunu düşünerek aldım,okumadan önceki düşüncem gün olur asra bedel eserinde bu kitabında mutlaka okunmaası yönündeki bir tavsiyeydi ama benim kanaatimce bu kitabçık bir başka eserin devamı değil başlı başına bir eser,Gün olur asra bedel olmasa bile bı kitap okunmaya değer diye düşünüyorum.Cengiz han nasıl atıyla dertleşiyorsa Kazangab ta devesi karanarla bir sırdaş olmuş onla maziye dönüp anılarını canlamıitı tıpkı Cengiz Han gibi..İdealleri uğruna dahi ama zalim bir imparatorun doğa kanunlarına ve GÖK TENGRİ'ye inat sevginin en kutsal ve en güzel meyvesi olan çoçuk yapılmasını yasaklaması , buna karşın terzi kadın ve genç subayın sevgileri uğruna yaptıkları fedakarlık insanı mutlu etsede sonları bir okadar da hüzünlendiriyor,Gerek bu eser gerekse GÜN OLUR ASRA BEDEL eserinde hosuma giden en iyi yön AYMATOV'un uslubuydu buğünü ve geçmişi ;buğünü ve geleçeği çok iyi harmanlayıp şaheserler vermiş.diğer eserlerini de okumak için can attığımı belitmek isterim.hatta zamanım olsa kaç kitabı varsa okurum.anlatış ,yorumlayış ve bütün insanlık tarihinin ortak sorunlarına bakış acısı insanın ufkunu acıyor..
S.S.C.B'nin maskesini düşüren kitap.Rusya gerçekten sosyalist olsaydı insanları hırsları uğruna birbirlerini harcar mıydı? Bu zihniyet uğruna insanlar vicdanlarını kaybetti. Aytmatov da Dişi Kurdun Rüyaları'nı(KIYAMET) yazmak zorunda kaldı(Dönemin şartları gereği yazar Gün Olur Asra Bedel'in bu kısmını D.K.R.ndan sonra yayımladı.).Cengiz Han'ın hikayesi gerçekten çok güzel.Sovyetlerle Stalin'i nasıl ustaca eleştirmiş görüyorsunuz.Hikaye tam bir ders niteliğinde.Özgürlük insanın doğasında vardır.Feodal düzen ve baskı rejimleri hiç bir zaman (hele hele günümüzde) kabul görmez. Allah her zaman sevenlerin tarafını tutar.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cengiz Han kendisine muhafızlık yapan bulutu kaybetmişti.İnsan gerçeğine aykırı tavrı onu sevimli bulutundan temişti.Aytmatov bu romanında da ustalığını konuşturuyor.Romanlarına serpiştirdiği efsaneler onun eserlerini daha uzun soluklu kılıyor.Bu roman GÜN OLUR ASRA BEDEL ROMANI'nın içinde olması gereken bir bölüm fakat Rus yönetimi yayınlanmasına izin vermemişti.Bir bakıma iyi olmuş.Diğer romanda bir günde yaşanan olaylar ileri geri dönüşler sayesinde bir ömrü anlatmıştı.Cengiz Han'a Küsen bulut romanı sayesinde bir kez daha eski günlere döndük.Anlattığı dönemi tüm çıplaklığıyla ifade eden bir roman....Okumayanlar için büyük bir eksik...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cengiz Aytmatov’un bu eseri, “Gün Olur Asra Bedel”in içinde başlıca bir bölüm olarak yer alması gerekirken dönemin siyasi şartlarından dolayı kitaptan çıkartılmış ve şartların olgunlaşmasıyla ayrı bir kitapçık olarak yayınlanmıştır. Aytmatov’un bu eserinde Abutalip Kuttubayev’in nasıl öldüğünü ve Abutalip üzerinden KGB’nin acımasız sorgulama yöntemlerini ve ajanların yapmacık daha doğrusu trajikomik hayatlarını öğreniyoruz. Abutalip’ın tutuklanma sebebi anılarını yazması ve bölgede anlatılan kimi efsaneleri, masalları