1111Yorum
horward42
Bu kitabı okumak için için ilk önce sakin ve sabırlı olmalısınız. İŞte o zaman huzurun derinliklerine dalıp o hazzı alabilirsiniz...Türk Edebiyatı'nın en iyi eserlerinden birisi... Okumanızı tavsiye ederim.
m e s u t
Kitap okumada dil lezzeti aramayanlar için sıkıcı bir kitap denilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki ya da bilinmelidir ki Huzur Türk romanları içerisinde kesinlikle en iyi üç içerisindedir. Kitabı okuyunce Türkçeye,İstanbul'a ve Tanpınar'a aşık oluyorsunuz. Mutlaka okunmalı.
Wenda  Akay
'ben artık eski ben değilim; belki onun bir hatırası olmaya doğru gidiyorum' Mümtaz böyle demişti aşktan muzdarip ahvalini anlatırken hala aklımda...düşünüyorum da Tanpınar huzur mu verdi bu kitapla huzursuzluk mu?
KY-230877
tanpınarın en meşhur eseri. Tarihe, musikiye, estetiğe, kadına, aşka, Yahya kemale, Osmanlıya, istanbula dair zihin haritalarının üst üste getirilmesidir, kesişmesidir. Tanpınar dünyasının toplu bir resmini sunduğu için anahtar bir kitap.
malumat istifçisi
Kitapkurdu
Edebiyata ve psikolojiye meraklıysanız HUZUR'da huzur bulacaksınız. Dili, anlatımı, tasvirleri, hikayesi ve karakterleriyle yazmanın hakkını veriyor Tanpınar. Yazarı ilk bu kitabıyla tanıdım ve okuldaki edebiyat öğretmenlerime içten içe kızdım, bizi okulda Tanpınar'dan mahrum bıraktıkları için...
KY-619296
Huzur Türk edebiyatı romanları arasında okunması gerektiğini düşündüğüm eserlerin başında gelir. Sadece karakterleri ile bile başlı başına bir klasiktir bu roman. Mümtaz ve Nuran karakterleri yıllar sonra bile bugün okunmuş gibi insanın hafızasında kalacaktır. Okumamış olanların bu kitabı okumasını kesinlikle tavsiye ederim.
Osmanlı Tokadı
Edebiyatımızın yapı taşlarından birisi.<br />Öncelikle şunu söyleyeyim kitapta huzurlu olan hiçkimse yok.<br /> Kitapla ilgili bir eleştiri yapma lüksünü görmüyorum kendimde.Gerek üslubuyla olsun(ki biraz ağır ve sıkıcı gelebiri) gerek içeriğiyle olsun kesinlikle okunması gerekir.ANcak şunu da söylemeden geçemeyeceğim.Hiç üşenmeyden saydım.Bir cümle hiç 16 satır sürer mi yahu!Cümlenin sonuna gelmeden insan basşını unutuyor resmen.
gül @
Tanpınarın mutlaka okunması gereken eserlerinden biri bence.romanın tekniği biraz farklı kurgulanmış.bazı okuyucunun romanı okurken sıkılması,bunalması da romanın bilinçli kurgulanmış teknik özelliği.Huzur,huzursuzluğun gomanı çünkü ve yazar okuyucuyu bu havanın içine çekmeye çalışıyor.bir başka yeni roman tekniği ise eserin içeriğinin,senfonik bir müzik yapıtındaki ses iniş çıkışlarına göre kurgulanmış olması.Yani bu romanı ilköğretim veya lise çağındakilere daral gelmemesi bakımından önermiyorum.
kürk_mantolu06
huzur,ağır diliyle sizi sık sık kitaptan koparma eşiğine getirebilir ama mükemmel ruh tanımlamaları ve psikolojik betimlemeleriyle doğu ile batı nın arasında kalmış bir topluluğun romanıdır...
Hamit Yasin
İstanbul'u bir aşk hikayesiyle A.H.T'dan başka kimse bu kadar iyi anlatamaz.Şehzadebaşı,Bebek,İstinye,Bayezıd ve İstanbul'un en güzel yerleri... Bayezıt'a giderken Mümtaz'ı orada görür gibi olursunuz .Türk roman tarihinin en güzel romanı....
dilek35
Kitapkurdu
