Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hacca gitmek konusundaki ön yargılarımı kıran ve bende hacca gitmek isteği uyandıran bir kitap.Yazarın 23 günlük kişisel hac deneyiminden çıkardığı irfani sonuçları paylaşmış.Şiddetle tavsiye olunur.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hac ibadetinin neleri sembolize ettiğini müslümanı nasıl eğittiğini anlatan güzel bir eser. Elbette temkinli okunmalı ve her görüşü doğru kabul edilmemeli.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabı dün bitirdim birkaç gün önce başlamıştım. Çeviri kitabı olmasına rağmen çok akıcı çok sürükleyici. Ayrıca hiç sıkıcı olmadan bir nefeste okudum. İslamdaki ibadetler arasında manasını en az bildiğim Hac ibadetini bu kitabı okuduktan sonra neredeyse İslamdaki en önemli ibadet Hactır noktasına geldiğim bir kitap oldu.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitabın ilk yarısı bilgilendirmelerle geçiyor,genel olarak haccın ritüel boyutunda bilgilendirmesi bu.İkinci yarıya gelince işte şimdi başlıyoruz meselelere:Muhteşem tespitler(Özellikle Kabil ile Firavun,Haman,Belam baura,Karunu içeren benzetmeleri muhteşemdi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ali Şeriatiyi anlamak lazım maalesef türkiyede şii İranda sünni geçer.Kitap en çok beğendiğim kitaplar arasındadır.Haccı birkaç cümleyle özetlersek; Hac tek kişilik tiyatrodur diyor bazen ibrahim oluyorsun bazen hacer. Hacc İsmailini kurban etmektir.Sende hacı oldum diyosan ismailini kurban etmelisin SENİN İSMAİLİN NE İSE ARTIK: PARAN MI MALIN, MÜLKÜN MÜ MEVKİ MAKAMM MI KİBRİN Mİ onu sen bileceksin
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İnsanın düşünmesini sağlayacak bir eser. Okumadan önce cok tereddüt etmistim ama bunun pişmanlığını gerçekten yaşadım. Okuyucuda cok güzel izlenimler bırakıp harekete geçiren bir kitap her sayfası dolu dolu. Ali Şeriati insana cok farklı pencereler acıyor ve hic bakmadığımız yönleri bize göstermeye çalışıyor. İçimizdeki bizi biz yapan duyguları gösteriyor. <br /><br />'' Senin İsmail'in kim ? ''<br />Ali Şeriati
mutlulukla söyleyebilirim ki bu kitap bana hediye edilmişti ve kisa bir süre öncede bir arkadaşımdan duymuştum adını...insanı sarsan ve iliklerine kadar hissettiren bir kitap...Hacc'ca gitmeden okunmalı, gidince okunmalı, donunce de okunmali belki de...farkli bir bakis açısı...gitmeden okumak kismet oldu dilerim Hacc'a giderek o anlatimlarda hissedilenleri yasamak da kismet olur Insallah
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ali Şeriati, farklı bir ekol. İnsanın düşümce dünyasına farklı bir anlam derinliği, zenginliği katıyor. Kutsal topraklara gitmeden mutlaka okunması gereken bir kitap. Sanırım kitaptaki bakış açıları ile o yolculuk daha bir mana yüklü olacak.
Ali Şeriati'nin Sapık Görüşlerine Dikkat!!! 1- Daha başta zehirini kusuyor. Diyor ki: “Ve yine biz, aynı yöntemle, İslâm mezhepleri arasında bir mukayese yapsak, İslâm dâhilinde bulunan Şia’yı, dinler arasında İslâm’ı nasıl görüyorsak öyle görürüz.” (s: 8) 2- Şeriatî’nin, Hac hakkındaki şu ifadesine bilhassa dikkat: “Ve Hacc: Müslümanlar arasında her yıl tekrar edilen en çirkin, en mantıksız eylem!” (s: 9) Bu söz üzerine biz de diyoruz ki, bu sözün sahibi en alçak en rezil insan…
3- Müslümanları şöyle suçluyor: “Kur’an’ı yok edememiş kapatmışlardır. “Kitab”ı “teberrük edici şey” haline getirmişlerdir.” (s:11) Açıkça, müslümanları Kur’an’ı yok etmek için uğraşmakla suçluyor. Teberrük/bereketlenmek kötü bir şeymiş gibi, Kur’an’ı teberrük edilen şey haline getirmekle suçluyor. 4- Bakın hacda tavaf eden Müslümanlara nasıl hakaret ediyor:
“Yemenliler, saçları perişan ve pis, gözleri çökmüş, bellerine ip bağlamışlar, her biri mezardan çıkmış tıpkı bir hortlak gibi. Ve siyahlar; iri, uzun boylu ve kazık gibi, dudaklarını köpük bürümüş…” (s: 71)
Bu sözler, bir Müslümanın din kardeşleri hakkında söyleyeceği sözler olamaz. Onların görüntüleri böyle olsa bile bu ifadeler kullanılamaz. Öbür taraftan hacda, kötülükler görülmez, gizlenir, iyilikler anlatılır.
