Sakar
Sakar

Kitapyurdu Fiyatı: 198,25TL

Ürüne Git
203Yorum
gamze kun
Kitapkurdu
Çok etkileyici, gerçek olması ayrıca üzücü..
sevcan baydar
Kitapkurdu
çok etkilendiğim ve üzüldüğüm bir kitap oldu güzeldi ama gerçek oluşu çok fazla üzücü. ama neden,niye diana sorularının cevabını bulamadım ona rağmen beğendim. Bütün günümü düşünerek ve içim sıkılarak geçirdim aynı hayat hikayelerini yaşayan kaç çocuk vardır diye
___Gülcan___
Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan bu kitap, donup kalmamama sebep oldu. Edebi bir dille yazılmamış, zaten derdi de bu değil yazarın. Göz göre göre bir çocuğa yapılanlar çok can yakıcı. O çocuk Fransız Marina Sabatier.
Selin Biçici
Üstat
Doğduğu andan itibaren istenmeyen, dışlanan, şiddete maruz kalan zavallı Diana. Üstelik ona bunu yapan da kendi öz annesi. Kahkahalarının ardında yaşadığı acılar gizli. Ve sessizce çığlık atıyor beni görün diye. Küçücük Daina'nın kısacık yaşamında yaşadıkları insanın içini acıtıyor, yüreğini burkuyor adeta. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini gösteriyor insana. Ailenin kutsallığını sorgulatıyor. Üzüleceğinizi, hatta üzüntüden kahrolacağınızı bilerek okuyun. Ama mutlaka okuyun.
Selin Biçici
Üstat
Doğduğu andan itibaren dışlanan, şiddet gören, istismara uğrayan zavallı kız çocuğu Diana. Üstelik ona bu kötülüğü yapan kendi öz annesi. Yaşadığı acıları kahkalarıyla gizleyen sessiz bir çocuk o. Sessizce "beni görün" diye çığlıklar atan. Onu kurtarmak için çabalayan insanlar, onların çaresizliği, geç kalışları yıkıyor insanı. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlatıyor kitap. Ailenin kutsallığını sorgulatıyor. Kalbiniz ağrıyor, içiniz acıyor, yüreğiniz burkuluyor ama yine de iyi ki okudum diyorsunuz.
Kübra Çelik
Kitapkurdu
Alexandre Seurat, bu kitapta bize fiziksel bir sakarlığı değil; bir ailenin ve sistemin devasa merhametsizliğini anlatıyor. "Sakar" ismi, küçük bir çocuğun bedenindeki morlukları örtbas etmek için kullanılan aciz bir kılıf sadece. Yazarın bir rapor kadar yalın ama bir neşter kadar keskin dili, okuru "neden kimse bir şey yapmadı?" sorusuyla baş başa bırakıyor. Bu roman, bittiğinde boğazınıza bir yumru gibi oturan, "sessizliğin" aslında ne kadar gürültülü bir suç olabileceğini gösteren sarsıcı bir tokat. Kalbinizi korumasız bırakıp okuyun, çünkü Diana’nın o ürkek gölgesi uzun süre zihninizden silinmeyecek.
Merve Özlp
Kaşif
Birkaç saatte bitebilecek bir kitap , iyi ki de kısa. Diana’nın yaşadıkları dayanılacak gibi değil çünkü.
Hüseyin KOL
Üstat
Kısa , akıcı ve yalın olmasına rağmen bir oturuşta okuyamayacağınız, zaman zaman dinlenme ihtiyacı duyacağınız sarsıcı bir kitap. Karakterlerin ağzından ayrı ayrı anlatılan bölümlerden oluşan bu kitapta istismarı fark etmenin ne kadar kolay, kanıtlamanında ne kadar zor olduğunu görüyorsunuz ve bu ikilem içinde kim bilir dünya üzerindeki kaç çocuğun kaybolmuş olabileceğini düşünürken buluyorsunuz kendinizi tavsyedir.
Selin Biçici
Üstat
Kitap bir röportaj ya da bir ifade metnini okuyormuşcasına olayın ve ana karakterin etrafındaki kişilerin ağzından yazılmış. Kitap boyunca hep "Neden?" diyorsun ama bu sorunun cevabı yok. Zaten hangi neden bir çocuğa bunu hak görür? Ve bunu yapan öz annesiyse. Ailenin kutsallığını sorgulayan, her şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini anlatan, şüphe etmenin ve üzerine gitmenin gerekliliğini gösteren bir kitap. Öğretmenin dikkati ve duyarlılığı, müdirenin çabası, doktor, jandarma, sosyal hizmetler uzmanının olaya müdahalesi ama çaresiz kalışları yıkıyor insanı. Kitap boyunca içinden "acele edin, vakit kaybetmeyin, kurtarın çocuğu" diyip duruyorsun. Okumak isteyenlere insani ve psikolojik yönden yaralanacaklarını bilerek okumalarını öneririm.
Pamela Sergio
Kitapkurdu
Sarsıcı, etkikeyici bir kitap. Çocuk istismarı karşısında çocuğun nasıl savunmasız olduğunu çok iyi bir şekilde anlatmış. Üzücü bir son. Okunmasını tavsiye ederim.
kutakaw
Üstat
bir solukta bitirdim. kendinizi bastırılmış ve değersiz hissediyorsanız başkalarının yardımı da işe yaramıyor
seda cekici
Kitapkurdu
Bir solukta okunan kitaplardan bir tanesi denilebilir. Ancak kitap duygu anlamında eksikti. Bitince durup eee diyor insan. Yarım kalmış hissiyatı uyandırdı bende.
