104Yorum
Toledo!
08.05.2009
suc ve cezadan sonra dostoyevskinin bence en güzel 2. romanı.
kara cahil45
Kitapkurdu
05.09.2008
Büyük usta Dostoyevski'nin kaleminden çıkan müthiş bir dünya klasiği.Romanın ilk başlarda ve son bölüme gelene kadar süren ağır gidaşatı,son bölümde büyük bir hız kazanıyor.Roman beni çok etkiledi.Her ne kadar hacimli bir kitap olarak göz korkutur gibi görünse de okudukça okuma isteği duyacağınız,sonunu daha çok merak edeceğiniz bir kitap.Kitapta Rus toplum yapısı,bütün ayrıntılarıyla anlatılmış.En güzel bölüm son bölüm orada müthiş bir heyecan fırtınası.Sevginin insanı ne hale getireceğini anlatan bir kitap.Kitabı okurken umarım Mişkin Nastasya Flipovnayı seçmez diye düşünmeden edemedim .Ama okudukça Prens Aglaya yerine Nastasya Flipovnayı seçtiğini görünce prens adına üzüldüm.Tabi Rogojin'in aşkının büyüklüğünü de unutmamak gerek.Son sayfalarda üçü bir araya gelebildi.Ama bir ölü ve iki deli kaldı kahramanlardan geriye.Dostoyevski'nin özelikle Sara nöbetlerini aktardığı bölümler,kendisi de bu hastalıktan muzdarip olduğu için olsa gerek çok mükemmel bir şekilde anlatmış. Ayrıca Kitapta o kadar çok olay ve kahraman yer alıyor ki Büyük roman ustası Bütün bunları birbirine hiç karıştırmadan anlatmayı başarmış. Mutlaka ama mutlaka okunması gereken Bir Dostoyevski klasiği.
3kağıt
07.08.2008
dostoyavski'nin ikinci uzun romanı olan budala iyi yürekli enayi temasını işler.1860ların St. Petersburg'unda geçen roman Mışkin'in Yepançin'ler ve onların içinde bulunduğu sosyal çevre üzerindeki etkisini anlatır.
lermontov
15.07.2008
Prens Mışkin belki de Dosto nun kafasındaki ideal tipti. Ama fazlasıyla iyiydi İyi olmak Budalalık mı sorusunu benliğimize soruyor büyük usta. Ayrıca başında Liza knapp ın bir yazısı var mutlaka okunmalı Bu büyük yazarın eserlerini hayatı paralelinde yazdığını düşünürsek Kapsamlı bir dostoyevski biyografisiyle beraber okunmalı
ozgur05
Kitapkurdu
15.07.2008
Yine süper bir eser. Sanki bende oradayım: Prens mışkın ve aglaya ve diğerleriyle aynı sofradaymışım gibi. O ne güzel anlatım, o negüzel tasvir ediş şekli! Boşuna dünya klasiği olmamış..<br />
KY-562988
20.05.2008
suç ve cazanın gölgesinde kalmış ancak oldukça başarılı bi kitap
ertlaw
04.04.2008
Suç ve Ceza'nın büyük şanının gölgesinde de kalsa, en az onun kadar başarılı,onun kadar roman sanatının hakkını veren bir eser.Dostoyevski sevenlerin kaçırmaması Dostoyevski ile tanışmak isteyenlerin de okumak da gecikmemesi gereken bir şaheser.
Mücahit.
01.03.2008
Romanın kahramanı Prens Mışkin, saralıdır. Tedavi gördüğü İsviçre'den döndüğünde elindeki giysi çıkınından başka hiçbir şeyi yoktur. Yaşamı kendi iç dünyasını seyre dalmakla geçmektedir. İnsanlarla her türlü alışverişten arınmıştır. Budalalık derecesinde iyi olan Prens Mışkin, tam bir ermiş kişidir, sevmekten başka bir şey gelmez elinden. Müthiş bir zeka sahibidir. Çevresindekiler, onu her zaman yadırgarlar, ama onsuz da edemezler. Kendisi de saralı olan Dostoyevski, romanının kahramanına kendi kişiliğinden pek çok şey koymuştur. Prens Mışkin'in anıları, aslında Dostoyevski'nin anılarıdır. Prens Mıskin'in romanının bir yerinde anlattığı, siyasal görüşlerinden dolayı kurşuna dizilme cezası alan bir adamın öyküsü, aslında Dostoyevski'nin başından geçmiş bir olaydır. Bir tutku romanı olan Budala, Dostoyevski'nin yazdığı ilk büyük aşk romanıdır.
