Asına bakarsak, ne kadar da içimizden ve sıradan bir olay değil mi? Eve yardımcı olarak alınan birilerinin hamile bırakılması, ondan çocuk doğması. Kardeş olduğunu bilemeden büyütülen çocuklar. Filizlenen kıskançlık ve düşmanlıklar, ya da arızalı sevdalar.<br />Aslolan, romanın ustalıkla yazılmış olması, üstelik ilk romanlardan biri olduğu düşünülürse... Ustalık yolunda bir kilometre taşı daha olmuş bu roman Orhan Pamuk için. Önümüz yaz; gençlerin okumasını özellikle tavsiye ederim. Önyargılı büyüklere tavsiyem her daim geçerlidir.
Sessiz Ev o dönemleri yaşamış gençler için bir ufak kaynak olabilir.Çünkü o zamanın gençliğinin ruh halleri bu kitapta bir hayli belirtilmiş.Selahattin Darvınoğlu'nun düşünceleri bazı okurları şaşırtabilir.Bence bu kitabı herkes okumalı.
Orhan Pamuk'un oldukça başarılı bir kurguya sahip romanı fakat belirtmeliyim ki ben bu kitaptan "yeni hayat" veya "benim adım kırmızı"dan aldığım tadı alamadım.
Bir yazar romanını yazarken basit olayları kurgular ama içine kendine ait öyle olgular yerleştirir ki işte bu obu YAZAR yapar. Nobel ödüllü bir yazarımız da var,ama ben onu bundan önce de KARA KİTAP,BEYAZ KALE,BENİM ADIM KIRMIZI ile tanıdım.Ve bu kitap bambaşkabir tat.Roman karakterlerini farklı bir anlatımla dile getiriyor.Anlatılacılar Tipolojisi diye bir ders almıştık okuldayken.Orda yazarların eserlerini hangi açıdan anlattıklarını öğrendik.Ama ben Orhan PAMUK gibi anlatan bir tipoloji örneğini hatırlamıyorum.
Benim Adım Kırmızı adlı eserinde köpekten paraya her şeyi konuşturan yazar, bu eserinde karakterleri kendi iç dünyaları ile konuşturuyor.Ve kendisi ortalarda hiç yok.Kitapta yazara rastlamıyorsunuz.Her karakter kendini ve olayları anlatıyor.
Nobel aldı ve hep tartışıldı.Bir ülkenin aydınları konuşmalı,konuşmalı ki bir şeyler tartışılmalı.Orhan PAMUK bunu dedi. öbürü şunu dedi... Bize düşen onların dediklerini tartışıp doğruları bulmaktır.
Ortada büyük bir soru var: Bir gazeteciye ve her şeyin ötesinde bir insana kurşun sıkan ve bunu milli hislerle yaptığını söyleyen Ogün SAMAST mı daha ulusalcı, yoksa Türküye'yi ve bizi tüm unsurlarımızla anlatan,dünyaya tanıtan,Türkçemizi mükemmel kullanan,dilimizi zenginleştiren,kültürümüzü genişleten,dünyada Türk adını duyuran Orhan PAMUK mu daha ulusalcı???
orhan pamuk un kesinlikle okunması gerken kitaplardan biri.etkileyici ve sürükleyici bir roman,başta önyargıyla başladım kitaba ancak bir solukta okunacak bir kitap.en etkileyici yanı da olayların kahramanların ağzından anlatılması.okumanızı tavsiye ederim<br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Orhan Pamuk’un Yeni Hayat’tan sonra okuduğum ikinci kitabı. Aldığı Nobel Ödülüne önyargı ile yaklaşmamak için okudum kitabını.
Kitap iyi kurgulanmış, keyif veren bir kitap. 80 darbesinin hemen öncesinde bir evde ve çevresinde dönen olayları farklı 5 kişiden anlatıyor. Kişilerin ne kadar ben merkezli yaşadıklarını çok güzel anlatmış. Uzun, bazan karışık cümleleri yazarın sevmediğim yönü.
İyi bir yazar olmasının yanısıra aldığı ödülün siyasi olduğunu düşünüyorum. Yaşar Kemal gibi kendi yaşadığı yöreyi, memleket insanını su gibi anlatan bir yazar yerine Orhan Pamuk’un tercih edilmesi, yazarın sözde Ermeni Soykırımına taraflı yaklaşımıdır. Ancak, ABD’de, Arjantin’de veya diğer dünya ülkelerinde yaşayan sade okuyucular bu noktayı bilmez. Bu nedenle verilen ödülün Türk edebiyatına katkısı da büyüktür.
