İstanbul & Hatıralar ve Şehir
İstanbul & Hatıralar ve Şehir

Kitapyurdu Fiyatı: 402,58TL

Ürüne Git
99Yorum
ahmethaşim
12.07.2006
Özgünlük konusunda bilkindiği üzere Orhan Pamuk'un hiçbir sıkıntısı yok.Bu kitapta da anlaşılıyor ki yazar her ne anlatırsa anlatsın mükemmel bir yazar.Bu sefer okuru kendine her seferinde bağlayan yazar anılarını ve çocukluğunun İstanbulunu kendine konu edinmiş.Tam bir Orhan Pamuk kitabı yani anlayacağınız...
AGÜ
26.06.2006
pamuk'un hayatını anlatan bir gazete eki okumuştum. diğer kardeşleri gibi okul hayatında dikiş tutturamamış, birçok kişi tarafından "adam olmayacak" insanlar sınıfına sokulmuş. birçok iş denemiş ama becerememiş. sonunda yazar olmaya karar vermiş.çok iyi de resim yaparmış bunu atlamayalım.ancak 30 yaşlarından sonra kendi yazma ve pazarlama tekniklerinin sayesinde "yazar" unvanını almaya hak kazanmış.
ilyas_emre_öncü
20.11.2005
bir yapıt hakkında olumsuz bir önerinin bulunması bazen yanlış anlaşılıyor bazende... evet biz onlara olumsuz haklıyorum(eleştiri)yapmalıyızki kendilerinde olan hatalarını değişsinler daha kaliteye gitsinler diye...<br />ben orhan pamugun bir çokederini okudum... ama bu kitap bana sanki kendine öz yazılmışbir yapıt ğibi...<br />kendi mahramini ortaya sermiş misali...
brendi
29.09.2005
yazdiklarina,yaraticiliklarina hayran kaldigim yazarlarin nasil olupta bunlari yazabildiklerine hep hayret etmisimdir.yaraticilik bir yana,acaba neler yasamislar,hayata bakis acilariyla,neler hissetmisler ve bu eserleri yaratmislardi...sagolsun orhan pamuk bu kitabinda bu merakimi bir nebze giderdi.bir yazarin kitabini okumayi yazarla tanismak olarak dusunuyorum,belki bir el slklsma ve sohbet.ancak bu kitapta yazarin kendisini,onun istanbulla icice gecmis ic dunyasini tanima imkani bulacaksiniz.yalniz kitabi cok akici bulmadim.ve ozellikle yazmaliyim ki,bu kitabi okudurken sonra diger kitaplarindan izlere rastlamak sasirtici va hostu.
Ömer Taha Güvenek
Kitapkurdu
18.08.2005
Orhan Pamuk romanları sizin için değilse bile okunabilecek çok güzel bir anı-kent-deneme kitabı İstanbul..Fotağraflar satırlardaki hüznü dansa kaldırıyor ve unutulmaz bir vals yapıyorlar.Herkesin kendi şehrine kendi bakışı vardır..Ne kadar İstanbullu ve İstanbul hayranı var,o kadar da İstanbul alıgısı..Yazarın İstanbulunu dinlediğinizde siz de kendi İstanbulunuzu ifadeye çalışacaksınız..Veya diğer kentleri..İstanbulun bende uyandırdığı en temel duygu hüzün diyor Pamuk.Buna yakın bir ifade var.Peki sizinki ne ? Okuyun,düşünün,siz de ifade edin..
Günay Cahit
16.08.2005
Geriye,çoçukluğuna dönüp,yaşadığı şehri ve yıllar geçtikçe değişen şehri,gözlemlerini,şehir hakkında yazıları resimleri olan gezgin ve şairlere,onların günlüklerine,resimlerine değinerek düşsel bir yolculuk yapmış.Ben okuduktan sonra noktasız cümleler kurmaya başladım.Etkileyici.
Ve diğer yönünede değinmek istiyorum Orhan Pamuk'un beni rahatsız eden,şehrin yağmalandığı zaman ki ermenilere olan tutumların böylesine objektif verilmesi ne kadar tarihçi bir kimlik?