nehl
16.12.2007
dostoyevski denildiği zaman ilk akla gelen kitap budala değildir ama bence dostoyevskinin tek bir kitabı okunacak olsa bu kitabın budala olması gerekir diye düşünüyorum...dostoyevskinin kitaplarının tamamına yakınını okudum ama budalada bulduğum tadı hiçbir kitabında bulamadım dostoyevskinin sanatında ulaştığı en üst nokta budala diyebilirim...
kızıl ada
04.04.2007
Dostoyevski deyince pek çok kişinin aklına neden önce Suç ve Ceza, ardından Karamazov Kardeşler gelir de Budala bu eserlerin gölgesinde kalır anlamam. Bana kalırsa en az Suç ve Ceza kadar unutulmaz bir yapıt.
Gerçek olamayacak kadar saf ve iyi yürekli kahramanımız Prens Mişkin bir yana; prensimizin aşık olduğu güzel Nastasia Philipovna da unutulmaz bir karakterdir. Prense olan aşkına rağmen, ona layık olmadığını düşündüğünden, Prens'in kendisine olan aşkından vazgeçmesi için hafif meşrep bir kadın gibi davranan; sevdiğinin iyiliği için sevdiğinden vazgeçebilen ve daha da önemlisi bunu hiç kimseye belli etmeden yapan bir kadın...
Gerçek aşk nedir, sevgi nedir, fedakarlık nedir, budalalık/akıllılık nedir, insana sil baştan öğreten bir kitap. Kesinlikle bir başyapıt.
samet.c
23.03.2007
Sarsan Dostoyevski tarzına aykırı olarak Prens Mişkin in saflığı(budalalık demek istemiyorum) üzerinden kalbimizi buran bir roman.Roman fazla karanlık görünmese de Dotoyevski'nin en umutkıran eseri diyebilirim.Eğer bu romanı yazan Turgenyev olsa şaşırmazdım ama sürün yıllarından önceki denemeleri hariç bir "Dostoyevski" kitabından kesinlikle farklı tadı olan bir eser.Ve evet yine de çok etkileyici.
mimarjimm
27.02.2007
Prens Muşkin insanı fethediyor. Karakterlerin betimlemeleri öyle iyi ki, öykünün içine girip olaylara etkide bulunmak istiyor insan. Dostoyevski'nin şizofrenliğe varan zekasıyla ayrıntıları müthiş dokunmuş hayat.. Sonu özellikle çarpan ve üzerinden etkisi hiç kalkmayacak bir kitap. Periyodik olarak hala okuduğum ve her okumamda yeni şeyler keşfettiğim bir hazine.<br />
sasol
21.12.2006
Roman kısaca şöyle anlatılabilir; Rus prensi Mişkin bir sara hastasıdır ve saflığı o derece fazladır ki çevresinde budala olarak tanımlanır. Hastalığı süresinde İsviçre’de bir hastanede üç yıl tedavi görür ve Rusya’ya döner. Bu sürede kendi ailesinden bir birey olan Ganya ile tanışır ve bu vesile ile hayatının aşkı Nastasya’yı tanır. Fakat Nastasya onun evlilik teklifini kabul etmeyip Rogo Jin isimli bir gençle evlenir. Bir süre sonra Prens Mişkin de Nastasya’yı sevdiği halde onu kalbine gömmeyi göze alır ve bir başkasıyla nişanlanır. Bu da Aglea’dır. Hala Nastasya’ya aşık olan Mişkin bir yolunu bulur ve Nastasya’yı evlenmeye ikna eder ama evlenemezler. Çünkü bu sırada gelen Rogo Jin Nastasya’yı alır ve gider. Anlatımı güzel bir kitap.
