Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türkiye'de belirli yerlere gelmiş kişilerin dikkatle incelenmesi gerektiğini gösteren bir kitap.Nedense bugüne kadar ülkemiz hep birilerinin kontrolü altında derin bir şekilde sanatsal, kültürel siyasal alanda kontrol ediliyor.Her Türk gencinin okuması gereken bir eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
ülkemiz üzerinde kalıplaşan seküler yapıyı ve içten içe çürümeyi tesis etmek için en ücra bürokratik kurumlardan en masum görünümlü sivil hareketlere kadar sirayet eden yapılanmayı gözler önüne seriyor
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk basını,siyaseti ve ekonomisi üzerinde hegemonya kuran şahısların; mart kedisi misali hem yeyip hem bağıran kitlelerin ipliğini pazara çıkarın hoş bir çalışmadır..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kronolojik bir anlatım tarzı vardı artı kitabı anlayabilmek için önce orda geçen kişiler hakkında fikir sahibi olmak gerekiyor.Okurken pek zevk veren bir kitap olmuş açıkçası
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı okumadan önce içerisinde bahsedilen kişiler hakkında azda olsa bilgiye sahip olmanız gerekiyor. Yoksa bir sürü isim kalabalığı arasında kalabilirsiniz. Yazar Osmanlı zamanında yurt dışından gelen bir takım insanların, akrabaların yakın tarihimize kadar ülkenin siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını yön vermek istediğini dile getiriyor. Zaman zaman bu görüşleri doğru gözükse de tam anlamıyla kitapta anlatılan şeylerin olması pek de olası görülmüyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
muazzam bir çalışma suyun başını tutanlar.. 1839 tanzimat sonrası gerçek osmanlı hüveyetimizden koptuk ve müellifin değindiği gibi bir aşiret silsilesidir gidiyor.. GERÇEK
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
boğazdaki aşiret kitabı Nazım Hikmetten, M.Ali Aybara ,Namık Kemale ,General ve bir dönem parti başkanı Turgut Sunalpe , Amiral Münci İlhana kadar İstanbulun Boğaziçi kıyılarında yaşamış Azınlık aileleri arasındaki akrabalık bağlarını deşifre eden ve bu kişilerin Türk solu ve Türkiye'de Batılılaşma hareketleri başlatarak yaptıkları çalışmaları belgelere dayanarak anlatan bir kitaptır. Bu kitap isimler sözlüğü gibi görünmesine rağmen Azınlıklar tarafından Osmanlı'da ve Türkiye'de yapılan Ülkenin kendisine yabancılaştırılmasının gerçek hikayesidir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
650 yıl dünyaya hüküm sürmüş koskoca devleti kuşbeyinli ve bu devletle hiç bir bağı bulunmayan insanların yıktığını görebiliyoruz bu kitapla. ayrıca türkiyenin neden sürekli darbelerin kucağında sağ sol çatışmaları yaşadığınada ışık tutuyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ülkemizin bugünkü fotorafının 1 asır öncesinde verilen pozunu anlatmak ve kavramak için birebir. Mahmut Çetin gerçekten yaptığı çalışma ile en karanlık locaların aydınlatılması için jeneratörü çalıştırmış oluyor bu eserle. <br />Birazcık olsun ülkemiz üzerinde kalıplaşan seküler yapıyı ve içten içe çürümeyi tesis etmek için en ücra bürokratik kurumlardan en masum görünümlü sivil hareketlere kadar sirayet eden yapılanmayı gözler önüne seriyor. Resmi yakın tarihin zihinlerinizde oluşturduğu tabuların önyargılarının ötesine geçebilecek cesaretiniz varsa, okumaya değer.