Cesur Yeni Dünya.savaş sonrası totaliter bir rejimle içine kapalı olarak tasarlanmış mekanik bir toplumu anlatmaktadır. Müdahaleci iktidar tutumundan vazgeçmeyen fakat bunu insanlara hedonist ve tutkucu bir idealizmi aşılayarak gerçekleştirmeyi uman sözde özgürlükçü bir totalitarizm söz konusudur.
Bilim ve teknolojinin insanın yararına mı yoksa zararına mı olduğu konusunda romanda güzel örnekler bulunmaktadır. Hayatın hep sıkıntısız, sorunsuz geçmesi ne kadar güzel olurdu şeklinde düşünenler için olumsuzda olsa alternatifleri olan bir yaşamın ne kadar keyifli olduğunu görebilmek için okunması gereken bir yayın.
İnsanlar sınıflandırılmış, şartlı refleks metotlarıyla ve çeşitli biyo-kimyasal müdahalelerle duygularından arındırılmış; teknoloji, toplumu kontrol etmenin birincil vasıtası haline getirilmiş; insanlar üretim, tüketim, cinsellik ve uyuşturucu sarmalında ölüm ve aşk hakikatlerini yadsıyacak şekilde özlerine yabancılaştırılmışlardır. Hastalık yok, açlık yok, savaş yok, işçiler isyan etmiyor her gün mutlulukla hizmet edip gülümseyerek evlerine dönüyorlar. Mucizevî “soma” adlı ilaç ile hayallerini tüm gerçekliği ile yaşıyorlar. Görünürde ne karar güzel ancak insana ne kadar da yabancı. İşte burada insan özgürleştiğini düşündükçe köleleşmiş, teknoloji ve tüketimle içli-dışlı oldukça da insanlığını kaybetmeye başlamıştır. Bu durum günümüzün şartlarını çok güzel bir şekilde betimlemektedir. Hayatın iniş çıkışlarına sahip olmanın güzelliğini fark edebilmek adına bu kitabı okuyun. Mükemmel her zaman faydalı olan değildir.