Zaten değil mi insanları ikna etmenin bir yolu da kanıtlanması zor olan yalanlar uydurmak ? Biz zavallı okuyucular bu kadar bilgi kirliliğinin arasında ne yapabiliriz ki ? Yazarın amacını tamamen destekliyorum...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her zaman kitaplar okuruz. Bu kitapların altında kimi zaman dipnotlar yazar. Ama hiçbir zaman gidip de o dipnotta yazan yazı doğru mu diye bakmayız. Ama ben hep merak etderm. Gerçekten doğru mu diye. Acaba böyle bir dipnot var mı diye. Tabi akademisyen olmadığım için kalkıp da bakma zahmetinde de hiç bulunmam açıkçası.
Bir de çok sevdiğimiz sevmesek bile çok popüler olan istemesek de gördüğümüz okuduğumuz insanlar vardır.
Bunların yazılarını da okuruz ve acaba doğru mu yazıyor diye bakmakszın inanırız.
O yazmışsa doğrudur deriz bazıları için.. Hepimizin vardır böyle insanlar, akademisyenler..
Çeviri kitabı okuruz. Acaba doğru çevirmiş mi diye hiç aklımıza gelmez.
İşte yazar biz okurken sormadığımız soruları kendine sormuş. Sormakla kalmamış gitmiş araştırmış, araştırmakla da kalmamış bizlerin de faydalanması için yazmış.
O yazmışsa bize de okumak düşer.
Açıkçası böyle bir kitap beklentisi içinde olduğum halde alırken kaygılandım. Nihayetinde akademik bir çalışma. Tarih kitaplarında da akademik çalışmalar biraz zor okunuyor sıkıcı geliyor.
Ancak kitabı alıp okumaya başlayınca bu endişem boşa çıktı.
Anlı şanlı yazarların dev yanlışlarını hatalarını, bilerek yapılan hatalarını, anlı şanlı araştırmacı diye bildiğimiz bir yazarın aslında hayal gücü yüksek bir uydurmacı olduğunu görünce …
Su gibi akıp giden bir kitap…
Yer yer kahkahalarınızı tutamadan okuyaacksınız.
Kitabın sonunda bu kitabın sonu yok demiş yazar.
Devamını merakla bekliyorum.
Böyle bir eseri hazırladığı için Hakan Erdem’e teşekkür ediyorum. Böyle eserlere çok ihtiyaç var. Bu eserden beni haberdar eden kitayurdu.com’a da ayrıca teşekkürü borç bilirim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu akademic insani da "ibidçilerden" :)) Geleneksel kalıplardan kurtulamamış ve akademilerde ! örümcek ağlarıyla meşgul zümre böyle demiştir kesinlikle. İyi bir iş yapmış Hakan Erdem. Uzun zamandır okuduğum en güzel ve doyurucu kitaplardan biriydi. "Son" bölümde demiş ya müellif; "Bu kitabın sonu gelmez, Tarih-Lenk aksayarak yoluna devam eder böyle tarihçiler oldukça..." Böyle mi demişti, yoksa ben mealen mi verdim sözlerini. İşte Hakan Erdem olsaydı gider kitabın ilgili yerinden birebir kontrol ederdi. : )) O zaman ne duruyorsunuz. Kesinlikle okunması gereklilerden... Bereketli okumalar diliyorum...
Ben bir şey demiyorum sözü Fehmi Koru'ya bırakıyorum.
'Tarih-Lenk' ya da pop tarihçilere dikkat Tarihten, belge ve bilgilerin nasıl değerlendirileceğinden habersiz bir tarihçi tipi türedi, her yazdığı 'en çok satanlar listesi'nde en başlarda yer alıyor. Kimi her yıl koca bir cilt çırpıştırıp ortalığa salıveriyor; yazdıklarını eklerle çoğaltan, cür'etini her hafta bir koca gazete sayfası yazıyla okur karşısına çıkmaya vardıran bile var...
Hemen herkesin ezberinde olduğunu sandığım 'Bu vatan kimin?' şiirinin şairi Orhan Şaik Gökyay, 'Destursuz Bağa Girenler' (Dergâh Yayınları) adlı eserinde topladığı eleştirilerde cahil ve cüretkâr birçok pop tarihçinin ipliğini pazara çıkarmıştı. İletişim Yayınları, Gökyay'ın 1940'lı yılların dergilerinde kalmış diğer eleştirel çalışmalarını da gün ışığına çıkardı.
Yakın zamanlara kadar Prof. Ali Birinci bu tiplerin hakkından geliyordu. 'Tarihin Uğrunda' (Dergâh Yayınları) adlı kitabında topladığı yazıları, ilk çıktıkları Polemik, Kebikeç, Tarih ve Toplum gibi dergilerde okumuş, yazarının zekâsına ve bilimsel cesaretine hayran kalmıştım. Prof. Birinci şimdi Türk Tarih Kurumu Başkanı ve 'pop tarihçiler' ile polemiğe girmekten uzak durması doğal...