bu kitabı okumak yaklasık 2 ayımı aldı. dili fazlasıyla agır. kitapta o kadar cok tasvir varki insan sürekli kitaptan kopuyor.
huzeyfe_bjk
Türk Edebiyatı'nın en iyi romanlarından biridir, hatta en iyisidir belki.<br /><br />Ahmet Hamdi Tanpınar müzisyen olmasa da çok iyi bir müzik dinleyicisidir ve musikiyi pek sever. Bu nedenle Huzur dikkatli okuyabilen için bir musiki eseri içinde barındırır, hatta huzur başlı başına bir musiki eserdir.
dilhat
Kitapkurdu
Hiç bir kitapta bukadar sıkıldığımı hatırlamıyorum....Ama inat edip bitirdim. Gerçi kitaptan hiçbirşey kalmamış aklımda....Vaktinizi boşa harcayıp okumayın...
nilbeste
Kitapkurdu
HUZUR;<br />Acaba bir huzursuzlugu mu anlatiyor bize? Mumtaz ve Nuran askinda mazi var... bunlar birbirlerinden cok maziyi seviyorlar...<br />Turk Edebiyatindaki -ozellikle romanda - onemli bir eserdir...
knnysf
Kitapkurdu
batılılaşma sorunsalı çerçevesinde bir aşkın ızdırablarını sunuyor kitap. değeri anlaşılamamış bir yazar ve tefrika olarak meydana getirilmiş muhteşem bir roman. romanı iyi bilmeyenlere sıkıcı gelecektir muhakkak ama bu işten anlayanlar dönüp dönüp okuyacak huzurlarını kaçıracaklardır. evet kiliasik deyişle HUZURSUZLUĞUN romanıdır "huzur"... mümtaz yazarın ta kendisidir yani eşikteki adam. hasta ihsan da hocası yahya kemale benzemektedir. zaten biyografik roman olduğunu ahmet hamdiyi tanıyanlar hemen anlamış olmalı... eşikteki adam, zamana düşen çığlık : AHMET HAMDİ...
yeraltından_notlar
büyük usta Ahmet Hamdi Tanpınar Huzurda olağan üstü ruh tanımlamalarıyla bizi ençokta Mümtazın dünyasına çağırıyor.Anlatılamayan ama anlaşılmaya çalışılan duygularla sürdürülen ilişkiler,birde Suat'ın ortaya çıkıp ölüp yekrar hayatlara girişi....vs.Türk klasiklerinin baş köşelerine oturmuş bu kitabın asla kaçırılmaması gerekiyor.
ozgur05
Kitapkurdu
Ahmet Hamdiyi anlamak zordur.Zor olduğu kadar da güzeldir.mümtaz,aydın tipinin bocalamalrını en iyi yansıtan tiplerinden.Tutunamayanlarda Turgut Özben ne ise Huzurda da Mümtaz o...
Şenay Gemeç
Kitapkurdu
Tavsiye edildiği kadar da güzel değilmiş.Hüzün dolu dramatik bir aşk öyküsü..İntiharlar,ayrılıklar ,bunalımlar insanın psikolojisini bozuyor.Sade bir anlatım var.Ama bazı bölğmler gerçekten de çok heyecan uyandırıyor insanda.Kimi zaman okurken sıkıldım bazen elimden bırakamadığım zamanlar da oldu.Sonuçta bitirebildim.Aşk hikayesi sevenlere tavsiye ederim.
Suat Sungur
Kitapkurdu
Kitap aslında Mümtaz'ın Nuran'a olan aşkının öyküsü. Her aşkın ızdırap ve çilesi insana bazen mutluluk bazen de mutsuzluk verir düşüncesi kitabın ana fikrini oluşturuyor. Ancak burada bir üçleme de var: Mümtaz ve Suat'ın Nuran'a olan aşklarıdır öykünün örgüsünü oluşturuyor. Mümtaz ve Nuran birbirini sevmekte ve evlenmeyi tasarlamaktadırlar. Ümitsizliğe düşen Suat ise kendini asarak intihar eder. Bu trajedi nedeni ile Nuran'dan ayrılan Mümtaz'ın iç dünyası yıkılmıştır. Radyoda II.Dünya savaşının başladığı haberi verildiği sırada, Suat'ın hayalini gören Mümtaz merdiven başına yıkılır (bazı edebiyat incelemecileri, sonda Mümtaz'ın öldüğü biçiminde yorumlar yapmış olsalar da, Tanpınar'ın metninde ölüm telaffuz edilmiyor).