derlemesiydi. Onu sorgulayan Tansıkbayev bir suç unsuruna rastlayabilmek, mahkeme karşısında elindeki delilleri güçlendirmek için derlenmiş bu efsaneleri dikkatle okuyordu. Bu okumaları sırasında “Cengiz Han’a Küsen Bulut” başlığıyla kaleme alınmış olan efsaneyi daha bir dikkatle inceledi. Efsaneye göre devletini yöneten Cengiz Han, subaylarına çocuk sahibi olmasını yasaklar ve emrine itaat etmeyeni cezalandırırmış. Bir gün seferdeyken emrine itaat etmemiş olan subaylarından birini ve onun eşini asarak öldürdükten sonra o güne kadar başından hiç ayrılmamış olan beyaz bulut, Cengiz Han’a küser ve onun idam ettirdiği subayı ile eşinin henüz yeni doğmuş olan çocuklarına sahip çıkmış olan ve fakat şimdi ceza olarak çölde ölüme terk edilmiş bulunan Altın adında yaşlı bir kadının başına gider. Batı’nın fethi için büyük bir sefere çıkmış olan Cengiz Han, başındaki beyaz bulutu gördükçe Gök-Tengri’nin yanında olduğuna inanıp bundan güç alırken şimdi her tarafına bakınmasına rağmen o beyaz bulutu göremiyor ve Gök-Tengri’nin kendisinden yüz çevirdiğini anlayarak daha ötelere gidecek gücü kendinde bulamıyor ve fetih işiyle oğullarını, torunlarını görevlendirerek anavatanına dönüyor ve orada ölüyor. Aytmatov bu eserinde Cengiz Han’ın seferini, özellikle seferin ilk günlerini anlatırken üstü kapalı da olsa Stalin’e ağır göndermelerde bulunuyor ve sefere çıkmış olan bu büyük ordunun, bütün bu hazırlıkların sadece Han’ın keyfi için yapıldığını, onbinlerce insanın onun teşvikiyle, ondan esinlenerek, onun dinmek bilmeyen şan, şeref ve kudret tutkusunu tatmin için onun gösterdiği yere talime gider gibi gittiklerini açıklayarak (s. 34-35) 13. yüzyıldan kalma bir devlet adamının şahsında günümüzde yaşamış olan bir devlet adamının baskıcı vahşetini anlatmıştır. Tansıkbayev ilgisizlik yüzünden yıllarca terfi edememiş ve sıkıntılar içinde yaşayarak sürünmüştür. Bundan dolayı Kuttubayev davası onun için bir bakıma kötü talihinin dönüm noktasıdır. Eğer bu davadan başarıyla çıkarsa kariyerinin doruğuna ulaşacağından emindir (s. 11). Dolayısıyla Abutalip suçsuzda olsa onu suçlayacak bir şeyler bulmalı, elinden geleni yapıp teşvik olarak verilen ödülleri almalıydı. Devlet görevinde bulunanlar için yaşamanın anlamı; lükse kavuşmak, konfor içinde yaşamak, evde kanyak içmek, evleri düşmandan alınmış avizelerle süslemek ve sofraları yine düşmandan alınmış yemek takımlarıyla donatmaktı (s. 13). Bunlarla ilgi çekmekten, bunlara ilgi duymaktan daha önemli bir şey yoktu dünyada. Tansıkbayev, insanları milliyetçi olarak suçlamanın ve yargılamanın gittikçe güçleştiğini fark ettikçe keyfi kaçıyordu. Çünkü artık milliyetçilikten söz etmekten korkuluyor, milli değerler, ana diller, milli ve dini olan her şey aleyhinde atıp tutuluyor ve Lenin ağızlardan düşmüyordu. Böyle tür insanları artık neyle, nasıl suçlayacaklardı? (s. 17) Kuttubayev dosyası aslında amirler tarafından pek ciddiye alınmayıp ikinci derecede önemli bir bilgi olarak sunulmuşken, Tansıkbayev dosyayı işlemiş , yoğurmuş ve önemli bir hadise haline