1952 İstanbul doğumlu Orhan Pamuk, gelecek vaat eden ve yurtdışında Türkiye'ye dair bildiklerimizle hiç ilgisi olmayan bir modern edebiyatı ortaya çıkartan genç yazarlardan biri. Entelektüel bir aileden gelen, Amerikan kültürünü yakından tanıyan bir şehir insanı. (...) Sessiz Ev, geçen yüzyılın Orhan Pamuk tarafından çizilen hikâyesi günümüzden bir ailenin tarihi, kökenleri üzerinden geçmişin araştırılması. JönTürklerden, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüne ve Mustafa Kemal'in Yunanlılar ve İngiliz müttefikleri karşısındaki zaferine, cumhuriyetin kuruluşundan general Evren yönetimindeki askeri darbeye kadar süren bir hikâye. Kuşak çatışmalarının ötesinde, Çehovvari ipuçlarıyla ara sıra Vişne Bahçesi'ni düşündürüyor...
Okunmali <br />Orhan pamuk'un okunması gereken kitaplardan özellikle kurgu ve anlatım tarzı olarak oldukça başarılı bir yapıt yazar geçmişin gölgesinde bir aileyi gelecek nesilden fertlerinin yaşadıklarıyla beraber yoğurarak bir haftalık bir zamanın içinde 100 yıllık bir süreyi başarıyla anlatmış her kahraman olayı kendi ağzından anlatıyor ve her kahraman da yazarın üslubu değişiyor farklı bir roman okumak istiyorsanız deneyin pişman olmayacağınıza eminim <br />
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
sessiz ve ev. Orhan Pamuk dehasının doruk noktası. bizdeki ilk 12 eylül romanı sayılmalıdır. herşey o kadar tanıdıkki. darvınoğlu, fatma hanım, faruk, hasam, metin, nilgün ve diğerleri.
sessiz ev orijinal bir roman..anlatıcının değişkenliği esere roman içinde roman havası veriyor..ayrıca anlatıcılar da gelişigüzel sıralanmamış..ana olayın akışı çerçevesinde yerleşik formlar..yalnız dikkat edilmesi gereken bir husus var:romanda anlatıcı değişken, yalnız üslup ve biçim aynı..biçim konusuna cevaz verilebilir ama üslup da değişken olmalıydı..90 yaşındaki babaanne 18 yaşın züppe lisanını konuşmaz...ayrıca şu da var ki, romanda genel psikoloji de aynı:yalnızlık ve amaçsızlık..farklı kişilerin monologlarında hep bir ortak yan göze çarpıyor:neyi neden yaptığını bilmeden yapmak ve neyi beklediğini bilmeden beklemek..bile bile lades, bu romana hakim bir yazar vurgusu..bunların yannda tüm kahramanlara söyletilen ahmak, aptal, saçma, saçmalık, budala vb kelimeler de ortak üsluba götürüyor bizi..orhan pamuk bu romanı 33 yaşında yazmış ve muhtemelen pek üretken ve ateşli bir çağı..bu yüzden objektifliği biraz rafa kaldırmış gibi, yalnız terketmemiş..ayrıca nilgün'e hiç bölüm ayrılmaması dikkatimi çekti..belki yazar nilgün'ün masumiyetini bozmak istememiştir..belki de masum olduğundan o kadar da emin değildir..
bu kitabı 7 yıl önce okumuştum ama şimdi tekrar okuyorum ve hala aynı zevki alıyorum kitaptan.olayları çok güzel bir dille anlatıyor ,kitaptaki benzetmeler çok güzel ve yaratıcı.her bölümde,o bölümdeki kişinin duygularına bürünüyor insan...