Edebiyatçı yanıyla okunabilir,ve bir edebiyatçı kullandığı dile saygısından yoksunsa Tarih'ini kendisini ait olmadığı;böyle düşündüğünden olsa gerek tarihini küçültebilir ben bu konuya artık fazlada dikkat etmiyorum.Kurgusu ve dili için okunabilir,iyi bir edebiyatçı kesinlikle
Suat Sungur
Kitapkurdu
01.04.2005
Hakkaniyetli olmak gerekirse, usta sanatçıların siyah-beyaz fotoğraflarıyla süslenip yazarın alışılageldik zengin dili, etkileyici üslubu ve görsel tasvirleriyle renklendirilmiş semtleri, mahalleleri, sokakları ve tarihi yapılarıyla İstanbul hakkında yaklaşık üç yüz elli sayfalık titiz bir çalışma vardı karşımızda. Yerli yabancı pek çok yazar ve seyyahın anlatılarına -o anlatıları kendi bakış açısından yorumlayarak- yer veren Pamuk, Osmanlı İmparatorluğunun son döneminden 1970’lere kadar uzanan Batılılaşma serüvenini, Doğu ile Batı arasına sıkışmış kimlikleri, kentin yitirdiği değerleri ve zihniyet değişimlerini sözcüklerle canlandırmıştı. Ancak medya için haber değeri taşıyan, manşetlere çıkarılan metnin bu nitelikleri olmayacaktı elbette. Pamuk’un seçtiği imaja uygun biçimde, vurgu yazarın ifşa ettiğini söylediği özel hayatına yapıldı; ilk sertleşmesine, ilk aşkına, ilk cinselliğine… Böylece yazar ve okuyucu samimileşmişlerdi. Aslında Orhan Pamuk çocukluk dönemini, mesela üç-beş yaş arası yıllarını sanki daha dün yaşanmışlığın berraklığını taşıyan cümlelerle aktarırken anı ile kurguyu iç içe geçirdiğini belli etmişti. Delikanlılığına denk gelen 68 döneminin gençlik hareketlerine –en azından o gençlere ilişkin duygu ve düşüncelerine- tek bir sözcükle bile değinmemişti. Artık çok uzaklarda kalmış ufak tefek ayrıntılar her nasılsa bellekte kayıtlı kalmış, ama Pamuk toplumsal belleğe kazınmış mesela 15-16 Haziran’ı, İstanbul’un Cumhuriyet tarihindeki en uzun iki gününü hiç hatırlamamıştı Sonuçta yazarlığının artalanına -dünya görüşünün ne türden ideolojilerle yapılandığına- dair ipuçları da vermemişti. Ama okuyucunun kulağına aslında okuyucuyu ya da kamusal alanı hiç de ilgilendirmesi gerekmeyen aile sırlarını -kendi deyimiyle yazarlık ahlaki gereği- fısıldayarak, özel ve kamusal alanlar arasındaki, “iç” ile “dış” arasındaki sınırı kaldırıyordu Pamuk. Samimiyetin biricik ölçüsü tam da buydu işte…

Medya desteğiyle çok öne çıkarılması dışında “İstanbul, Hatıralar ve Şehir” türünün ne ilk ne de tek örneği. Tersine, 80 sonrası kültürel ikliminde yeşerip televole ve türevleriyle, “Biri Bizi Gözetliyor”, “Ben Evleniyorum” ve “PopStar” tarzı yarışma programlarıyla, Can Dündar belgeselleriyle, “Film Gibi” ya da “Gerçek Kesit” kulvarındaki hayat simülasyonlarıyla zenginleşen “ifşaat külliyatı” arasında mütevazı bile kalıyor o. Bu konuda çok da şey söylendi askında. Bir hatırlatmayla başlayalım; 80’lerde yeni bir kültürel iklime girmiştik. Nurdan Gürbilek’in ifadesiyle insanlar 80’lerde “teni ve iştahı keşfettiler, ama cinsellik denilen bölge de ilk kez bu kadar