getirmiş ve terfisini buna bağlamıştı (s. 17-18) Yugoslavya’nın bağımsızlığını ilan etmek istemesi İngilizlerin etkisinde kaldıkları tezine dayanıyordu. Fakat Sovyetler birliğinin elinde bu tezi güçlendirecek veya gerçekliğini ispatlayacak bir bilgi veya belge henüz yoktu. Fakat Abutalip’in anılarında İngilizlerle görüşüldüğünü anlatması bu tezi önemli ölçüde güçlendiriyordu. Bu bakımdan davanın önemi ve uyandıracağı etki de daha büyük olacaktı (s. 19). Devlet hizmetinde bulunanların gözünde Stalin Tanrı olarak görülüyor ve ondan Kudret Tanrısı olarak söz ediliyordu. Herkes kendisini Kudret Tanrısı’nın hizmetine adadığını biliyordu. Yöneten ile yönetilen arasında beliren bu anlayış, ortaçağ’da görülen efendi-köle ilişkisinin evrimleşmiş bir hali. Diğer bir deyişle; mankurtlaşmanın değişik bir boyuttaki yansıması. Tansıkbayev’e göre bazıları insan hayatının önemli olduğunu düşünmekle yanılıyorlar. Ona göre devlet, bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır (s. 22). Bu anlayış Cengiz Han’da da görülüyor. Han, her şeyin üstesinden ancak kuvvetle gelinebileceğine inanıyordu. Zavallı ölümlülerin lafı bile olmazdı (s. 36). Abutalip kendisini Hz. Adem ile Tansıkbayev’i ise şeytanla özdeşleştiriyor ve kendisini [Hz.] “Adem’in yaratılışına kadar uçsuz-bucaksız evrende Şeytanın aylak olarak geçirdiği günlerin ağır bedelini ödeyen insan ırkının temsilcilerinden biri olarak görüyordu. Şeytanla hemen uyuşan, anlaşan tek yaratık insan idi. Bu uyuşma sonunda, yüzyıllar, bin yıllar boyunca kötülük ekti, kötülük biçti ve kötüye zafer kazandırdı. Evet, kötülük yapma ve yayma konusunda insanla yarışabilecek yaratık yoktu. İşte bu bakımdan Abutalip için Tansıkbayev, ezelden ve doğuştan kötülük yayıcıların bir temsilcisiydi.” (s. 92-93). Madem ki “Şeytanla hemen uyuşan, anlaşan tek yaratık insan idi”, madem ki devlet sadece bir sobadan ibaret ve yakıtı da yalnızca insandı… o halde bu sobayı söndürebilmek için yakıtını -yani insanı- ortadan kaldırmak, sobayı yakıtsız bırakmak gerekirdi. Romanın sonunda Abutalip kendisini bir trenin altına atarak intihar ediyor ve Tansıkbayev’in bütün planlarını bozuyor. Tansıkbayev elinden kaçan böyle bir fırsata çok sinirleniyor, onun kendisini atlatmış olmasını hazmedemeyerek bu beklenmedik olayın muhafızların kumandanını sorumlu tutuyor (s. 111-112).
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitabı çevirmenin belirttiği üzere, Gün Olur Asra Bedel kitabının bir parçası olarak kabul edip okudum. Cengiz Han ile ilgili hikayeyi beğendim, yazar dünya’yı kasıp kavuran,yağma ve talan eden, nereye gömüldüğü bugünde belli olmayan, hala bir giz olarak kalan Cengiz Han’ı çok başarılı bir şekilde roman kahramanı haline getirmiş, öyle ki yaşadığı tereddütler, kızgınlıklar ve korkular ile Cengiz’in de en nihayetinde bir insan olduğunu hatırlıyorsunuz. Bununla beraber zavallı Abutalip Kuttubayev’in hazin sonunu da yüreğiniz acıyarak öğreniyorsunuz. Baskıcı bir yönetim altında ezilen bu zavallı insanlar için ancak gözyaşı dökebiliyorsunuz…