Mümtaz, Beyazıt Sahaflar Çarşısında, salaş dükkanlarda, bit pazarında, Çekmece'de balıkçı muhitinde ve kır kahvelerinde dolaştırırken, İstanbul'un bir kronikçisi, İstanbul'da eski zamanın donup kaldığı ve biriktiği köşelerin bir tasvircisi oluyor romanda. Huzur'un sonraki bölümlerinde Boğaz'a, zengin bir eve, sanki başka bir dünyaya geçiyoruz. Pırıl pırıl görünen modern semtte önceleri çok mutlu olan Mümtaz, giderek bu çevrede yaşayan insanlardan kaynaklanan olayların sonucunda yıkılır. Geçilmemesi gereken bir sınırı çiğnemiştir o!

Her yeni tecrübe gibi şahsîdir, her yeni tecrübe gibi ilktir. Mümtaz, bindiği bir Ada vapurunda Nuran’a rastlamış ve “Tehlikeli denecek derecede zengin, her ihtimale gebe, her mânasında velûd bir kadınlık hayatı(nın), bakımsız bir tarla gibi sırf kendisini işleyecek erkeğin yokluğundan yarı hülyâ, yarı verimsizliğin bütün sebeplerini kendisinde gören bir aşağılık duygusu içinde akıp gittiğini” farketmiştir. Bu tesbitin arkası kendiliğinden gelecek ve zalim bir çocukluğun ara sokaklarından geçerek kendisini İhsan’ın kollarına atan Mümtaz, fikrî zeminini sağlamlaştırmış bir insan olarak duygusal arka planını inşa etmeye soyunacaktır: “O madem ki artık benim için herşeydir, o halde bütün kâinatımla ona taşınmalıyım.” der.

Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Tavsiye ederim.
aneske
"insan..saadetin düşmanıdır..."

nedir görünmeyen lakin insanın omuzlarını çökerten? düşünüşlerimiz mi? yoksa yaşanmışlıklarımız mı?

birini seçebilmek dahi yükü hafifletecekti muhtemelen...ama kabil değil... düşünüşler çökerken omuzlara yaşantılar kenara çekilir...yaşantılar çökerkende düşünüşler...ikiside itilse can havliyle taşıyamamaktan ötürü, ya ne yaşadığımızın düşünüşü binecektir omuzlara yahut ne yaşayamadığımızın...

mümtaz... çocukluğunun hatıralarıyla hayata yenik başlayan, omuzlarını kaldıracak mazisinin yükünü atacak kudreti, dünyanın renkli tasavvurunu yapacağı bir nevi, ihsan da, yanında büyüdüğü ihsan ağabeyinde bulmuştur...ve bu umutla sanata edebiyata tarihe musikiye yönelmiş dünyaya bakan ülkesini gören içine doğduğu coğrafyayı kültürü anlamaya ve algılamaya çalışan bir aydın olarak kendisini yetiştirmiştir... peki ya bu bilgiler, aşk mevzu bahis olduğunda işine yarayacak mıdır? tabiki hayır...

ikinci cihan harbi öncesi...istanbulun tarih kokan güzelliği...debdebeli yaşantılar...doğu ve batı sorunsalı...

tasavvuftan musikiye,gelecek endişesinden şu anı yaşamanın ağırlığına, toplum olmaktan insan olmaya, aşık olmaktan sorumluluk sahibi birey olmaya, kadın olmaktan anne olmaya,varolmak idrakinden yok olmak bilmezliğine dair,insana özgü ne varsa, ney ve tanbur eşliğinde anlatılan ve ancak yaz 'a yakışan toplumsal normları aşan bir aşk hikayesi...

tüm çelişkisiyle insanı, ülkeyi,garplı şarkı, aşkı anlatabilme yetisi sahibi Tanpınar bir değil...defalarca okunmalı...