Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
600 yıl yaşayan bir koca imparatorluğun düşman ülkelerce zayıflatılıp , parçalanma ve işgal planları.Ülke içinde manda fikrini benimsyenler.Zor şartlarda nasıl davranılacağını yani günün şart ve durumunda nasıl davranılacağını gördüğümüz bir deha yani atatürkün farklı yanlarını gösteren güzel bir kitap.
Bu kitap, cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan birçok hatayı eleştiriyor görünsede aslında yazar bir noktaya getirip bu hataların hepsinin haklı bir sebebi olduğu ve o günün şartlarında doğru olduğu noktasında ısrar ediyor.O açıdan kitap aslında bilinen anlatılagelen resmi tarih olgusunu aşamıyor.Yani bu kitap yeni bir şeyler ortaya koymuyor.Bilinenleri yine bilinen ideolojik düşünce taraftarı yazarların eserlerine yaslanarak anlatmaya çalışıyor.
Mustafa Kemal Paşanın Amerikan Alman İngiliz Rus ve İslam siyaseti izleyerek nasıl bir hepsinden faydalanma ve idare etme politikası uyguladığını örneklerle yazışmalarla anlatan bir kitap.. güzel bir kitap fazla ayrıntı var ama merkalısına..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ben bu kitapta zaten çok büyük saygı duyduğum Kazım Karabekir Paşaya bir kez daha hayranlık duydum ama yanında çok önemli bir karakter daha keşfettim; Rauf Orbay... Milli Mücadelenin tarihinin çok yönlü bir araştırması olmuş. Taha Akyol çok önemli bir çalışmaya imza atmış. İstiklal Harbinin kazanılmasında muhafazakarların İslam ruhu ile Bolşeviklerin paraları esas rolü üstlenirken yeni devlet her ikisini de tasfiye etmiştir. Atatürk yanlısı bir dili var elbette ama yüceltilmemiş; siyasetten doğan hataları, geri dönüşleri, sözünü tutmamaları anlatılmış. Çok önemli cümleler var içerisinde... Musul sorunuyla ilgili anlatılanlar, Lozan değerlendirmeleri çok önemli... Devrin siyasi panoraması bütün yalınlığıyla resmedilmiş. Dili de gayet akıcı, tavsiye edilir...
Taha Akyol, ülkücülükten liberalliğe uzanan değişken siyaset anlayışından yola çıkarak olsa gerek, hiçkimsenin ömrünce temel kimi ilkeleri savunabileceğine inanmıyormuşçasına, Mustafa Kemal'in Kurtuluş Savaşı yıllarında yürüttüğü ve o gün için en akılcı yol olan kimi siyasi hamlelerinden, O'nun belli bir siyasi fikri olmadığı görüşüne varmaya çalışıyor. Hadi lafı uzatmayalım; 'Kemalizm olmasın, olmamalı' diyecek de, buna tarihsel kılıf uydurmak için çabalıyor da çabalıyor; bir mizah kitabı olarak okunabilir.
Ezber bozan bir eser. Mutlaka okunmalı. Tarihi ders kitaplarından öğrenenleri kızdırabilir. Ne demişler: "Kahrolası gerçek, güzelim teoriyi mahvetti". Yakın tarihimizdeki güzellemeleri yerle bir eden bir eser. Ne diyelim daha nice böyle eserlere...
Atatürk'ü tarafsız olduğu gibi anlatma gayreti gerçekten takdirlik. bence alanındaki en objektif kitaplardan olmayı başarmış, biliyorsunuz bizim ülkemizde Atatürk konusunda tarafsız olmak zordur; bazıları putlaştırır bazıları yerin dibine sokar. bunuda düşününce mutlaka okunması gereken bir eser.
Kitapta, o yüce insan Atatürk'e ait birçok şey öğreniyoruz. Çok ince detaylarına kadar anlatılmış. Tavsiye ederim, tarih severler için sıkılmadan okunacak bir kitap.
Atatürk kişilik ve kimlik olarak anlaşılması ve insanlara anlatılması gerekir. bu tür bir gayret için elle tutulur kıymetli bir çalışma. tekrarlardan ziyade yeni bilgiler sunan bir araştırma.
gerçekten mükemmel bir kitap.. Atatürk ile ilgili böyle bir kitap çıkması aslında çok sevindirdi beni... kitapta olayları çok güzel irdelemiş yazarımız.. farklı görüşünü çok iyi araştırarak ve bulgularıda çok iyi değerlendirmiş.. iyi tarihçilerimizin araştırmalarını çok iyi özetlemiş ve içinden titizlikle seçmiş uygun bulduklarını.. bu kitap yanımdan ayrılmaz hale geldi ve herkese öneriyorum bence okuyun okuyun okyun..
yazar sebebiyle takınılan önyargının ötesine geçebilmiş kaliteli bir araştırma ürünü ,kitabın önsözündede bahsedildiği gibi "dış politika" konu olarak alınmış fakat tabiyatıyle buna bağlı iç politik olaylar ve belgelerdende yararlanılmış tavsiye ediyorum arkadaşlarım
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kitap insanların bilmesi gereken ancak hepsine biranda ulaşılması mümkün olmayan bilgileri toplamış ve Atatürk'ün bir askerden daha çok bir siyaset adamı olduğunu bu bilgilere dayanarak ortaya koymuştur. Atatürk'ün bize anlatılmayan bir çok yönünün olduğunu ve bize öğretilen tarihin bir senaryodan ibaret olduğunu gösteriyor. şiddetle tavsiye edilir.