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Sonda söylemem gerekeni en başta söyliyeceğim: Bu kitap kötü bir kitap. Köylü olduğunu söyleyen bir yazar, solcu düşmanlığında en coşkulu ifadesini bulan "milliyetçi muhafazakâr" önyargılarını, aşağılık komplekslerini ortaya çıkartan bir kitap yazmaya teşebbüs etmiş. Yazarın ruh halini ele veren, psikiyatrinin çalışma nesnesi olabilecek bir metin... Dili zaten feci. Yer yer lumpen ağzı kullanılmış (örnekse, "Nazım Hikmet, bütün devrimci ayaklarına rağmen...." sayfa 83), konu aldığı kişilerin akrabalık derecelerini zaman zaman karıştıran (örneğin, Münevver, Nazım'ın dayı kızıyken, ilerleyen sayfalarda Nazım, Münevver'in hala oğlu oluyor ).Sonra Ali Fuat Cebesoy'un Nazım'la akrabalık derecesinin ne olduğunu bir türlü öğrenemiyoruz. Dayısı mı, büyük dayısı mı? Tarihler arasında yer yer tutarsızlıklar var (örnekse, 1959'da Şefik Hüsnü ölüyor. Bunun üzerine Zeki Baştımar yurt dışına çıkıyor. Peki, "1958 yılında, Baştımar D.Almanya'da, Ş.Hüsnü'nün ölümünden hemen sonra Bizim Radyo'yu nasıl kurabiliyor?) . Üstelik bunlar kitabın 8. baskısında cereyan ediyor. Bunun gibi bir çok maddi hata var. Bundan başka, derinlemesine bir araştırma yapılmadan bilgiler karşılaştırılmadan el altında bulunan kaynaklardan hemen çala kalem aktarma yapılmış izlenimi ediniliyor. Yazarın kendisi gibi köylü olmayan, kendi inanç kalıbına uymayan (örnekse, Bektaşilik eşittir gavurluk, masonluk formülünde olduğu gibi) herkesi başlıca yabancılaşma odağı olarak sunması, Türk sağcısının mental seviyesini ortaya koyması bakımından kayda değerdir. Bir de "Jakoben aydın" sakızı var... Jakoben olmayan sağcı, solcu aydın olur mu ? Örneğin, islamcıların Jakoben olmadığını iddia edebilir misiniz? Yazar, sağcı kayırmacılığı da yapıyor. Bu ailelere mensup sağ eğilimli kimseleri (örnekse, Atilhan'ın masonluğundan, aynı zamanda da, Nazi taraftarlığından söz etmiyor. Oysa, belki de bütün bu adı geçen fertler içinde en karanlık kişiliğe sahip tip odur. Bunun için Cengiz Özakıncı'nın belgelere dayanan tespitlerine bakmak lazım) solcu "sapkın" aile fertlerinden nispeten farklı görüyor. Hafifletici neden sağa meyilli olmaları itibariyle, daha az sapkın olmaları ... Bu kitabı okuyunca, yazarının kendi kültürüne yabancılaşmış, barbarik eğilimler taşıdığını hemen farkediyorsunuz. Barbarik çünkü gıpta etmiyor, kıskanıyor. Kıskanan adamın içi hınç doludur. Gıpta pozitiftir, kıskançlık ise negatif. Yani, yok edici... Yazar kendi kültürüne yabancılaşmış. Bu coğrafyanın insanı değil sanki. Burada etniliklerin, inançların nasıl harmanlandığının, büyük bir imparatorluğa yön veren sosyal etkenin bu harmanlanmanın ürünü olduğunun farkında bile değil. Tarihine yabancılaşanın kültürüne yabancılaşmaması mümkün mü? Eğer illede -bu aralarda moda olduğu gibi- "gavur" kökenlileri arayacaksak, emin olun onların sayısı sağcılar arasında çok daha fazladır. Ama buna ne gerek var. Bindiğimiz dalı niye kesmeye çalışıyoruz. Namık Kemal bu melekette, islamcılarımız görmeseler de, İslamcılığın kurucusudur. Nazım, Aybar bu memlekette sol kültürün gelmesine katkıda bulunmuş figürlerdir. Sağcı, Solcu demeden kültürümüze katkı yapan bütün bu insanları seviyorum. Konuya böyle yaklaşmamayı da "yabancılaşma" olarak değerlendiriyorum. Son olarak, kitabın sonuında onunla ilgili övgü yazıları yazmış bazı kişilerin isimlerinin bu kitabın kalitesi hakkında bir karine teşkil ettiğini söylemek isterim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Aslında ülkemizi yöneten, medyada köşe başını tutan, sermaye sahibi özetle kamuoyunda bilinen ama ne oldukları bilinmeyen kişileri inceliyor. Dikkatle okumak gerek. Günümüzde de bu karmaşık akrabalıklar ve ilişikler tüm hızıyla sürüyor.
AŞİRET KAVRAMINI MAHMUT ÇETİN İYİ ANLATMIŞ BEN MAHMUT ÇETİNİ DAHA EVVEL HİÇ OKUMADIM AMA SOSYAL YÖNÜ AĞIR BASAN BU KİTABI BEĞENDİM OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın son derece başarısız bir anlatıma sahip olduğunu düşünüyorum.Aileler anlatılırken sadece soyağacı şeklinde anlatılmış ve kafa karışıtılmış.Ama ailekerin neden önemli olduğu vurgulanamamış.