çok konuşulan, bu kadar çok kuşatılmış bir alana dönüştü. Kültür ilk kez bu kadar önem kazandı, bir bakıma günlük hayatın kendisi kültürelleşti, öte yandan da kültür denen alan özerkliğini ve otoritesini ilk kez bu kadar kesin biçimde kaybetti. Aydınlar kendileri adına ilk kez bu kadar çok konuştular, ama varlık koşullarını da ilk kez bu kadar kesin biçimde yitirdiler. Baskının bu kadar yoğun olduğu bir dönemde, iç dökme, anlatma, ifşa etme arzusu ilk kez bu kadar öne çıktı; 80’ler ruhundan söz edeceksek eğer, bunu bir dikizleme isteğinde, bunun yeni bir haz olarak tanımlanmasında, insanların buna kışkırtılmasında, burada bir özgürlük vaadi buluyor olmasında aramak gerekir”. Böyle bir hayatın tümüyle dışında kalmamız mümkün değilse bile, yine de bir kenara çekilebilir, “magazin dünyası” deyip geçebilirdik. Ne yazık ki, toplumu saran özel hayatı alenileştirme ve rontgencilik merakı çok geçmeden edebi alana bulaştı. Biyografik ve otobiyografik roman ya da anlatılar hızla yaygınlaşırken yazılanlardan çok yazanların öne çıkarıldığı, yazarların okuyucularına karşı ne denli içten ve samimi olduklarını kanıtlamak için röportajdan röportaja koştukları, edebi değerlerin yerini yazarda simgeleşen markaların aldığı bir döneme girdi Türkiye.

Mahmut Aslan
21.02.2005
her zaman tek bir obje vardır ve bu obje hakkında da yüzlerce farklı bakış açısı.orhan pamuk da bu kitabında kendi istanbulunu anlatmış.siyah beyaz yada gri soluk yüzlü mutsuz ama onurlu bir şehir.ahmet rasiminde de dediği gibi manzaranın güzelliği hüznünde yatar.ve istanbul yani benim istanbulum dünyanın en etkileyici manzaralarına sahip...
Rahmi Aydın
14.10.2004
kitapta yoğun olarak orhan pamuk'un istanbul hakkındaki yorumları yer alırken kendi çocukluğu azınlıkta kalıyor. anladığım o ki yazar olmaya karar verirken onu en çok etkileyen babası olmuş.
marxx
18.05.2004
<br />en kolay okunan orhan pamuk kitaplarindan biri. bunda kisinin icindeki voyeurism durtulerinin de payi var gibi geldi. cok guzel bir istanbul senfonisi olmus kitap. ozyasamsal unsurlar ise bu senfoninin bolumlerini birbirine baglama unsuru olmus. sosyolojik ve sınıfsal analizlerini yetersiz yanlis ve eksik bulsam da istedigi sevkate layik bir kitap. ancak daha cok televole zihniyeti ile ele alınacak gibi geliyor bana. sanirim satislari arttirmak amacli bir eylem. ayse armanla yaptigi soyleside kendisi de canak tutuyor buna izlenimi verdi.
drgokselb
05.04.2004
Yine bir Orhan Pamuk klasiği ve busefer farklı bir şekilde çıkmış karşımıza.Hem kendi hayatından kesitleri hem de aşığı olduğu İstanbulu bile anlatmış.Ben hayatımda bir kez İstanbula gittiğim halde bu şehri bir başkasından dinlemek çok zevk verdi bana.Anlatılan caddelerde gezmek yazarın gördüklerini görmek istedim.Daha önceki romanında karsı anlatmıştı fakat bu sefer bambaşka bir şekilde anlatmış.Çok büyük zevk alarak okudum.Ve İstanbulu bir de Orhan Pamuğun kaleminden okuyun diyorum.