Atamız hakkında onca yazılan çizilen, filmlere konu edilip yarım bırakılan o kadar cok konuyu aydınlatıyorki, biz bunların nasıl farkına varmamış dedirtiyor insana, Bir Türk vatandaşı eğer M.Kemal Atatürk'ün hakkında fikir sahibi olacaksa öncelikle bu kitabı okumalı bilgi sahibi olmalı derim.<br />Taha Akyol'un yorumları ise çok anlamlı ve yol gösterici. Herkesin zihninde ve kütüphanesinde olması gereken bir eser.
Atatürk hakkında pek çok kitap yazıldı; ama bu kitapların pek çoğu Atatürk’ü sadece belli açılardan, daha doğrusu belli şablonlara göre anlatan ideolojik, dolayısıyla Atatürk’ü bütünlük içinde incelemeyen, tek taraflı kitaplardı. Sayın Taha Akyol’un bu kitabı işte bu boşluğu dolduran, konsantre emek mahsulü, titiz bir çalışmanın sonucu. Atatürk’ün 1919’dan başlayarak ölümüne kadar geçen dönemi, onun söylem ve icraatlarıyla, döneminin şartlarıyla ve bu şartların sunduğu sebep-sonuç ilişkisinde inceden inceye irdeleyip masaya yatıran Akyol, sonuçta karşımıza bütünlük içinde bir Atatürk portresi sunuyor. Böylece Batı’ya karşı savaş meydanlarında müthiş bir mücadele veren bir liderin neden milli mücadeleden sonra Batı’yı örnek aldığı sorusunun cevabını buluyorsunuz. Tabi aynı zamanda Atatürk’ün siyasî yönünün neden askerî yönünden daha üstün olduğu sorusunun cevabını da. Atatürk’ü gerçekten anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap. Çünkü Atatürk’ün neden büyük bir lider, siyasî bir deha olduğunu bu kitabı okuyunca, objektif ve çarpıcı bir şekilde, anlayacaksınız. Kitabın sonsöz ve özellikle “Tarihe Sadakat” bölümü hem Atatürk’e, hem de Atatürk üzerinden tarihe nasıl bakmamız, tarihi nasıl anlamamız gerektiğine dair yerinde ve çarpıcı tespitler içeriyor. Yazarın akıcı üslubu da kitabı kısa zamanda ve zevk alarak okumanızı sağlıyor. Okuyun, pişman olmayacaksınız; ama pişman olsanız bile bu kitabı okumak başlı başına bir kazançtır.
prof dr yavuz özdemir hocamızın sınıfımıza önerdiği kitap kitabın son baskısında hocamıza tesekürlerini bildirmiştir syn taha akyol.kitap beklediğimden daha güzelmiş herkese tavsiye ederim
Atatürkle alakalı sürekli farklı düşünceler oldu kimi zaman dinsiz kimi zaman dindar kim zaman kominist vs vs yani herkesin oluşturduğu atatürkün doğru olabileceğini düşünüyordum. işte bu kafa karışıklığında taha akyol un kitabı yetişti imdadıma. Yazdığı nerdeyse her şeyi belgelerle yazınca kafamdaki atatürk oturdu. üzerine "mustafa"yı da izleyince artık benimde bir atatürk üm oldu. kitabı her düşünceden insana tavsiye ediyorum. Atatürk'ün ne kadar prati bir insan olduğunu nasıl olaylar arasında geçişler yaptığını görüyorsunuz. o devirde hemen her devletle iletişim halinde. Bu çok önemli okuyun okuyun okuyun....
Atatürk ve Kurtuluş Savaşı milliyetçiliğin şahlanışı demektir. Kitapta bu noktaya yeterince yer verilmemiş. Bu durumu eksiklik olarak görüyorum. Lakin Kurtluş Savaşı'nın dış siyaset açısından derinlemesine bir tahlili yapılmış ve bu tahlil de etkileyici olduğunu ifade etmeliyim.
Türkiye’de en çok sorulan bir soruyu kitabının konusu yapmış olan Taha Akyol’u tebrik etmek gerekir. Ölümünden sonra hemen hemen her fikrî platformda Atatürk’ü kendi safına yerleştirmeye çalışan bir zümre olagelmiştir. Yazar tamamen tarihi bilgi ve de belgelere dayanarak 550 sayfalık kitabının, ağırlıklı olarak, sadece son söz bölümünde kendi yorumlarını katıyor. Okuyucuya yolunu çizerken çok da müdahil olmuyor. Olduğu yerler de zaten bazı Osmanlıca ve de Arapça ifadelerin kullanışlarıyla veya kısa tarihi dipnotlar vesilesi ile yapıyor bunu. Son olarak Taha Akyol’un iyi bir etüt ve de titiz bir çalışmayla hazırladığı belli olan “Ama Hangi Atatürk?” isimli çalışması; Atatürk’ü belli bir şablona hapsetmekten ziyade onun ne yaptığını ve de hangi şartlar altında yaptığını değerlendirme fırsatı veriyor bize. “O yüzden zaman zaman birbiriyle çelişen bu sözler, tavırlar, tutumlar kargaşasını, Atatürk'ün olgunluk dönemine ait notlarının, konuşmalarının, eylemlerinin süzgecinden geçirmek şart... Bu yapılmayıp da 1920'lerin kargaşasından rast gele bir fotoğraf çekince Atatürk, herkesin kullanımına açık "Binbir surat"lı bir lidere dönüşüyor ve 'bunca yalancı' içinde kimin doğruyu söylediğini bulmak, hepten güçleşiyor.”