Neden batıya biz olarak bakamıyoruz, neden sevmek için kendi yüreğimizi kullanmıyoruz, neden çabucak kendimizden geçiyoruz? Böyle kitaplarla bu sıkıntıların üstesinden gelebiliriz.
Sağlam solcu olan Attila İlhan'ın emperyalist Batıyı eleştirisini ve onları tahkir etmesini bu eserde görebiliriz.İnanılmaz bilgiler var bilgi kalabalığı içinde boğulmamanız için kitapta sadece yüzeysel bilgilere itibar edin.Ancak eleştirdiğim nokta şu ki o dönemde batıya kayan Türkiye'nin Attila İlhanın '' Nasıl Kominist Rusya'ya '' daha da yaklaşırız düşüncesinin bir ürünü.Batı kötü ama Rusya iyi mantığıyla yazılmış.Kesinlikle okunmalı derim.
Kitabın ilk bölümü Attila İlhan'ın Fransa ve Batı üzerine yazılarından oluşuyor. Daha sonra Türk siyasi tarihi ve ülkemiz hakkındaki birçok saklı kalmış gerçeği onlarca kitap okumadan Attila İlhan'la keşfediyor, kritik edebiliyorsunuz. Kitabın en güzel yanıysa gerçek bir rehber olması. Mustafa Kemal'i ve Kemalizm'i anlayabilmek Attila İlhan'dan ve onun karşılaştırmalı, kanıtlı düşüncelerinden geçiyor. Aydınlığının gereğini yerine getirmiş bir aydın, harika bir eser.
"Batılılar temiz görünürler ama yakından baksan kulaklarının arkasında bir karış kir vardır" gibi hoş anektodların olduğu okunası bir kitap. Özellikle avrupalılar'a hayranlık duyma illetine tutulanların dertlerine deva bir kitap.
gerçekten yazıldığı dönem de göz önüne alındığında oldukça güzel bir eser. batı nın hangi batı olduğunu çağdaşlaşmanın ne olduğunu ve nasıl batılılaşmaya dönüştürüldüğünü öğrenmek istiyorsanızz mutlaka okuyun. Atatürk sonrası O nun çağdaşlaşmasının nasıl batılılaşma oldu neden ille batılılar gibi olmaya çalıştık gerçekten unları oldukça güzel ortaya koymuş yazar. üstelik bu kitabın 70 lerde yazıldığını düşünürsek Attila İlhan ın nasıl bir aydın olduğunu anlıyoruz...
Attila İlhan bu kitabında Batı'nın eskiden beri süregelen oyunlarını okuyucunun gözü önüne sermiş, bunları somut örneklerle güçlendirerek, ülkenin darboğazdan çıkışı için kendisinin önerdiği çözüm yollarını okuyucuya sunmuştur.
Offf nasıl üzülüyorum Attila İlhan'ı ölmeden önce keşfedemedim diye...Okudukça üzülüyorum, daha çok okuyorum daha çok üzülüyorum. Hiç olmazsa bir kaç söyleşisini izlerdim, tvde gördüğüm yerde kaçırmazdım, belki de tanışmaya çalışırdım valla. Bu kitabı ben yazsam düşüncelerim %95 böyle olurdu-kendisine katılmadığım bir kaç nokta var sadece. Kitaplardan alıntı yapmayı pek sevmiyorum, kolaycılık gibi geliyor bana ama bazen de yapmadan duramıyorum. Buraya almak istediğim tüm satırları yazsam kitabın da özetini yapmış olurum, onun için, daha yeni Vedat Türkali'nin Kayıp Romanlar kitabını bitirmiş biri olarak, şarkı türküyle ülke olunabilineceğini sanıp oyuna gelenler için şu alıntıyı yapacağım sadece: Senegalli aydın Diop der ki: 'sömürgeci bu, sömürdüğü ülkeyi uygarlaştırıyorum der, bunu o ülkeye kendi kültürünü ve teknolojisini aşılayarak yapar, öyle ki sen bağımsızlığını elde ettiğin anda, birdenbire ekonomik ve kültürel olarak kıyamete kadar ona bağlanmış olduğunu fark edersin: Üstelik, bu arada ulusal kişiliğini yitirdiğinden, bir uşağın efendisine bağlılığına benzer bir bağlılıktır bu' Düşündürücü değil mi?...