Kitap Güvesi
Kitapkurdu
30.03.2004
Orhan Pamuk hakkında neler yazılmadı neler. En populer, en çok okunan ama maalesef en az anlaşılan bir yazar olduğu söylendi herzaman. İşte İstanbul, işte Orhan Pamuk. Orhan Pamuk neden böyle diyenler, İstanbul'u özel kılanın ne olduğunu merak edenler vakit kaybetmeden okusunlar bu kitabı. Yaşamın tüm gerçekliği ve kusursuz İstanbul tasviri... Bana kitabı soranlara işte aynen bu cümleyi söylüyorum.
vhpkr
03.03.2004
Orhan Pamuk kitapları sıkıcı gelir bana nedense. Korkunç bir reklam bombardımanı gündemden geri kalmamak için istemeye istemeye başlatır kitaba beni.Ancak bu sefer öğle olmadı. İstanbul hiç bir etki altında kaldırmadan çekti beni kendine. Eğlendim bile sayılabilir.O kadar çok reklama da rastlamadım etrafta bu sefer.Edebiyat metalaşmadı ve eserin önüne geçmedi ya sadece o tarihi şehir geldi gözlerimin önüne tüm ihtişamıyla.Pamuk'un anıları,dostları,notları.Bir başyapıt veya muhteşem bir eser değil ama okumaya değer.Çünkü içinde tarih var,içinde insan var,içinde İstanbul var
KY-126184
24.02.2004
orhan pamuk istanbulu anlatırken çok iyi bir dil kullamış.tasvirler inanılmaz güzel.ayrıca istanbul fotoğrafları çok özenli seçilmiş.Kendi hatıralarını aralara bizi sıkmadan serpiştirmiş.Elbette yeni hayat,kar gibi unutulmaz bir kitap değil.sanırım sayın pamuk da başyapıt olur düşüncesiyle yazmamıştır.
Mübeyyen Tepe
22.02.2004
Orhan Pamuk son kitabı İstanbul’da hayatını içinden geldiği gibi yine kendi üslubuyla anlatmış. Onun kitaba başlayınca insanı sürükleyen paragrafı aşan uzun ve zengin cümleleri her zamanki gibi bu kitabına da eşsiz bir lezzet katmış. Ayrıca çocukluğunu anlatarak başladığı kitabında her detayı ona ait resimlerle ve bunları hiç çekinmeden hemen hemen her sayfada kullanarak bir resimli kitap havasına sokmuş. Kendinden yola çıkarak İstanbul’un geçmişini ve İstanbul’u anlatan yazar ve ressamlara ve tarihe de değimeden edememiş ve ortaya birkaç türün sentezi olan çok lezzetli bir kitap çıkmış.
KY-113829
22.02.2004
Kitabın İstanbul'dan bahseden kısımları güzel ve okumaya değer ancak Orhan Pamuk'un kendisi ve ailesiyle ilgili kısımların pek iyi yazılmış olduğunu söyleyemeyeceğim. Ayrıca eleştiri biçimini de kaba ve snobça buldum, aynı tarzı kendinden bahsederken de kullansa bir şey demeyecektim belki; kitap bu yönüyle "çirkin". <br />Bu kitabı okuduktan sonra Orhan Pamuk'un oldukça problemli bir adam olduğunu ve Freudian psikanalize tabi tutulması gereken eziklikleri olduğu kanaatini edindim.
Can Işcan
26.01.2004
anlatım ve tasvirleme sanatları çok güzel yapılmış...ama ben kitabı o kadar abartılacak kadar iyi bulmuyorum
recaiy
05.01.2004
Çokda abartılacak bir eser değil.Gerçi anlatımı ve tasvirleri nitelikli fakatyazarın eserleri olduğundan çok daha fazla abartılıyor ve hak ettiğinden çok daha fazla kendisinden söz ettiriyor.
gtolu
23.12.2003
orhan pamuğu n tüm kitaplarını okumuş biri olarak ben bu kitabını bir önyargıyla okumuşdum...yani şöyle düşünmüştüm : bak adam kendini nekadar önemli görmüş de çocukluğunu anlatan kitap yazmış...hiç de öyle olmadığını kitabı okuyunca göreceksizin..tavsiye ederim..