107Yorum
gtolu
24.02.2003
1995 yılında bir arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum...fransız bir eleştirmen bu kitabı "şaheser" olarak nitelendiriyor... hala hatırladığım bölüm : şems-i tebriziyi kim öldürdü? " başlıklı bölümdü... herkese de bu bölümü ve türkan şoraylı bölümü tavsiye ederim... türkiye, orhan pamuk gibi bir yazara sahip olduğu için gurur duymalı... sevgili orhan pamuk, iyi ki varsınız...
tarkovsky
02.02.2003
Orhan Pamuk'un yayınlanmış romanları içinde doruk noktasıdır Kara Kitap diye düşünüyorum. Romanda anlaşılamayan bir şekilde ve aniden ortadan kaybolan karısı Rüya'yı arayan Galip; aslında bu arayışı kendine, kendi yaşamı ve yaptıklarına, hayata bakışına doğru yönlendiriyor. Diğer bir deyişle Galip aslında kaybolan karısını ararken bir yandan da hayatta kendi yerini aramaya başlıyor bu arayış sürecinde.

Orhan Pamuk'un Kar romanı dışında direkt siyasi mesajlar içermeyen uslubu onun bu romanında hissediliyor olsa da; romanın üstü örtülü anlamlı siyasi mesajlar içerdiğini düşünüyorum.

Yer altında gizlenmiş ve eski hayatı temsil eden mankenler; bir anlamda Cumhuriyetin getirdiği hızlı değişim ve geçmişle bağların koparılması uygulamalarına referans ve eleştiriler içeriyor.

Kitabın "Boğazın Suları Çekildiğinde" başlıklı ikinci bölümü çarpıcı,güçlü ve son derece yaratıcı bir üslüpta yazılmış. Tüm kitabı okuma noktasında sabır gösteremeyenler veya sıkılanlar için özellikle bu bölümün atlanmadan okunmasını tavsiye ederim.
muratdereli
Kitapkurdu
03.11.2002
Yazarın bu eserinde mazimizden, kültürümüzden, şiirimizden, inancımızdan unsurlar,tutamaklar, çeşniler araması kendisi için iyi bir not. Ancak Orhan Pamuk’un hemen bütün eserlerinde yer alan eski kültür ve inançlarımızın, aynı zamanda derin bilgi ve geleneğe bağlı olduğu da unutulmamalıdır. Kara Kitabın konusu üç kişinin başından geçen önü sonu belirsiz bir olaydır. Eserde sır ve esrara özeniş, hayal ve fantezi ile beraber, polisiye tarz ve aşk romanı özellikleri bulunmaktadır.
KY-39124
03.09.2002
Kara Kitap,Orhan Pamuk'un bir İstanbul romanı.Karısının peşinden İstanbul sokaklarına düşen Galip,kendini bir başkasının;yazar amcası Celal'in yerinde bulacaktır.Peşinde olduğu Rüya'yı Celal'in yazıları yardımıyla aramaya çalışan Galip,kendini birçok hikayenin içinde bulacak,kendini arayan başka insanlarla tanışacak ve en sonunda insanın kendisi olabilmesi için anlatacak bir hikayesi olması gerektiğini anlayacaktır.Kitabın başından ortalarına doğru karmaşıklaşan fakat en sonunda zamanla basitleşen bir anlatımla okunması gereken bir Orhan Pamuk kitabı.
Ayhan SİMŞEK
02.02.2002
Kitap geçiş dönemi özelliklerini yansıtan bir yaklaşım içinde. 300 yıllık batılılaşma hikayesi ve soğuk savaş sonrası değişim rüzgarlarının estiği ve her şeyin hızla değiştiği bir çağda kimlik sorunları yaşayan insanların öyküsü.Bu kimlik bunalımını içselleştirme sorunsalında geçmişle gelecek arasında kaybolan insanların hüzünlü öyküsü.Hikayeler buruk ve sisli betimlemeler umutsuz ve mükemmel
Niyazi Sahin
13.10.2001
Hiç bir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz, yazı hariç
Nuri Topçugil
Kitapkurdu
08.02.2001
Bitmek bilmeyen bir umut ve arayışın kollarında çırpınan talihsiz bir kocanın öyküsü. Ayrıca kitapta yer alan makaleler de çok ilginç. Orhan Pamuk'un ustalığını merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
sevil91
sevil91 19 Ocak 2010
Orhan Pamuk'un başyapıtı Kara Kitap'tır bence,hatta şunu da iddia edebilirim ki Masumiyet Müzesinden sonra en çok ayrıntı hesabı yaptığı araştırmalarla desteklediği kendi uzmanlık alanında olmadığı halde pek çok konuda otoritelere başvurduğu ve zaman harcadığı kitabı da budur.Okuduğum ikinci Orhan pamuk kitabıdır ve onun tarzına tam olarak hakim olmadan neyle karşılacağımı bilmeden ve yapılan yorumlardan habersiz olarak okudum kitabı eğer okumayı düşünüyorsanız bu yorumu okumayı bırakın ve öyle okuyun bence çünkü olumlu yada olumsuz herhangi bir yorum sizin düşüncelerinizi değiştirebilir bir şekilde.Kitabı genel olarak beğendim evet biraz karışık ve gerçekten konsantre olmanız hatta gerekirse kitapta daha önce bilmediğiniz kelimelerle yada yabancı olduğunuz konularla karşılaştığnızda üşenmeden araştırma yapmanız gerekebilir hatta bunu tavsiye ederim çünkü okurken neyin kurgu neyin gerçek olduğu o kadar çok karışıyor ki bazen doğru bildiklerinizden bile kuşkuya düşebiliyorsunuz(belki de kitabı bu kadar beğenmemi sağlayan şey budur)Genel olarak Orhan Pamuk un yanlı bir edebi yaşantısı olduğu düşünülür eğer böyleyse bile bunu umursamıyorum ve herkesin görüşlerine objektif olarak bakabilen nötr bir insan olarak söyleyebilirim ki bu kitapta herhangi bir ideoloji veya bir fikrin tartışması yapılmıyor hatta olaylara üçüncü bir göz olarak bakabilmeyi tek taraflı düşünmemenin önemini görünen gerçekliklerin ardındakini öğretiyor okuyucuya ama bunu yaparken de ders anlatan öğretmen pozlarına girmiyor anlattığı hikayeyi tek bir kahramanın öyküsü olarak indirgeyemem okuyan herkes kendini bulabilir bu romanda,mutlaka evet ben de böyle hissettim böyle düşündüm dedirtecek bölümler var ya da en azından öyle olsaydı o durumda olsaydım dedirtebilecek bölümleri var en çok da boğazın suları çekildiği zaman bölümünü beğenmiştim okurken.içinde uzun cümleler olduğu hatta bir cümlenin bazen bikaç satıra yayıldığı doğru fakat bunun amacının bakın ben ne kadar uzun cümle kurabiliyorum demek olduğunu sanmıyorum her kelimenin her noktanın virgülün anlamlı ve yerli yerli olduğu bir tek kelimenin bile yeri değişse anlamını yitirebilecek olduğu bir roman ayrıca bu kitabı dikkatli okuyun ve yazarın bahsettiği bazı karakterlere ve bazı mekanlara odaklanın.Aynı ayrıntıları başka kitaplarında da bulursanız sanki sevdiğiniz ve özlediğiniz bir arkadaşınızla karşılaşmış hissine kapılabilirsiniz,iyi okumalar..