5- İmanî bakımdan uygun olmayan öyle benzetmeleri var ki, aşağıda da göreceğiniz gibi, bu teşbihlerin her biri en hafifinden insanın imanını sarsar. Yazının fazla uzamaması için bunları kısa değerlendirmelerle verelim: a- Hacer Vâlidemiz’den câriye diye bahsederek şöyle diyor: “Allah, Afrikalı siyah bir câriyenin evinde.” (s:49) Allah, -hâşâ- Hz. Hacer’in evindeymiş. b) “Allah, dünyanın kalbi, varlığın mihveridir.” (s:50) Allah –hâşâ- dünyanın kalbiymiş. c) “Allah ve insanlar/topluluk bir cihette, bir saftalar.” (s:50) Allah –hâşâ- insanlarla aynı saftaymış. d) “Allah’ın çevresinde tavaf yapıyorsun.” (s: 54) Kâbe’ye Allah diyor. Hâşâ! Tavaf Allah’ın çevresinde yapılıyormuş. e) “Vay be! Bu tevhid …seni Allah’la diz dize oturtuyor. …Allah’ın benzeri olarak görüyor. “ (s:56) Allah’la diz dize oturmak, Allah’ın benzeri olmak… Bu benzetmelerin insanı ne hale getireceği ehlince malum.
f) “İlâhî özün, içinde, Allah’ın ruhu girdaptan doğup başını kaldırıyor. Nereden? Allah’ın elinin sağ elinin altından.” (s: 59) Altı çizili yerlere dikkat. g) “.. sa’y et. Fakat çember çizerek değil, çembersel çaba, değirmen eşeğinin sa’yi gibidir, kısır döngüdür, sonuçta başa dönersin. Böyle bir şey, “abes”, “anlamsız”, içi boş daire, içeriksiz, hedefsiz: Tıpkı sıfır gibi.” (s: 67)
Sa’y ile tavafı karıştırıyor. Sa’y istense de zaten çembersel yapılamaz. Değirmen eşeğinin sa’yi gibi diye bir benzetme yapanın kendisi eşekten aşağı olmaz mı! Kâbe’nin etrafında yapılan tavafı da sıfır olarak görüyor.
h) “Ey insan! “Allah’ın ruhu”! (s:80) Burada insana, “Allah’ın ruhu!” diye hitap ediyor. i) “Ey hacı, yolun sonunda Allah seni beklemekte…” (s: 91) Bu söz de sâfî küfrî bir benzetme… j) Müzdelife’den Mina’ya hareket edecek hacıları, yıkılmaz bir duvara benzettikten sonra şöyle diyor: “Bu çelik duvarı dünyada yıkabilecek hiçbir güç yoktur. İbrahim ve Muhammed dahi yıkamaz.” (s: 106)
Görüyor musunuz hâinliği!.. Böyle bir duvarı yıkmayı hedeflese hedeflese ancak kâfirler hedefler. İbrahim (Aleyhisselâm) ile Peygamberimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’i bu çelik duvarı yıkmak istiyor gibi gösteriyor. Bu çelik duvarı yıkma cürmünü Hz. İbrahim’e ve Peygamberimiz’e yüklemek ise, olsa olsa imansızlık alâmetidir.
k) “Ki sen, tek bir “varlık”sın: Kendi “mahiyet”ini kendin yaratmalısın.” (s: 112) Allah’a ait olan yaratmak kelimesini insana izafe ediyor. l) “Savaş İbrahim’in içinde, Allah’la İsmail arasında savaş.” (s: 119) Eh, bu artık sapıklığın dik âlâsıdır. m) “Hâtemül Enbiya dahi kendini korumasaydı sarsılabilir düşebilir, yaptıklarını heba edebilirdi. O bile şirkten masum değildir!” (s: 129) Değerli okuyucular. Peygamberler hakkında bu ifade kullanılamaz. Çünkü peygamberler Allah tarafından korunmakta olup şirke düşmek şöyle dursun sıradan günah işlemekten bile uzaktırlar. Böyle sözler, ancak imansız ağızlardan çıkar.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
hacca gidip gerçek bir hacı olmak isteyen herkes gitmeden önce ve hac esnasında bu kitabı okuyup uygulamalı, ancak o zaman kamil bir hac yapmış olur. <br />
Böyle bir yazı diline başka bir yazarda rastlamadım desem yeri var.Kitabı okumaya başladığımda sanki bir şiir kitabı okuyorum hissine kapıldım. Ve sanırım bir ibadet ancak bu kadar dosdoğru anlatılır.Kitabın başından sonuna kadar Hac'cın her aşamasını yaşamış gibi hissettim hep.Allah razı olsun Ali Şeriati'den.Yüreğine kalemine sağlık...Mekanı cennet olsun.
Şeriatinin cevval kaleminden yansıyan sözler... Çeviri olduğu halde okuyucuyu böylesine derinden etkileyen bu eseri, acaba kendi dilinde okusak bizde ne tür bir inkılap zuhur eder. <br /><br />O muhteşem mekanları soluyan her mümin, duygularını ifade etmekte zorlanır. Hani "anlatılmaz, yaşanır" ifadesi vardır ya, işte öyledir oralarda olmak ve Rasulün derdine doymak...<br /><br />Şeriatî'nin Hacc eseri, okuyan her kimseyi "ah ben de bu iştiyakla Haccın künhüne vakıf olsam!" dedirtecek içeriğe sahip.