Feride Gürbüz
Kaşif
Kitabı çok tavsiye edildiği için almıştım. 1 saatte okudum yavaş yavaş sindire sindire ama hala kendime gelemedim. Çok samimiyetle yazıyorum ki kitabı tavsiye ederim fakat sağlam ve dayanaklı bir piskoloji isteyen bir kitap. Bir anne bir baba nasıl bu kadar vicdansız olabilir ? Yani ifade etmeye sözcükler kelimeler bulamıyorum, şu an yazarken hala elim titriyor ve içim acıyor. Hepimizin evladı var tırnağına taş değmesini istemeyiz. Umarım tüm günahsız melek yavrularımızın sonu bu şekilde olmaz. Gerçek hikayesi internette varmış fakat benim okumaya yüreğim dayanmaz …. Sözün bittiği yerdeyiz … Uykularım kaçtı çok etkilendim.
Simla Vatansever Kocaoğlu
Kitapkurdu
Doğar doğmaz annesi tarafından terk edilen fakat sonra -neden bilmem- geri alınan bir kız çocuğu. Annesi tarafından “geri alınmış” olsa da aslında terk edilmişliği hiç bitmiyor. Henüz küçücükken sistematik bir biçimde annesi ve üvey babası tarafından şiddetin pekçoğuna maruz kalıyor. 4 çocuklu bir “ailede” yapayalnız, görülmeden hayatta kalmaya çalışıyor. Zor bir kitap, yalnızca 110 sayfadan ibaret olmasına rağmen son sayfayı çevirdiğinizde göğsünüzde bir ağırlık kalıyor. Öğretmenleri, muayene olduğu doktorlar, sosyal hizmetler, polis her biri, her biri öyle yetersiz kalıyor ki. Göz göre göre bir çocuk acılar içerisinde hayattan kopuyor. Ve biliyoruz ki bu hikaye bir yerlerde çok gerçek. Okuyacak olanların kitabın psikolojik ve insani yönden sarsıcı olduğunu göz önünde bulundurarak okumasını öneririm.
zehra bolat
Üstat
insan çocuğuna neden bir arabanın kendisine mezar olduğu bir prensesin adını verir ki. Diana.... herkes anne baba olmamalı dedirten bir kitap daha ... kitap bitince Diana için ağladım. sevilmediği için, yaşadıkları için, yaşayamadıkları için,
okurtuğba
Kaşif
Sakar, bedensel bir kusurdan çok, insanın hayata tutunurken sürekli incinmesini anlatan sarsıcı bir metin. Alexandre Seurat, yalın diliyle okuru zorlayan bir gerçekliğe yaklaştırıyor; cümleler kısa, anlatılan acı ise derin. Karakterin sakarlığı zamanla bir metafora dönüşüyor: görülmeyen, korunmayan ve yalnız bırakılan insanın hali. Kitap, okurda yüksek sesli bir etki yaratmıyor ama bitince içte kalan sessizlik uzun süre dağılmıyor.
55özlem
Üstat
Gerçekten Okumaya değer
zülfiye67
Kitapkurdu
Başladım elimden bırakamadım bi çırpıda bitti. Okunmalı ve okutturulmalı. Ah Diana içim sızlatın. Her zaman söylerim herkes anne baba olmamalı sağlıklı bireyler sağlıklı çocuklar yetiştirmeli..
gnlcntrk
Kitapkurdu
Şiddet, hangi biçimde üretilirse üretilsin yalnızca maruz kalan kişiyi değil; bütün toplumu içine alan bir sarmal yaratıyor. İstisnası olmayan bu yıkıcılık, küçük bir kız çocuğunun dramı üzerinden anlatılıyor. Seurat, şiddeti doğrudan anlatmıyor. Ne bir tokat ne de bir tekme sahnesi var satırlarda. Ancak metnin dili öylesine ustalıkla kurulmuş ki, sayfaları çevirdikçe iliklerime kadar dayak yedim. Bu sessizlik ve dolaylılık, romanın etkisini katbekat artırıyor. "Sakar" yalnızca 109 sayfalık kısacık bir metin. Fakat farklı karakterlerin gözünden aktarılanlarla zihinde onlarca soru ve duygu çarpışmasına yol açıyor. Diana’nın sesi, susturulmuş olsa da okurun zihninde yankılanmaya devam ediyor. Seurat, bu romanıyla bize şiddetin sadece “fail” ve “mağdur” arasında kalmadığını, toplumsal suskunlukla büyüyüp yayıldığını gösteriyor. Sonuç olarak Sakar, şiddetin görünmez yüzünü, toplumsal kayıtsızlığı ve bir çocuğun masumiyetinin nasıl yok edildiğini tokat gibi hissettiren bir roman
Hasibe Çeliker
Kitapkurdu
ilk sayfalarda ya neden sürekli anlatıcı değişiyor diyecektim ama konuyu öyle güzel anlatmış ki bir röportaj yapar gibi. kalp kırıcı bir kitap. küçükken yaşadığı haksızlıkları sanki kocaman bir insanmış ve hiç etkilenmemiş gibi rollere girerek geçiştirmeye çalışmış çocuklar ve korkunç yetişkinler