Dağcı’nın eserleri ile üniversite yıllarımda tanıştım. İlk olarak Yoldaşlar’ı okumuştum. Daha dün gibi hatırlıyorum. Sonra Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam,sonra Yansılar serisi ve sonra diğerleri... Ve onun şahsında Kırım’ı daha bir sevip daha bir ilgi duydum o topraklara. Ardından yazarla ilgili ne kadar eser ve yazı varsa okumaya başladım. Mesela çok merak ettiğim suretini yine onun “Hatıralarda” adlı eserinin kapağında görmüştüm. Dergi, gazeteler ve internette Dağcı ile ilgili bilgilere ulaşıp takip etmeye başladım vs. Bence o sadece yazdıklarıyla değil yaşadıklarıyla da çok önemli bir isim Türk Dünyası için.
Benim dedelerim Kırım’lı falan değiller. Hatta,Kırım’lı bir tanıdığım bile yok. Ama bütün bunlara rağmen iyi ki Cengiz Dağcının eserleri varmış demek geliyor insanın içinden. Edebiyatın ne kadar mühim bir araç olduğunun en güzel örneklerinden birisi de onun yaşadıkları olsa gerek. Düşünsenize, muazzam bir trajedi var ortada ve bu trajedinin kurbanı olan yüz binlerce insan. Fakat o acıyı hissettirebilecek bir şeyler eksik kalıyor. Herkes kendi sıkıntısını çekiyor ve bir müddet sonra unutulmaya yüz tutuyor. Fakat yazar “Kırım’ın ve Türklerin İkinci Dünya Savaşındaki hafızası” oluyor adeta. Bence Steven Spielberg “Schindler’in Listesi” ile nasıl ki kendi milletini yüceltiyorsa o da eserlerinde büyük bir haksızlığı bütün dünyaya ilan etmiş oluyor!