Alper Yüksek
Kitapkurdu
25.08.2006
Kitabin esas karakteri olan Miskin´in Rusya´nin o döneminde yahut da su an ki Rusya´da ya da Dünya´nin herhangi bir yerinde ne kadar siklikla rastlanir bir karakter oldugu gercekten de tartisma konusu. ANcak bu kitap da böyle bir adamla rastlaniyor ve yüzelerce sayfa boyunca bu adamin kitabin diger karakteri tarafindan budaliklarini- bana sorulursa büyük yürekliliklerini- ona yapilan entirikalri okuyor okuyucu. Konusu itibariyle kitab bir cok yerinde okuyucuya sabir krizleri gecirten bir kitap. Ama anlatim acisindan dehset verici bir dile sahip. Akla gelmeyecek acilardan durum gözlemleriyle dolu
genci
09.08.2006
dönemin rusyasına ve bugünkü dünyaya göre Prens Mişkin bana çok iyi ve saf bir insan ancak bu onun bir budala olarak görülmesine neden oluyor. insanları yüz hatlarından onların karakterlerini anlayabilmesi onun hiçte o kadar budala olmadığını gösterse de toplumdaki ani çıkışları onun hep bir budala gibi görülmesine yetiyor.Ayrıca iki kadın arasında kalması ve sevdiği kadınlardan birine sırf acıdığı için aşık olması da kahramanımızın tuhaflığını gösteriyor.<br />yine de Prens Mişkin gerçek bir insan olsaydı ona aşık olabilirdim
SIMYACI
25.05.2005
bazen kıtabı okurken prens mışkine kızsam da bitirdiğimde birkaç gün sanki cok yakınımdaki biri kalkıp beni terketmiş gibi hissettim.gerçekten dostoyevski okumanın yası yok zaten kendini tekrar okutabilen kıtap iyi olan kıtaptır bıraz da Suç Ve Ceza ile özdeşleşmiş Dostoyevskinin budalasını okumayan varsa vakıt kaybetnesin derim
ginza
09.04.2005
Bu kitabı ortaokuldayken okudum ve beni çok etkilediğini hatırlıyorum. Dostoyevski'nin bütün eserlerini ortaokulda arka arkaya okudum; ve o zamana kadar yüzlerce başka yazarı da tanıdığım halde, Dostoyevski'nin neden diğerlerinden bu kadar farklı olduğunu anladığımı hatırlıyorum. Bu kitabı kendime çok yakın hissetmiş ve Dostoyevski'nin bahsettiği şeylerin bize çok da yabancı olmadığını hissetmiştim. 15 yıl sonra bu kitapları tekrar elden geçireceğim, bakalım bu yaşta neler hissedeceğim. Dostoyevski'yi okumanın yaşı yok. Her yaşta alınacak farklı şeyler var.
Özgür KÖKTÜRK
Kitapkurdu
08.01.2005
Dostoyevski bu eserinde ölümsüzleştirdiği Prens Mışkin karakteriyle bir kez daha bizleri iç dünyamızda derin yolculuklara sürüklüyor.Büyük dehanın bende apayrı bir yeri olan romanıdır Budala...Kesinlikle tavsiye ederim.
q6Lii
06.01.2005
sayın levent akcin, anna karenina dostoyevski'nin değil tolstoy'un eseridir.bunu hatırlatayım öncelikle size...<br />bu romana olumsuz yaklaşanlar olmuş.ya tam olarak okumamışlar ya da dostoyevski'nin tarzına alışkın değiller.dostoyevski, ruh tahlilleri yapmada benim bildiğim en başarılı yazardır.bu yüzden kişileri en ince detaylarına kadar öyle bir anlatır ki sanki bizim kırk yıllık ahbabımızdır o kişiler.şüphesiz, bu eserinde de öyle yapmış.bu yüzden olay biraz ağır ilerleyebilir ama, eminim hiç sıkılmadan okursunuz. ( tabi dostoyevski tarzına alışkın olanlar.)<br />tavsiye ediyorum.
Ömer Taha Güvenek
Kitapkurdu
29.12.2004
İnsanları kedisevenler-köpeksevenler,sigara içenler-içmeyenler,okuyanlar-okumayanlar gibi her açıdan ikiye ayırabiliriz defalarca.Ve her grup az da olsa çok da olsa,önemli veya önemsiz ortak özelliklere sahiptir.Bir yazar da insanları Toltstoy sevenler ve Dostoyevski sevenler diye ikiye ayırabileceğimizi söylüyor.Bunların da ortak yanları var.Araştırın ! "Budala" bir Dostoyevski seven olarak benim onun en sevdiğim romanı.Üzerimdeki tesirini yitirmeyen romanlarımdan.Pek çok Dostoyevski okuru için de "Budala" onun başyapıtıdır.Gerçek,büyük bir roman okumak istiyorsanız;Budala sizi bekliyor !