Orhan Pamuk'un eserlerini keyifle okuyorum. "Sessiz Ev"adlı bu kitabını bundan yedi, sekiz yıl kadar önce okumuştum ve çok beğendim. Yalnız diğer eserleri kadar etkileyici bulmadım. Birbirinden farklı düşüncelere sahip üç kardeşin dedelerinin tam yetmiş yıl önce hazırladığı bir ansiklopedi çevresinde yaşadıkları ilginç olaylar. Yazarın olayları kurgusu çok güzel. Zaman zaman yaptığı tasvirler ile okuyucu kendini kitabın içinde bulabiliyor. Orhan Pamuk roman konusunda usta olduğunu her fırsatta gösteriyor. Konusu açısından yazarın siyasi bir takım düşüncelerini anlattığı bu kitabında da tam anlamıyla objektif olmasa da en azından öyle olmaya çalıştığını düşünüyoruz. Roman okuyucusunun sıkılmadan okuyacağı bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu güne kadar bu derece o yılları anlatan bir eser görmedim, okumadım.<br />Kitap Çukurovada bir gencin ağalık sistemine karşı başkaldırışını anlattığı gibi,yazar bunu da çok akıcı bir şekilde yapıyor.Okumanızı tavsiye ederim
Her şahsın ayrı çizgilerle, eş değerlere oturtulduğu farklı bir roman olarak başlayan okuma yolculuğu sonlara doğru okuyucuda da bölünmelere yol açıyor. Zevkli bir labirent gibi. Sonunda "siyasi bir koltuk" ödülünüz sanki...
Orhan pamuk'un okunması gereken kitaplardan özellikle kurgu ve anlatım tarzı olarak oldukça başarılı bir yapıt yazar geçmişin gölgesinde bir aileyi gelecek nesilden fertlerinin yaşadıklarıyla beraber yoğurarak bir haftalık bir zamanın içinde 100 yıllık bir süreyi başarıyla anlatmış her kahraman olayı kendi ağzından anlatıyor ve her kahraman da yazarın üslubu değişiyor farklı bir roman okumak istiyorsanız deneyin pişman olmayacağınıza eminim.
Orhan Pamuk romanında her iki kesime de objektif yaklaştığını göstermek istemiş.Olaylara onların gözünden bakmış.Bir romancının da öyle olması gerekiyor.Ama nedense devrimci kızın olaylara bakış açısından yaklaştığımız zaman doğruyu hemen bulabiliyoruz.Milliyetçi gencin ise kötü rolde olduğu anlatılmak istenmiş.Yazar her iki tarafın dünya görüşünü bildiğini ve anladığını göstermek istemiş.Kendine göre de niçin Nilgün iyi neden Hasan kötü yorumlamış(burda isimler sadece araç anlatılmak istenen ideoloji).Ama kötü ve iyiyi göstermekte pek objektif olamamış.
''Sessiz Ev'' yazarin okudugum ikinci kitabi ve beni cok etkileyen bir kitabi. 80'li yillarda babaannelerini ziyarete gelen kardesler ve arkadaslari arasinda gecen, siyasi, zaman zaman duygusal ve sasirtici olaylar. Hasan ve Nilgun'un sonu, kitabin bitiminde bambaska olacak zannetmistim ama uzucu bir sonla karsilasinca biraz hayal kirikligina ugradim. Yinede kitabi bitirdikten sonra uzun sure etkisinden kurtulamayacaginiz, Turk Edebiyatinin guclu bir yapiti ''Sessiz Ev''
orhan pamuk; tüm romanlarında anlattığı olayların arasında bir konuda derinlemesine bilgi vermeye çalışıyor. bu romanda da tarih yazımı konusunda uzun bölümler var ve bu romanın akıcılığını büyük oranda azaltıyor ancak yine de olayların farklı bakış açılarından ele alınması bir dönem Türkiyesinden sunduğu kesitlerdeki güzel değerlendirmeler kitabın değerini artırıyor. diğer orhan pamuk romanlarında olduğu gibi bu romanında da yoğun bir karamsarlık roman boyunca sizi sarıp sarmalıyor. belki finali daha güzel olabilirdi ama yine de çok güzel.
Üç kardeşin babaannesinin yanlarına gelmeleriyle başlayan ve 1980 öncesi Türkiyesinin gençliğinin eğlence anlayışını, siyasi olaylarını ve hayata bakışını anlatan bir roman. Orhan Pamuk'un ikinci romanı.Nlgün ölmeseydi romanı daha çok sevecektim. Nilgün ben de saflık bilincini, değer ölçüsünü oluşturmuştu ayrıca Selehattin Bey'in Doğu-Batı çelişkisine katılıyorum.
sessiz ev.. her kahraman ile kendi dilinden konuşulan bir roman.. bu farklı fakat bir o kadar da zor bir durum oluşturuyor okuyucu için.. aralardaki kesitleri farketmek oldukça zorlaşıyor.. anacak romanın en ilginç kahramanların bir o kadar basit bir o kadar da karışık ruh halleri olsa gerek.. dışardan cani gibi görülebilecek bir insanı onun dilinden dinleyince her şey ne kadar da saflaşıyor.. belki de insanları anlama yoluna gitmemiz hepimiz için iyi olur ne dersiniz..