Tam umutsuzluğa düşmek üzereydim ki, Y. Hakan Erdem'in 'Tarih-Lenk' adlı kitabı (Doğan Yayıncılık) ile karşılaşıverdim. Tarihî arka-planı olan Kitab-ı Duvduvani ve Unomastica Alla Turca adlı romanları da bulunan bir bilim adamı Hakan Erdem; Osmanlı sosyal hayatı ve hukuk sistemiyle ilgili alanlarda araştırmalar yapan bir tarihçi.
Pop tarihçiler birkaç düzlemde faaliyet gösteriyor. Kimi eski bir metni 'sadeleştirme' adı altında anlaşılmaz hale getiriyor. Kimi, üzerinde çalıştığı metni kendi ideolojik saplantılarına kurban ediyor. 'Uzmanlık alanı' bilinen konuda tembellik sergileyenlerle sellemehüsselâm referanssız yazan 'tarihçiler' de var. Sahte metinleri gerçekmiş gibi piyasaya sürenler veya referans yapanlar da bulunuyor.
Hakan Erdem bütün bu alanlara giren 'tarihçiler' ile ilgilendiği gibi başka alanlara da el uzatıyor. Eli nereye değerse oradan pis kokular geliyor...
Eleştiri işine el atanların acımasız kimseler olduğu bilinir; tersini gerçekleştirmek üzere yola koyulan Hakan Erdem de bir-iki örnekte yokedici hamleleri tercih etmiş; “Keşke biraz daha müşfik davranabilseydi” dedim o örnekleri okurken...
Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun Atatürk'ün Büyük Nutku'nu 'Söylev' adıyla sadeleştirdiği bilinir. 50'nin üzerinde baskı yapmıştır Söylev. Peki de, Velidedeoğlu'nun 'Söylev' adlı kitabıyla 'Nutuk' birbirinin aynı mıdır? 'Tarih-Lenk', metinler arasında gezinirken, sadeleştiricinin 'Atatürkçü hassasiyetle' Atatürk'e resmen sansür uyguladığını keşfediyor. Dahasını da: “Ben burada Söylev'in içindeki pek çok sözcüğün en ufak bir Türkçe dayatması olmaksızın değiştirildiğini, açımlandığını, yorumlandığını, bazen birden çok sözcükle karşılandığını ve bunlar yapılırken ciddi anakronizmlere düşüldüğünü söyleyeceğim.”
Neymiş, neymiş?
Sadeleştirilmiş 'Nutuk' okuduğunu sananlar, Söylev adıyla H. V. Velidedeoğlu'nun kendine has ideolojisinin ürünü farklı bir metin okumuş oluyorlar...
'Tarih-Lenk' vaat ettiğini olağanüstü hoş bir üslupla yerine getiriyor; okurken hem bilgileniyor, hem de keyif alıyorsunuz...
Ben en büyük keyfi, zamanımızın en cüretkâr pop tarihçisinin 'Efendi 1' ve 'Efendi 2' başlıklarıyla yazdığı metinler eleştirilirken aldım. Pop tarihçinin kendisini korumak ve kollamakla görevli pop gazeteci ve pop televizyoncuları da var; şimdiye kadar nasıl olsa pek az kişi 'Tarih-Lenk'ten haberdar etti diye ses çıkartmamışlardır. Hakan Erdem'in kitabı geniş kitlelere ulaşsın, kulübelerinden çıkıp tanıtanlara ve yazara saldırdıklarını görürsünüz...
Yazar Hakan Erdem, 'Efendi' kitapları için 'popüler tarihlerin efendisi' sıfatını kullanıyor...
Eleştiri adına ne yaptığını şöyle özetliyor: “Burada, (..) 'fesat teorisi' kuramlarını 'tarihe' nasıl uyguladığından, ilhamını nereden aldığından, 'değilim' diye diye nasıl antisemitizm yaptığından, şeytana hayret ıslıkları çaldıracak olmadık nedensellikleri nasıl kurguladığından söz edecek değilim. Burada (..) 'bariz cehalet ve bilgiçlik' başlığı altına girecek ne varsa onlardan söz edeceğim.”
Bu girişten sonra 'Efendi'den aktarılan paragraflara getirilen eleştiriler o kadar zehir zemberek ki, pop tarihçinin yerine kendimi koyduğumda, “Herhalde insan içine çıkmazdım” diye düşünüyorum. Sonra aklım başıma geliyor: 'Pop tarihçilerin efendisi' zaten insan içine çıkabilen biri değil...
Bölümü o kadar keyifle yazmış ki yazar, en öldürücü satırları okurken bile kahkaha atmaktan kendimi alamadım.
En iyisi kitabı alıp okuyun; zahmetinize fazlasıyla değecek.
tarih kitaplarıyla ilgili ve aynı zamanda bilimsel ölçülerin ne olduğuna dair fikir veren, okurken keyif alacağınız bir kritik kitabı...şiddetle tavsiye ederim... özellikle otorite kabul ettiğimiz tarihçilerin fâhiş hataları ve bilimsel hırsızlık olarak tanımlanabilecek aşırmaları epey şaşırmanızı sağlayacaktır.