Söylediklerinin şu anda bir çok insanın dilinde olması, onu daha okunur kılıyor bence. Ve kaç kişi bu kadar sağlam bir alt yapıyla, bu kadar dibini kazıp bu kadar derin bilgi vererek yapıyor bunu? Konuşuyoruz konuşuyoruz ama ne biliyoruz biz? Duyduklarımızı tekrarlıyoruz, papağan gibi. Ülke olarak içinde bulunduğumuz durumun nedeni ne, ne zaman ve nasıl girdik bu yola-kaç kişi merak edip araştırıyor acaba?
Bu kitapta çok ders var, daha fazla okumasını ve anlaşılmasını diliyorum. Attila İlhan'ı çok takdir ediyorum ve büyük zevk alarak okuyorum. Ve özeniyorum...
Kitap Fransızların Cezayirlileri ve aynı dönemde diğer bölge ülkeleri olan Fas, Tunus'u sömürgeleştirerek "modernleştirmesi-batılılaştırması" ve aynı dönemde Türkiye'de meydana gelen batılılaşmanın üzerinde duruyor. Buradan yola çıkarak yapılan hataları ve bunların bugün içinde değerlendirilmesini bizlere sunarak batılılaşmanın yönüne karşı bir duruş sergiliyor diyebilirim. Sevilerek okunacak bir kitap.<br /><br />saygışar
Attila ilhan asla bir fransız hayranı değildir, kullandığı kelimelerin aslında birçoklarının Türkçe sandığı yabancı kökenli kelimeler olduğu ortadadır ve verdiği bazı yabancı kavramları da bir yabancı hayranlığı olarak değil, kavramın kökeni hakkında bir bilgi olarak algılamak doğru olur; Attila İlhan fransızca da bilir, paris yılları onun gözünü açmıştır. Fransızların Cezayiri sömürgeleştirmesini, Türkiyenin batılılaşma = başkalaşma = özden kopuş halindeki gibi görmektedir. Yani onlar cezayirliler kabullenmiyor, kültürlerini koruyor, biz onlar gibi batılı, amerikalı gibi olmaya, kendi kültürümüzden uzaklaşıp ona yabancılaşmaya başlıyoruz, bu yanlış.
yazar bu kitabında asıl olarak ismet paşanın hamasi batıcılığı ile ataürkün modernistliğinin farklarını izah ediyor ve ismet inönü devrinde yapılan bir dizi batılılaşma adına yapılan yanlışlıklar anlatılmaktadır. kitabın il başında atatürküntrabzon liseli öğrencilerle yaptığı konuşmada ısrarla vurguladığı muassır medeniyetler seviyesine çıkacağız hatta geçeceğiz stratejisini ismet inönünün batılılaşma olarak algılamasını anlatıyor. ve batıcılık görüşüne önemli bir muhalefet olarakj raflarda yerini alıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap 1970 lerde yazilmis ama o günki örneklerden yola çıkarak şu an olup biten olaylari yorumlamak okuyucuya kalmış.Fikirler gayet açık ve kitap kısa kısa bölümlerden oluştuğu için okunması da kolay.İçinde bulunduğumuz durumu kavrayabilmemiz için çok önemli bir kitap.
Valla Batılılaşma konusunda bayağı bilgi sahibi iseniz ya da bu konuyu araştırıyorsanız boşuna bu kitabı akmayın. Çünkü Attila İlhan 1970 lerde yazmış bu kitabı ve yazdıkları da artık herkesin ağzındaki şeyler. Tabi o zamanlar büyük yankı uyandırmış o başka. Ama size tavsiyem sakın 6-7 milyon verip de bildiğiniz şeyleri okumayın..